16. YÜZYILDA BİR OSMANLI HUKUKÇUSU TAŞOVALI DEDE CÖNGİ

                           (Araştırma-İnceleme: Abdullah Seçkin)

Yüzyıllar boyunca milyonlarca kilometrekare toprağı ve bu topraklar üzerinde yaşayan insanları yöneten Osmanlı Devleti kılıç gücüyle ayakta kalmış bir devlet değildi. Osmanlı’da esas olan adalet ve kanundu. Uyguladığı adalet sistemi ile asırlarca ayakta kalmıştır. Geçmişte idare ettiği topraklarda bugün 40 küsur devlet ve birçok millet oturmaktadır.

Peki yüzyıllar boyunca uyguladığı hukuk sistemiyle ayakta kalan Osmanlı Devleti’nde padişahlar kararları nasıl veriyorlardı? Osmanlı devlet adamları hukuka, kanunlara uyma konusunda son derece hassas davranmaktaydılar.

Seni kanuna şikayet ederiz…

Budin seferinden dönerken ordunun tarladaki ekinini çiğnediği için sinirlenen ve elindekini padişahın atına doğru atarak atı ürküten köylü, padişahın yanına getirilmişti.

Kanuni Sultan Süleyman: Neden böyle yaptın?

Köylü: Askerleriniz yeni ektiğimiz ekinleri çiğnediler. Ya bu zararı ödersiniz, ya da sizi şikayet ederim.

Kanuni sultan Süleyman: Bizi kime şikayet edeceksiniz?

Köylü: Seni kanuna şikayet ederiz.

Köylünün verdiği cevap Kanuni’nin çok hoşuna gitmiş ve köylünün zararını ödemiştir.

Yine  Kanuni’nin bir isteğini Ebussuud Efendi, “Nâ-meşru olan nesneye emr-i sultanî olmaz!” (Hükümdar, hukuka aykırı bir şeyi emredemez) diyerek karşı çıkmıştır. Görüldüğü gibi Osmanlı devlet adamları her konuda kanunlara harfiyen uymuşlardır. İşte  Osmanlı Devlet adamlarına, bir devleti şer’î hükümlere göre idare etmenin esaslarının anlatıldığı ve idârenin devamı için gerekli olan bütün kanun, nizam ve talimatlarını hangi kaideler çerçevesinde tanzim edileceğinin yazılı olduğu es-Siyâsetü’ş-Şer’iyye: (Siyasetname) ve Osmanlı Padişahlarının  bütün harcamalarını, şer’î hükümler çerçevesinde değerlendirdiği, gelir ve gider cetvellerini anlatıldığı yani Osmanlı malî hukuku ve bütçe esaslarıyla ilgili Risâle fî emvâli beyti’l-mâl ve aksâmihâ ve ahkâmihâ ve maşârifihâ isimli eserlerin yazarı Taşova Uluköy’de doğan Dede Cöngi’dir.

Dede Cöngi’nin hayatı

Osmanlı Kanunnâmelerine yön veren şer’î esasları derleyen Siyâset-i Şer’iyye Risâlesi veya Siyâsetnâme’nin yazarı, Dede Cöngî, 16. yüzyılda yaşamıştır. Devrin önemli âlimlerindendir. Dede Efendi, Dede Halife ve Kara Dede diye de bilinmektedir. Yazılarını “Cönk” denilen defterlere yazdığı için Dede Cöngi adıyla bilinmektedir. Asıl adı Kemâleddîn İbrahîm bin Bahşî’dir. Taşova’nın Uluköy (Sonusa) köyünde doğmuştur.

1514 yılına kadar deri tabaklama işiyle meşgul olduktan sonra ilim tahsiline başlamıştır. 1528 yılında mülâzım olmuştur. (Mülâzım: Osmanlı dönemi ilmiyede medrese tahsilini bitirip icazet alan. Stajyer.) Önce 20 akçe  ile Bursa Bayezid Paşa Medresesi’nde göreve başlamıştır. Daha donra müderrisliğe yükselmiştir. Sonra 25 akçe ile Amasya Büyük Ağa Medresesi’nde, 30 akçe ile Tire’de Kara Kadı Medresesi’nde müderris, 40 akçe ile Merzifon Sultaniyesi’nde müderrislik yapmıştır. 1543 yılında Diyarbakır’daki Hüsrev Paşa Medresesi’nde müderris ve müftü olmuştur. Daha sonra 1545 yılında Halep’te yeni yapılan Hüsrev Paşa Medresesi’ne müderris ve müftü olarak atanmıştır. Dede Cöngi, Halep Hüsrev Paşa Medresesi’nin ilk müderrisidir. 1550 yılında Süleymaniye-i İznik pâyesine terfi etmiştir. 1557 yılında Kefe Kadılığı’na tayin edilmiştir. Bursa’da 1567 yılında vefat etmiştir. Mezarı Bursa Setbaşı’nda, Hoca Muhammed Karamanî mescidinin haziresindedir.

Osmanlı hukukunda âbide sayılabilecek iki önemli eseri

1-es-Siyâsetü’ş-Şer’iyye: (Siyasetname) Arapça olarak kaleme alınan eser Siyâsetnâme adıyla da bilinmektedir. Bu eser Osmanlı Devlet adamlarına, bir devleti şer’î hükümlere göre idare etmenin esaslarını anlatmakta ve idârenin devamı için gerekli olan bütün kanun, nizam ve talimatlarını hangi kaideler çerçevesinde tanzim edileceğini göstermektedir.(*) Osmanlı döneminin siyâset-i şer’iyye konusundaki en etkili ve meşhur eseri olarak kabul edilmektedir. Şeyhülislam Meşrebzâde Arif Efendi tarafından Osmanlı Türkçesine tercüme edilen eser 16. Yüzyıldan 20. Yüzyıla kadar Osmanlı şer’î siyaset anlayışı üzerinde etkili olmuştur.(**)

2.Risâle fî emvâli beyti’l-mâl ve aksâmihâ ve ahkâmihâ ve maşârifihâ. Beytülmalın gelir kaynakları, çeşitleri ve gelirlerinin gider fasılları manasına gelmektedir. Osmanlı malî hukuku ve bütçe esaslarıyla ilgili eseridir. Osmanlı Padişahlarının  bütün harcamalarını, şer’î hükümler çerçevesinde değerlendirmekte, gelir ve gider cetvellerini anlatmaktadır. Bu eser de Arapça olup devlet bütçesiyle ilgili şer‘î hükümleri ihtiva etmektedir. Dede Cöngi bu eserini Kanûnî Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Mustafa’ya ithaf etmiştir.

Kaynaklar: 1- Ahmet Akgündüz, Osmanlı Kanunnameleri, İstanbul 1992, cilt:4 122-254

 2- Doç. Dr. Asım Cüneyd Köksal, Siyaset, Es- Siyâsetü’s- Şer’iyye, İlke Yayıncılık, İstanbul,2019

3-Abdullah Sabit Tuna, Yüksek Lisans Tezi

(*) Ahmet Akgündüz Osmanlı Kanunnameleri

(**) Doç. Dr. Asım Cüneyd Köksal sf: 14-15 Dede Cöngi )

 Araştırma-inceleme: Abdullah Seçkin

Yorum Ekle