AVRUPA BİRLİĞİ BİR YALAN MI?

      Avrupa birliği süreçleri bir yalan mı? Öncelikle Avrupa Birliği’nin ne amaçla kurulduğuna,  hangi ideolojide hizmet verdiğine kısaca değinelim.
      Avrupa  Birliği 1957 yılında Fransa, Almanya, Belçika, Hollanda, Lüksembourg, İtalya tarafından aralarında imzaladıkları Roma Anlaşması ile Avrupa ekonomik topluluğu adı altında kurulmuştu. Amaçları 2. Dünya savaşından sonra sanayi açısından önem kazanan iki değerli madde; kömür ve çelik  sektörünü güçlendirmektir. 1958’de yürürlüğe koydukları Roma Anlaşması ile üye ülkeler  önce gümrük birliği yani malların gümrük vergisi ödemeden ülkeler arasında serbestçe alınıp satılmasını öngörmüştür. Bunun yanında ortak tarım, ulaştırma gibi diğer birçok alanda ortak politikalar oluşturulması, ekonomik politikaların yakınlaştırılması, ekonomik ve parasal birlik kurulması, ortak bir dış politika ve güvenlik politikası oluşturmaktır. İlk kurucu ülkelerin dışında İngiltere, Danimarka, ve İrlanda’nın katılımı ile 1973 yılında topluluk genişlemiştir. Daha sonraki  yıllarda Yunanistan 1981, 1986 İspanya ve Portekiz 1986, Avusturya , Finlandiya, İsveç 1995 tarihlerinde topluluğa girmişlerdir. 2004 yılında üye ülke sayısı en geniş katılımla Güney Kıbrıs Rum yönetimi, Malta, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Letonya, Macaristan, Polonya, Slovenya, Slovakya’nın katılımları ile 25’i bulmuştur. Birliğin ideolojisi ve temel değerleri  kendi tüzüklerine göre kalıcı barışın sağlanması, birlik, eşitlik, özgürlük, güvenlik ve dayanışmanın yanında, özgürlük ve demokrasi ilkelerini korumak ve tüm üyeler tarafından insan haklarına saygı ve temel haklar ile hukukun üstünlüğü kuralının uygulanmasını sağlamaktır.
      Bu satırlara bakarak yukarıda bahsettiğimiz  insan haklarına oldukça değer  veren özgürlük ve  demokrasi kavramlarını temel ilke olarak kabul eden Avrupa birliği ülkelerini geçmişlerini inceleyelim.
    İNGİLTERE
   Dünya tarihinin en büyük sömürge imparatoru,  diğer adı ile üzerinde güneş batmayan ülke. Sayısız ülkeyi sömürge haline getirmiş ve dünyanın en büyük imparatorluğu haline gelmiştir. Sömürge yaptığı ülkelerdeki insanları köle gibi kullanmış,  bütün kaynaklarını kurutup aç bırakmış, yeri geldi katliamlara başvurmuştur. En yakın örneği 1788-1893 tarihlerinde Avustralya  yerli halkı Aborjinlere  yapılan katliamlardır. İnsanlar esir tutuldukları yerlerde salgın hastalık katılmış yemekler yedirilerek  yok edilmiş, 721 bin Avustralya yerlisinden 31 bin insan hayatta kamlaştır
    FRANSA
   20. yüzyılın soykırım mimarı. 1830 yılında Cezayir  işgalinde 132 yıl boyunca Cezayir’i işgal ve sömürge halinde tutan Fransa  1954-1962 yılları arası 1,5 milyon Cezayirli’yi  katletti.  Aynı zamanda 1. Dünya savaşının sonunda farikada 900 bin insanın ölümüne sebep oldu.
   İTALYA 
   1911’den 1940 tarihlerine kadar işgal edip sömürge haline getirdiği libya’da  çöllerde kurduğu toplama kamplarında yüz binlerce Müslüman katledildi.
   BELÇİKA
   1. Dünya savaşında Ruanda’nın yönetimin ellerine geçiren Belçika,  sömürge haline getirdiği  Raunda da 10 milyon insanın ölümüne imza atmıştır.
   ALMANYA
