AMASYA’DA GEZİ ÖZENTİSİ EYLEMİ

AMASYA’DA GEZİ ÖZENTİSİ EYLEMİ
Ömer CELEP
3 Haziran günü Amasya’mızda hiç alışık olmadığımız bir eylem haberi duyduk medya dünyasından. Özellikle paralel yapı ve malum medya ağzını öylesine yayarak, öylesine açarak, öylesine salya fışkırtarak anlatıyor ki hiç sormayın.
Öğrendiğimize göre olay; bir iş adamının DDY den veya hazineden kiraladığı bir araziye benzin istasyonu yapmak amacıyla bir arazi kiralaması ve kiraladığı arazi üzerinde bulunan yaklaşık on, on iki kadar ağacı kesmesiyle bir grup malum düşünce vatandaşı, “ağaç katliamı” yapılıyor gerekçesiyle eylem başlatmış. Bağırmışlar, çağırmışlar, hakaretler yağdırmışlar, küfürler savurmuşlar velhasıl Gezi Parkı özentisine girerek kinlerini kusmuşlar.
Yaklaşık yirmi beş otuz kişi olduğu söylenen ve hemen çoğu üniversite öğrencisi olduğu sanılan bir gurup, bir şekilde olay yerine gelerek; ağaç sever, doğa dostu, vatanperver, halk adamı, görev titizi, ağaç hassası kesilerek olayı protesto etmişler.
İçimizden, “vay anasını!” demek geldi!..
Ne günlere kaldık!… Bütün bu artı değerleri savunmak, üç buçuk soytarıya kalmış! Eğer bunlar öğrenciyse gidin bakın, inceleyin, ya okumakta zorlanan, dersinde başarısız, baba parasıyla vatan kurtarmaya çalışan bakımsız cengaver, kimi legal kimi illegal sol örgütlerin müdavimleri, kulakları küpeli, keçi sakallı, dar pantolonlu, entel takılan, anarşist ruhlu, macera tutkunu, cazbant kültürlü, özenti hastası çapulcular olduğunu görürsünüz.
Bu haberi; sözüm ona kendilerini “cemaat” olarak ifade iden; geleceğini dış güçlerin entrikalarına para karşılığı kiralamış, bütün inancını para için tuzaklamış bir grubun medyasından öğrendik. Haber spikerleri, olayı öylesine ballandırıyor, öylesine dallandırıyor ki, görenler azami otuz kişinin yaptığı yıkım san ki bütün Amasyalı yapıyormuş görüntüsü vermeye çalışıyor.
Aynı haberi malım medya grubundan da dinledik. Onların haber sunum anlayışlarını biliyoruz. Onlar; sivrisineğin mide gorultusuna hoparlör bağlayıp, “gök gürültüsü” diye millete yutturmaya çalışırlar.
Bu gerçek; bizim bu medya hakkında öteden beri bildiğimiz bir durumdur.
Ama “cemaat” medyasının, malum medyaya bu kadar kısa sürede adapte olması, aslına bakarsanız çok manidardır.
Bu haber ve bu haberi sunuş kaynağı ve sunuş biçimi bizim için çok düşündürücüdür.
Önümüzde bir cumhurbaşkanlığı seçimi var. Bu seçimde kimin veya kimlerin nerelerde yer alacağının göstergesi olarak algılamak gerektiğini düşünüyoruz.
Bu tür haberler ve haber kaynakları ülkenin iki siyasi anlayışta birleşeceğinin sinyallerini veriyor.
“Çatı aday” arayışları, bu güne kadar hiçbir konuda hiçbir uzlaşı içine girmeyen siyasi partilerin kan düşmanlarıyla “birlik” arayışları o birleşmenin işaretlerini veriyor.
Aslına bakarsanız böyle bir birleşmeden ülkemiz kazanır. Bu ülke bu kadar çok parti ile “muasır milletler” seviyesine çok zor ulaşır. Birleşme olsun. Ülke gerçeklerinde “sağ ve sol” realitesi vardır. Bu realitede herkes yerini alsın. Bu kadar ayrışıklık bize fantezi geliyor.
Ülkemiz bu kadar sokak hareketiyle çok büyük zararlar görüyor. İşin bir çarpıcı tarafı daha var ki, çok manidar… Sokak eylemleri, enflasyon yüksekliğinden değil, hayat pahalılığından değil, haksızlık adaletsizlikten değil, özgürlüklerden değil…
Ağaç kesiminden, sokak hareketlerinde zarar görenleri protesto, bilmem kimin ölüm yıldönümü, bilmem neyin anısına…..
Ey bu eylemleri yapan güruh!
Size kim inanır, kim destek verir? İşte böyle çıkarsınız sokaklara, yakıp yıkarsınız, tahrip edersiniz ve bu aklınızla da halk desteği beklersiniz öyle mi?
Bu gün hava neden bulutlu? Yürüyüş yaparsınız… Neden güneşli yürürsünüz… Keçi neden patikada yürüyor? Yürürsünüz… Menekşe neden mor? Yürürsünüz… Solucan neden sürünür? Yürürsünüz…
En sonunda millet de size der!
Yürrrrüüüü!…

Yorum Ekle

CEVAPLA

Yorumunuzu giriniz.
Lütfen isminizi giriniz.