Genel ve yerel tarih, coğrafya ve kültürel yapı roman gibi veya hikaye gibi yazılamaz. Belgelere ve bilgilere dayanmalıdır. Hatırat ve anı yazıları önemlidir fakat muhakeme edilmeden tarih gibi, kültür gibi tamamen kabul edilemez. İlle de pişmesi lazım. Çiğ olmaz. Tarih hayale dayanmaz. Ancak kimi yazar hayal dünyasında gezer, dolanır! Her yerde her olayda her işte doğru olmak, doğru yazmak, doğru konuşmak, vicdani ve insani vazifedir.
Musalu: (Zuday civarında ve bugün yerleşim yeri değil.)
Obalu: (Zuday civarında ve bugün yerleşim yeri değil.)
Yenişehir: (Guşeyh köyünün eski adı olabilir. Guşeyh köyünün eski adını Yenice olarak biliyorum ancak Yenişehir ismini Karaağaç köyüyle yan yana görünce farklı bir fikir anlamında düşüncemi ifade etmek istedim.)
Hormu: (Türkmendamı köyünün antik adı olma ihtimali çok yüksek. Kalekale köyünün antik adı Hormu değil. Dörtyol köyü, 1928 yılında Kalekale adıyla kayıtlı. 535 yılında Koloe. 5. yüzyıldan itibaren piskoposluk (kaza) olan Koloi / Xoloe adlı yerdir. Adının, Türkçe’ye üzerinde kurulduğu tahmin edilen ve kalıntıları halen mevcut olan kaleden uyarlanmış olabileceğini tahmin ediyorum. Bugün dahi köyün halk arasındaki adı Galala’dır.)
İnbat-ı Zir (Tarihinde Erbaa’nın mahallesi – Aşağı İnbat deresi. 1530 tarihli Mufassal defterde, “Zir mahallesi İrekiyye” şeklinde kayıt bulunuyor. Sonusa kazası, sayfa: 532)
İnbat-ı Bâlâ (Tarihinde Erbaa’nın mahallesi- Yukarı İmbat Deresi. 1530 tarihli defterde Bâlâ mehlesi, İrekiyye kaydı yer alıyor. Sonusa kazası, sayfa: 532)
Derecik köyü, 1530 tarihli defterde 534’üncü sayfada. Dereköy olarak cetvelde yer alıyor ama kesin bir şey söylemek zor. Belki!
Yerleşimden çok sonra Kozluca’dan gelip Dereköy’de yerleşenler olduğuna dair Kozlucalı bir kişiyle konuştum ama yine de kesin bir şey diyemem. Bilgisi olanlar mutlaka vardır.
Erbaa tarafında da o yıllarda bir Kozluca köyü yerleşik durumda. 1530 tarihli defterde sayfa numarası: Sonusa kazası: 534.
Bugünkü Taşova’ya bağlı Kozluca köyü Felenbel nahiyesine bağlı ve 1530 yılında defterde kayıtlı sayfa numarası: 538.
Bu cetvelde Sonusa kazası / nahiyesi köyleri bulunuyor. Felenbel nahiyesi köyleri yer almıyor. Taşabad adı bir isim olarak 1530 tarihli defterde 535’inci sayfada kayıtlı olsa da o tarihte nahiye bölgesi değil. 1575 tarihli sayımda nahiye kaydı var.
Cetvel, tahminimce İsmail Kıvrım tarafından yazılan Taşova isimli kitaptan alındı. Birkaç sene önce Taşova ve Erbaa köylerini incelerken yararlandığım makale / tez yazarının Taşova adlı kitaptan aldığını sanıyorum. Fotoğrafın / cetvelin sayfama bu tez / makale sayfasını incelerken girdiğini düşünüyorum. Zaten bütün yazdıklarımı ve fotoğraflarımı sildigim için kaybolmasın, yitip gitmesin dediklerimi burada yayınlıyorum.
On beş ve On altıncı yüzyıllara ait cetvel hazırlanırken Taşabat nahiyesi köyleri 1530 sonrasındaki sayım ve yazımlar dikkate alınarak, bağlı olan köyler seçilerek Taşabat nahiyesine kaydedilmiş.
Taşabad nahiyesi cetvelini de bir ara paylaşmak istiyorum. Paylaşmışsam ikinci
kere yayınlamış olurum. Sorun olmaz.
Yazdıktan sonra yazıyı incelerken düşündüm, “beklemeye ne gerek var” dedim. Taşova cetvelinde yer alan köyleri buraya yazmayı uygun buldum ve aşağıda özetledim.
Osmanlı kayıtlarında “yazmak” fiili yerine “tahrir” kelimesine yer vermişler. Yazarken “tahrir” sözcüğü geçerse “yazma ve deftere işleme” şeklinde anlaşılmalıdır.
Taşova Nahiyesi:
01-Tanıba – Tanoba -(Erbaa)
02-Tonu – Akkoç – (Erbaa)
03-Kınık – Cibril – (Erbaa)
04-Bidevi – Esençay – (Taşova)
05-Bigani – (1530 tarihli defterde 536 numaralı sayfada geçiyor fakat bugün kaydı yok.)
06-Boladan – Kumluca – (Taşova)
07-Tavrı / Tavlı – (Bugün kaydı yok. 1530 tarihli defterde 533 nolu sayfada.)