   1891 yılında sömürge amacılı işgal ettiği Nabibya’da 117 bin insanı katletti,  132  bin Namibyalı’dan  15 bini sağ kalabildi 2. dünya savaşında tarihin en büyük katliamını yapmış Avrupa da ki diğer milletlerden 21 milyon insanı her türlü işkenceler altında katletmiştir.
   DANİMARKA
   Sovyetler birliği işgalinden kaçan 250 bin Alman mülteciyi toplama kamplarında işkencelerle katletti.
    İnsan hak ve özgürlüklerini temel ilke olarak kabul etmiş bu ülkeler daha yakın zamanlarda Bosna Hersek’te yapılan insan katliamına seyirci kalmış, 1992’de başlayan ve üç yıl süren bu katliamda 312 bin insan, bu insan hak ve özgürlüklerini temel ilke sayan bu insanların ülkelerini yanında gözleri önünde katliama maruz bırakılmıştır.
     Bütün bunları okuyarak söyleyebilir miyiz ki;  son yıllarda girmek için çaba gösterdiğimiz  Avrupa Birliği bizim için güvenilirdir.1959’da ilk olarak üyelik için kapısını çalmışız. O tarihlerden bu yana sürdürülmekte olan müzakerelerden hiçbir sonuç alınamamıştır. Son yıllarda özelikle 1999 tarihinden sonraki müzakerelerde Avrupa Birliği uyumlaştırma çalışmalarında,ortak adalet ve içişleri  politikası uyumu, AB ortak balıkçılık politikası uyumu, AB telekomünikasyon ve bilgi toplama politikası uyumu, AB bölgesel politikası uyumu, AB çevre politikaları uyumu, AB eğitim politikaları uyumu, AB ekonomik ve parasal politika   uyumu, AB enerji politikası uyumu, AB gümrük birliği  uyumu, ortak dışişleri ve güvenlik politikası uyumu, AB sanayi politikası uyumu, ortak tarım politikası uyumu, AB taşımacılık politikası uyumu, malların serbest dolaşım ve ticaret politikası uyumu, AB  ortak vergilendirme politikası uyumu. Bence bütün uyum politikasına rağmen hala müzakerelerden bir sonuç alınamaması  95 sene önce bizi işgale kalkışan, günümüzde bile Ermeni lobilerinin arkasında olup, Ermeni soykırımı inkarını suç sayan yasayı parlamentolarında kabul etmişlerdir. Avrupa Birliği ülkeleri kendi ülkelerindeki terör eylemlerine karşı hep birlikte mücadele ederek, bunun en büyük kanıtı da şudur ki İspanya’nın Bask bölgesinin bağımsızlığı için mücadele eden ETA örgütü için hep birlikte mücadele kararı almış, ETA’nın meclisteki uzantısı parti kapatılıp yöneticileri cezalandırılırken, AB ülkeleri İspanya’ya büyük destek vermiştir. Fakat ülkemizde faaliyet göstermeye çalışan malum terör örgütü konusunda yaklaşımı oldukça farklıdır. Kırmızı bültenle aranan terör suçluları Avrupa parlamentolarında konuşturulmakta,  terör örgütü uzantısı biçimindeki siyasi partilerin kapatılması konusundaki yasal işlemler demokratikleşmeye aykırı bulunmaktadır.
      İşin kısası şudur ki; bizim için Avrupa Birliği üyeliği uluslararası ilişkiler ve iç dengeler bakımından özünde doğru ise de, birlik üyesi ülkelerin zihin dünyalarında yer eden tarihi gerçekler sebebi ile sonu belli olmayan bir serüvene dönüşme tehlikesi ile karşı karşıyadır.  Yapılacak politikalarda bunları göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Aksi taktirde AB’ye girme çabasında oluşacak sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi olumsuzlukların  faturasını ödemek ülkemiz için çok güç olacaktır.

Yorum Ekle

CEVAPLA

Yorumunuzu giriniz.
Lütfen isminizi giriniz.