CEMAATIN PARTİSİ

CEMAATIN PARTİSİ
Ömer CELEP
17 Aralık operasyonuyla birlikte ülkemizde bir kavga başladı. Aslında 17 Aralıkta değil, 7 Şubatta (MİT operasyonuyla) cemaat önce bir peşrev çekti. Hükümet bu peşreve, el enselerle karşılık verdi ama güreş 17 Aralıkla başlamışken ve başlangıçta sanki bir karakucak güreşi havasında geçerken iş kavgaya dönüştü. Başlangıçta kargaşa niteliğindeki itiş kakışlar, öyle bir kontrolden çıktı ki artık hakem de, güvenlik güçleri de ayıramaz hale geldi.
Cemaat elde ettiği bu çapta bir insani ve ekonomik güce, en çok “siyasete karışmama” söylemini zinde tutarak ulaştı. Bu söylemde samimi olup olmadığı ancak bu gün ortaya çıktı.
Bunu kınamıyoruz, ayıplamıyoruz da. Bu günkü kavganın hazırlanış, oluş ve sürüş biçimine ve kavgada kullanılan enstrümanlara bakınca cemaat hiç de siyaset dışı olduğu gibi gözükmemekte. Çünkü kavga edebilmek için elinde yeteri kadar enstrüman ve insan gücünün var olduğu ortada. Bu potansiyele ulaşmış vaziyette.
Bir Arap atasözü var. “Hileyi terk etmek en büyük hiledir” diyor. Bu sözden hareket edildiğinde, “siyaset yapmıyorum” demek de en büyük siyasettir diyebiliriz. Gözüken o ki, hizmet ya da cemaat, adına ne derseniz deyin en büyük siyaseti yapmış oluyor. Gerek 12 Eylül öncesi gerekse 12 Eylül sonrası olsun, el altından ve şuralarda buralarda çeşitli siyasi partilerle gizli ya da açık yaptığı pazarlıklarla “işine gelene” destek vermek suretiyle palazlanmış ve bugünkü “güç” e ulaşmış durumda.
Elde ettiği güçle hükümete kafa tutacağını düşünmüş ve bu kavganın tarafı olmaktan korkmamış gözüküyor. Bazı yazarlarının masum söylemleriyle ortalığı yatıştırmaya çalışsa da, artık hükümet “rest” i görmüş vaziyette. Bunun anlamı, hükümet devlet gücünü de kullanmak suretiyle bu kavgadan galip ayrılmaya adeta odaklı durumda.
İzlediği ince siyasi manevralarla yüzdürülen cemaat gemisi artık su almış gözüküyor. Bize gör bu gemiyi kurtarmanın tek yolu, legal bir siyasi parti kurmalı ve kurduğu bu parti ile yoluna devam etmelidir. Çünkü bundan böyle, “siyasete karışmıyoruz” söylemi inandırıcı olmayacaktır.
Hizmet hareketi bu güne kadar MHP ile olan bağını kesti, bu olayla AK-Parti ile olan bağını da kopardı. Tabanını CHP ye yönlendirmeye gücü de yetmez. Zaten tabiatı gereği iktidar olamayacak bir parti ile illiyet bağı da kurmaz. Bu hale göre de parti kurmaktan başka çaresi kalmamış gözüküyor.
Bütün bunlar gösteriyor ki, cemaatı kurtaracak tek unsur parti kurmaktır. Parti kurmak için nasıl olsa yeteri kadar hatta birkaç parti kuracak ve kurduğu partiyi yaşatacak kadar parası var. Kadrosu da var, geriye de sadece bir tüzük hazırlayıp İçişleri Bakanlığına başvurması kalıyor. Onu da yaptıklarında iş tamamdır.
Ancak; parti kurmanın ve ayrı parti olmanın bedeli ağırdır. Dışlanacaksınız, horlanacaksınız, zorlanacaksınız, sürgün yiyeceksiniz, hapse atılacaksınız, “yokluk” çekeceksiniz.
Sırça saraylarda, bir eliniz yağda bir eliniz balda, işaretinizle et, işaretinizle su, baş işaretinizle altın, göz işaretinizle entrika, el işaretinizle hedef, dirsek dokundurmanızla uçuş, boyun kaşıyarak kararsız, kulak tıkayarak duyarsız, göz kapayarak nazarsız olmayacaksınız.
Parti kurmak kolay da parti kalmak zor iştir. Cemaat bu zorluğa katlanır mı bilemeyiz.
Onların tercihidir. Kendileri bilir…

Yorum Ekle