08-Yornus – Çakırsu – (Taşova)
09-İncük – Tekke – (Taşova)
10-Başbaraklu – Baraklı – (Taşova)
11-Alaca kilise – 1530 tarihli defterde 537 nolu sayfada yer alıyor. Adından anlaşılacağı üzere Alaca kilise köyünün geçmişi Antik devirlere doğru uzanıyor. Hıristiyan toplum tarafından kurulmuş bir köy olsa gerek. Memlekete arkeolog lazım; Taşovalı ve girişken ki kazılar yapsın, ölçsün, değerlendirsin, buraların tarihini gerçek anlamda bugünkü insanlarla buluştursun.)
12-Nureddinlü ( Bugün kaydı bulunmuyor. Baraklı, Tekke, Yerkozlu civarında bir yerleşim yeri olması muhtemel.)
13-Yacilü – (1530 tarihli defterde adını bulamadım.)
14-Hallaç – (Bugünkü devirde bu yerleşim yerinden haber yok.)
15-Geydoğan – (Taşova)
16-Tasna – Yaylasaray – (Taşova)
17-Ürküt (Esenlü) – (Taşova)
18-Daruma – Darma / Ballıca – (Taşova)
19-Büksüz – Darma’ya bağlı mezra. Bugün yeri dahi bilinmiyor.
20-Yerkızdı – Yerkozlu (Taşova)
21-Beleni – Belevi – (Taşova. 1530 tarihli defterde sayfa numarası: 536)
22-Hadımköy (Gadim) – Kadimköy – (Taşova)
23-Çamurcuk – (Bugünkü kayıtlarda adı bulunmuyor. 1530 tarihinde 537 numaralı sayfada yer alıyor.)
Ayrıca, bütün köylerin geçmişini bilmem mümkün değil ve köyler hakkında her şeyi bilmem de olanak dışı. Bilen bildiğini yorumlarda yazabilir.
Dipçe:
Mağallibükü / Çambükü (Henüz yerleşim yok.)
Mercimek (Henüz yerleşim yok.)
Sepetlioba / Yeşilyurt (Henüz yerleşim yok.)
Ilıca / O tarihlerde mezra durumunda.
Kırkharman / O devirde adına rastlamadım.
1750 yılından sonra yerleştiği gibi bir düşünceye sahibim. Hane sayısına bakarak böyle düşünüyorum; ayrıca araştırma esnasında kitapta, makalede veya internette adına rastlamıyorum. Bu arada, müslüman olmayan köylere dair araştırmalar yaptım; yazdım ve paylaştım da.
Ek:
1520 yılında tahririne başlanan ve 1530 yılında tamam edilen Rum Eyaleti Mufassal Defteri’nde “Yir kızdı” adıyla ve Abdülgani Çiftliği sıfatıyla 529’uncu sayfada”YERKOZLU” köyü kaydı yer alıyor. Bu da gösteriyor ki köy arazisinde köy ile beraber veya köyden ayrı bir çiftlik de bulunuyor. Köy veya çiftlik; adı ve konumu her ne olursa olsun, mevcut “Yerkozlu” köyü, o devirde yerinde meskun ve yerleşik durumdaydı.
Hicri 917/ Miladi 1511 yılında Hacıhamza Sinan Paşa Vakfiyesi’nde yer alan kayıt Yerkozlu köyünün geçmişine ışık tutmaktadır. Türkçe’ye tercüme edilen ve Amasya Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan Vakfiye kayıtları şöyle:
“Sonisa’ya bağlı “Kali Kal’a” köyü tüm sınırları, dahili ve harici yerleri, şurb hakkı -su hissesi, sularının yatağı, zikredilsin ya da edilmesin köy çevresinin tüm hakları, imar edilmiş ya da edilmemiş yerleri, ovaları, dağları, dereleri ve su kaynakları, kerestelikleri ve odunlukları, yazlık ve kışlık yerleri, Türkçe’de “Dinkhane” denilen çeltik dövme yeri, aşağısında değirmen ve Türkçe’de saray denilen kasır, hamam, bahçe ve otlak…”
“Yine aynı bölgede Sonisa’ya tabi “Yir kızdı” köyünde bulunan bir Çeltik dövme yeri (dinkhane) köy halkı tarafından bilinen tüm sınırları ile…”
(Bu tanım ve tanıtım diyor ki: Buralar baştan sona vakıf sahibine aittir. Köylü çalışacak ve vakfa verecek. Ölçü nedir, ne degildir? Vakfiyede açıklanmış olmalıdır.)
Vakfiye nazarında Yerkozlu köyü 1511 yılında dört başı mamur bir köy olarak karşımızda durmaktadır. Vakfiye’den anlaşılan budur. Dört başı mamur bir köyün en az yüz sene, iki yüz sene evveliyatının olacağı bellidir. Zira köyün kurulması yerleşmesi ve yaşanılır bir çevre meydana getirilmesi ha deyince olacak bir iş değildir. Beş yüz sene evvelinde Yerkızdı köyünün bulunduğu bu civarda çiftlik kurulması bitkel ve mümbit bir arazi sathına sahip olduğunun da delilidir. Zaten bölge tarihte, kiraz ağacı ve meyvesi ile şöhretlidir.
Kalekale köyünden “Hormu” başlığı altında bahsettim.



