Türkiye Tarihi, HIST200 kodlu Ders Bitirme Ödevi, 5 kişilik bir Grup Çalışması
Röportaj: Mehmet Yavuz ERGEN
Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi
Bilkent Üniversitesi Tarih bölümü bu projeyi onayladı, bitince Bilkent Üniversitesi’nin Resmi Kütüphanesinde yayınlanacak ve bir başkası kendi makalesinde atıf yapabilecek düzeyde bir kaynak olacak.
TAŞOVA GEN. HABER SİTESİ EDİTÖRÜ AHMET GÜNAYDIN ile RÖPORTAJ: (3)
O zaman şu soruyla devam etmek istiyorum. Ali Rıza Günaydın’ın kültürel sermayesi, mesleki arka planı bu matbaayı kurma girişiminde nasıl bir motivasyon sağlamış? Yani bu matbaayı kurmadaki motivasyon nasıl bir şeydi?
Tabii ağabeyim dediğim gibi ta okul yıllarında bu işe gönül vermiş. Aslında 1957’lerde Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi’nde rahmetli dayımın yanında 1 yıl okuyup daha sonra da (aslında okuyamadığından filan değil), yani düşünün o yıllarda neredeyse istese liseyi bitiriyordu. Ama bir an gaflet mi diyelim, artık her şey nasip tabii insanoğlu yarın ne olacağını hiçbirimiz bilemiyoruz. Dolayısıyla o kapasitesi vardı. Her şeyden önce isteklilik bir işe merak sarmak ve o işi yapmak. Ama bu cahil bir insanın yapabileceği bir iş değil. Matbaa demek okumak demek, eğitim demek. O açıdan o tür donanımı vardı zaten.
Eee, lise terk değil mi?
Liseyi bitiremedi ve rahmetli babamızın mesleğini yapmak zorunda kaldı aslında.
Baba mesleği Neydi?
Kalaycılık, bakırcılık, işte zücaciye satış işleri. Kendi dükkanımız vardı Taşova’nın meydanında. Ama mesela ben kalaycılığı öğrenemedim. Çünkü çok zor bir meslekti. Kap kalaylama o zaman. O da tarihe karışmak üzere meslek olarak. Şimdilerde sadece yayla zamanında geliyor kalaycılar Maraş’tan veya değişik yerlerden. Onlar bu işi bir süre daha ettirebilirler, o da bakır kazanlar veya diğer eşyalar yaylaya çıkarken gerektiği için. Taşova’da 70’li yıllarda Karadeniz’den çok esnaf vardı. Biz aslen Ofluyuz. Bizim gibi birçok hane vardı. Onların da çoğunun mesleği kalaycılık bakırcılıktı ama abim bu mesleği çok iyi yapan biriydi. Kalaycılıkta saniyeler çok önemliydi, işin öyle bir zamanlaması vardı ki, fırında işte ekmeğin, pidenin zamanlaması gibi. Kalayın da aynıydı. Ben öğrenemedim ama abim benden daha seki olduğu için o işin de üstesinden geldi ve bu matbaa işini de başardı.
Peki Taşova’da matbaa kurma fikrini doğuran dönemsel ihtiyaçlar ve de bu fikirlerin oluştuğu tarihsel siyasi ortam, yerel ihtiyaçlar. Konjonktür nasıldı o zaman?
O dönemde ağabeyimin rahmetli Zeki Alan adında Alpaslanlı eski adı Zuday öğretmen bir arkadaşı vardı. Bu eğitim seviyesi yüksek beldemiz daha sonra tabii nüfus nedeniyle köye dönüştü, ama şu anda bile lokantası olan bir köy. Bırakın lokantayı müzesi olan bir köy. Çok güçlü, güzel bir müzesi olan bir köy, sağlık ocağı gibi birçok farklı özellikleri var. Kirazı çok meşhur. Şu an kiraz alım merkezi de yapılıyor beldenin girişine. Tabii Zeki abimizin abimi teşvik edip yani bu işe başlamasında çok büyük rolü var. Zeki Alan aynı zamanda kendi beldesinin ortaokulunun müdürüydü o dönemde. Ama Taşova’da böyle bir ihtiyaç vardı. Yani hem matbaa ihtiyacı, Tabii gazete ihtiyacı da vardı. O zamanlar bir takım ilanları yayınlatmak zorunluydu. Dernek tüzükleri, kongre ilanları, zayii ilanları gibi. Bu tip ilanlarının yayınlama zorunluluğu olduğu için ilan için vatandaşlar Erbaa, Amasya, Samsun veya Tokat’a. Rahmetli abim Zeki Alan ile matbaayı açtığı için bir nevi kolaylık da sağlanmış oldu ilçe halkına. Yani siyasi olarak yıl: 1971 sağ sol olayları yoktu. Bilindiği gibi 1976’larda böyle bir ayrım başladı. Tabii Zeki abi bıraktı daha sonra Ankara’ya taşındı. Ama biz o dönemde bile keskin bir şekilde sağ ülkücü tandanslı abim işte MHP’nin Taşova kurucusu. 1972’de Alparslan Türkeş geliyor onu karşılıyor MHP İlçe Başkanı olarak. Ama görüşünü gazeteye hiçbir zaman için hissettirmedi. Yani bizim sorumlu müdürlerimiz: Merhum Necati Özkavaklı, merhum Kemal Ceylan, Şükrü Soyal geçen sene rahmetli oldu. Yani o tür şeyleri aşan bir yapısı vardı abimin. Dolayısıyla çok fazla öyle bir sıkıntılar oluşmadı Taşova’da siyasi bir anlamda.
