Adaletli olmak Eşit olmakla aynı şey midir?… Tavşanın suyunun suyu

Herkesin dilinde pelesenk olmuş bir söz vardır  adalet eşitliktir  diye. Acaba öyle midi gerçekten?
Bir terzi; bir kolu kısa olan müşterisine ceket dikerken ;hayır ben adaletli davranacağım ve iki kolu da eşit uzunlukta dikeceğim demesi makul müdür?
Evet çoğumuz söyler, okur, yada duyarız;  adalet eşitliktir diye . Ancak görüldüğü gibi; vicdan böyle söylemiyor, akıl yani mantık da böyle demiyor.
Yine örnekleri çoğaltabiliriz: biri 8 yaşında biri 18 yaşında olan iki çocuğu olan bir ebeveyn
düşünelim. Biz çocuklarımız arasında adil davranmak istiyoruz deseler ve her ikisine de aynı
yani eşit miktarda harçlık verseler sizce makul müdür?
Malum 8 yaşında olan bisküvi çikolata ve oyuncak ihtiyacı duyarken 18 yaşında olan giyim
aksesuarı ve kafe sinema kitap masrafını düşünür değil mi? Şimdi bu  şartlarda ya ikisine de az para ya da ikisine de çok para vereceksin ki dillendirilen adalet eşitlikle mümkün olsun. Ancak açıkça görülür ki bu mantıklı değil. Doğal olarak 18 yaş olanın daha çok paraya ihtiyacı vardır dolayısıyla eğer ebeveyn adaletli davranmak istiyorlarsa küçük çocuğa az, büyük çocuğa daha çok miktarda para vermelidir böylece adalet yerini bulsun.
Bir başka örneğe geçelim: Soğuk bir memlekette ; bir kardeş uzaktan eğitim alıyor diğeri ise örgün eğitim alıyor yani fiziksel olarak okula gidiyor. Her ikisine de ayakkabı ve kaban alınacak diyelim…sizleri duyar gibiyim eşitlik olsun… Öyle mi gerçekten? Dışarı çıkan gencin daha çok ısıtacak ayakkabı ve kabana ihtiyacı olduğunu hepimiz kabul ederiz değil mi? Yani eldeki bütçeyi bu yönde değerlendirmeliyiz. Belki her ikisine de ayni ayakkabı ve kaban alacak bütçemiz vardır; ama evde olan ve uzaktan eğitime katılan kişinin belki de kaban değil de hırka veya ceket alması daha makul olmaz mi? Ve ya kocaman bot yerine kibar bir ayakkabı.
Yardım sadece para ile olmaz zaman tanımak da bir yardımdır.
Ve adaletli olmak için eşitliği sağlamak gerekmediği durumlar vardır. Örneğin bir işyerinde bir emzikli çalışan bir de bekar çalışan olsun ve yöneticinin çalışanlarına verebileceği 2 saatlik bir boş zaman olsun . Şimdi bu iki saati iki çalışanına eşit olarak dağıtırsa yani her ikisine de ayrı ayrı 1 er saat izin verirse, sizce vicdanen adaletli mi davranmış olur? Yoksa emzikli olan yani bebeği olan anne çalışanına mesela 1 buçuk saat diğer bekar çalışanına yarım saat izin verse daha adaletli davranmış ve hak yerini bulmuş olmaz mi?. Bekar olan buna belki itiraz edecek ben de o zamanımı  sohbet ederek kahve içerek geçirmek isterim diye. Ancak unutmamak gerekir ki hayat   şimdi de dengeyi sağlamak üzerine kuruludur. Ve anne çalışanın memnun olması beraber çalıştığı iş arkadaşlarına da yansıyacaktır
Bu konuya benzer başka örnek bakalım: yine iki çocuğu olan bir ebeveyn düşünelim.
Çocuklardan birisi engelli diğeri sağlıklı olsun. Bu ebeveyn iki çocuğu da aynı zamanı mı
harcayacaklar? Yoksa makul olan engelliye daha çok zaman harcamak mıdır? Tabii olan engelli çocuğa daha  çok zaman harcanmasıdır. Zira engelli çocuğun sağlıklı olana göre daha  çok desteğe ihtiyacı vardır. Ebeveyn ancak bu şekilde davranırsa adalet yerini bulur öyle değil mi?
Bunu Nasreddin Hocadan öğrenerek ‘Eşitlikçi Kıyas’ diye de adlandırabiliriz.
Bir gün bir avcı, bir tavşan vurup Hoca’ya getirmiş. Hoca da ona izzet ikram edip çorba yedirmiş.
Bir haftadan sonra birkaç adam gelip Hoca’ya misafir olmak istemişler. Hoca:

—Siz kimlersiniz? diye sormuş. Onlar:
—Tavşan getiren adamın komşularıyız, demişler. Onlara da ikramlarda bulunmuş. Birkaç gün sonra birkaç kişi daha gelmiş. Hoca sorunca demişler ki:
—Biz tavşan getiren adamın komşularının komşularıyız.
Hoca:
—Hoş geldiniz, deyip bunların önüne bir tas su getirip koymuş.
—Bu nedir? Diye sormuşlar. Hoca demiş ki:
—Bu tavşanın suyunun suyudur.
Yani mantıksal açıdan bakacak olursak:
Sen komşunun komşususun,
Öyleyse bu da tavşanın suyunun suyudur.
Bu fıkraya bakacak olursak burada yapılan kıyasta görünüşte ortak gibi görünen tavşanın suyu ile tavşanın suyunun suyu aslında eşit değildir.
Hayat şimdi şu an dengede olabilmektir. Denge barış getirir. Mutluluk getirir. Tıpkı tahtaravallide oturan biri  şişman diğeri zayıf iki  çocuktan zayıf olana kuvvet vererek yaptığımız gibi davranırsak her iki çocuğu da mutlu etmiş oluruz .
İşte adalet budur.
Zümrüt Aysun Caba
19 Aralık 2021

Yorum Ekle