KUZUDİŞİ..

 


    Gökyüzü suratını  asmış,  bulutlar ise   üstüme üstüme gelmekte…   Gök gürlüyor, bir taraftan da şimşek her tarafı aydınlatmak için çırpınıp  durmakta..


    Kardelenlerime oyalanmadan hızlı bir şekilde eve gitmeleri konusunda gerekli uyarıyı yaparak,  yalnızlığımla birlikte  yağmurun bir an evvel   yağmasını beklemeye başladım… 


    Çok geçmeden bir patırtı kopuyor.  Ben yağmur beklerken  eskilerin ” KUZUDİŞİ”  diye tabir ettikleri  “DOLU”   tavanları ve toprağı  delercesine şiddetli bir şekilde   yağmaya başlayınca hayretler içerisinde kalıyordum…

 

    Ömrü hayatımda ilk kez böylesine farklı bir tabiat olayına tanık oluyordum.   Bir anda  kar yağmışcasına her taraf bembeyaz bir örtüyle  kaplanmıştı..


    Bu nasıl bir kuzu dişi yağışıydı  bir türlü  anlamadım gitti…

    Bu arada Taşova’yı arıyorum.  Taşova’da tık yok diyorlar..  Hava,  kararmak ve beyaz örtüyü kapatmak için ne kadar da  acele ediyordu.


      “Akşamdan üstüme düşsün istiyorum sabah yıldızının”  sözünü  mırıldanarak  sobadan gelen cızırtı ve doludan sonra cama vuran  yağmur sesi ile yalnızlığımın üstesinden gelmeye çalışıyordum…

     Bu farklı havadan kendimi kurtarmak için  bilgisayarın başına geçmiş  ve bir videoya dikkat kesilmiştim.


    1995 yapımı video,   Cesarettin hocam ve Ahmet Özkan tarafından hazırlanıp internete atılmış  ve bizim mahalleyi anlatıyor..


     Aslında Yemişhen Mahallesinin cadde ve sokaklarının tanıtımı yapılıyor.   Kayalar Caddesini gösterdiğinde  bizim mahallenin ve Taşovalının   70’li yıllarda  yağmur sonrasında çektiği çile gelivermişti gözümün önüne…

    

     Biz   genelde  cadde yerine  mahalle demeyi yeğleriz.    Çünkü  mahalle  kavramı  her daim sıcak gelmiştir bizlere….    

     Siz de,   cadde ya da sokak   yerine  bizim mahalle   sözünde    bir sıcaklık hissetmiyor musunuz ?


     Sanırım bu bizim konuşma anında asla terk etmeyeceğimiz bir özelliğimiz  olarak  ömür boyu devam edecek.

     Eskiler çok iyi bilirler.  Bir zamanlar   Taşova’da  öylesine şiddetli  kar ve yağmur yağardı ki,   sel  seli  götürürdü…


    Yeşilırmak taşar,  Şükriye  halamın ve rahmetli Koç Yusuf  dayının evine kadar su dolardı.   Bizim mahalleyi  hiç  sormayın.  Evlerin bodrumundan  suları tahliye etmek için  bütün aile fertleri ve mahalleli kova ve kürekler elde hazır kıta bekleşirdik….  


     Evini selden kurtaran ise;   kovayı kaptığı gibi soluğu   komşusunun yanında alırdı.   Zaten  sel olduğunda en büyük korkuyu    Sel Deresi  sakinleri,  bizim mahalle ve ırmak kenarında  oturan insanlar  hissetmişlerdir..   

 

    İnsanlarımız arasında eskisi gibi    bir dayanışma örneğini  görmek elbette   herkesin  en büyük arzusu…

 

    Taşova’da  felaket anında   komşusunun yardımına koşacak  ona yardım eli uzatacak  nice koca yürekli insanların halâ var olduğunu  bilmek bile   insanı  az da olsa mutlu etmeye yetiyor..


    Gönül ister ki,   biz yine eski özelliklerimizi özel hayatımıza yansıtıp  yine  o  güzel günleri  yaşama fırsatı bulabilmek…      Elbette ki  yine de  her şey bizim elimizde…   


     Eğitim olsun,     siyaset olsun,      spor olsun,          ticaret olsun ,             ilçemize  yapılacak olan       yatırımlar olsun       Taşova’ya              ivme kazandıracak      her türlü  çalışmalarda 

tek yürek olmanın zamanı geldi de geçiyor.. 

 

     O halde  İlçemiz için  bundan sonraki zamanı verimli kullanmak için  kolları sıvamanın  vakti  gelmedi mi?

 


Not:  10  Nisan   Polis Haftası  Kutlamaları  vesilesi ile   kardeşim ALİ ÖZTÜRK VE TÜM ŞEHİTLERİMİZİ  RAHMETLE ANIYOR,  TÜM ŞEHİT ANA VE BABALARININ DA ELLERİNDEN ÖPÜYORUM…


 

Yorum Ekle