Bu dediğiniz isimler sol görüşlü isimler ama gene de sizin gazetenizde sorumlu yazı işleri müdürü olarak görev yaptılar. Doğru mu anladım?
Evet, Kemal Ceylan hocam gazetemizde makale yazıyordu. Her türlü yazıları yayınlanabiliyorduk. Bizim için hala da devam eden bir tarafsızlık ölçümüz var. Olunması gereken duruş bu olmalı. Yoksa tek taraflı karşı tarafa hayat hakkı tanımayan, onun görüşlerini yayınlamayan bir yayın çizgisini kabul etmiyoruz. Abimizden böyle öğrendik ve hala devam ettiriyoruz. Her türlü sosyal demokrat, komünist hatta daha 10 gün önce toprağa verilen Türkiye çapında ünlü Sel yayıncılığın sahibi İrfan Sancı geçmişte devrimci görüşe sahip. Karadeniz bölgesinde tanınan bir isim. Biz cenazesi ile ilgili üç ayrı haber yaptık. Bu konularda bizim böyle bir çizgimiz, duruşumuz var. Asla ve asla tek taraflı tek cepheden bakan bir yayın politikası izlemedik. İzlemeyeceğiz de.
O yıllarda gazetenin tirajı nasıldı?
O zamanlar abone sistemi vardı. Her ne kadar bir haftada Almanya’ya ulaşsa da bizim yurtdışındaki abone sayımız 1985 – 90 yıllar arasında 160 idi. Başta Almanya olmak üzere tek tük Fransa, İsviçre, S. Arabistan, İngiltere’den vardı. Taşovalı olup gurbette yaşayan insanlarımız. Toplam 480’e yakın yurtiçi ve yurt dışı abonemiz vardı. Yine Taşova içinde devamlı alanlar vardı. Halen de devam ediyor o sistem. Ama internette bu hızlı gelişim olunca postayla gönderme olayını yaklaşık 10 sene falan olmuştur. Yani 2016 gibi tamamen bıraktık. Çünkü posta ile aboneye çok geç ulaşıyordu. Sonra kargolar çıktı. Kargolarla gazeteyi göndermek gazete şu an 5 lira, kargoyla gönderilse zaten 100 lirayı geçiyor. Şu anda her şey internet haber sitelerine evriliyor. Biz de tamamen ağırlığı oraya kaydırdık.
Haftada bir gün Salı günleri olmak üzere gazetenin yayını sürüyor.
Haftada sadece Salı günleri mi çıkıyor?
Evet.
O ilk çıktığı zaman 1971’deki gazete nasıldı?
O yıllarda Taşova’nın pazarı Perşembeye alınmıştı. Uzun süre perşembe günleri çıktı. Ha sonra bizim bir de günlük gazete maceramız da var. 1984’te. Yani Of’tan döndükten sonra.
Pazartesi hariç haftanın 6 günü gazete çıkarttık 1 yıl boyunca. Artık matbaada yatıyorduk O zaman teknik ofset de değil. Harfleri tek tek elle dizip sayfayı hazırlıyor, sonra öbür sayfaya başlamak için harfleri tekrar dağıtmak zorundaydık. Çok ağır şartlarda bir günlük gazete oldu sürecimiz oldu. Sonra haftada 3 güne, Haftada iki güne düşürdük. Şu an haftada bir gün çıkarıyoruz. Ağabeyimin anısını yaşatmaya çalışıyoruz, nereye kadar gidiyorsa devam edeceğiz. Dönem dönem gazeteyi biraz daha geliştirip, renklendirin talepleri oldu ama mümkün değil bu ortamda. Çünkü yazılı basına ilgi gittikçe azalıyor.
(Devam Edecek)


