KISSADAN HİSSELER

    Şehir hatları vapurunda bir yolcu, Burhan Felek’in omuzlarını dürterek, ‘Burhan bey, şu gördüğünüz sarı yalı var ya, işte o benim değil’ demiş.
    Bir süre sonra bir başka yalıyı göstererek gene dürtmüş:
  – Burhan bey, şu gördüğünüz beyaz yalı var ya, işte o benim değil.
Adam bu şekilde birkaç yalı daha gösterip onların da kendisinin olmadığını söyleyince, Burhan Felek dayanamamış:



   – Sizi tebrik ederim bey efendi, meğer ne çok yalınız yokmuş!…
     Herkesin katlarıyla, parasıyla, jipiyle övündüğü bir çağda bir insanın sahip olmadıklarıyla övünmesi manidar değil mi?…
   Günümüzde emeksizce havadan para kazananları gördükçe övünmeyi esas hak edenler sahipler değil, sahip olmayanlar diye düşündüğünüz oluyor mu?…
                                  * * * *
    Nasrettin Hocanın hamamdan çıktığını gören biri sormuş içerisi kalabalık mıydı?
    Kalabalıktı demiş hoca ‘iğne atsan yere düşmez’
    Bir başkası söze girmiş:
    Çok adamı mı var?
    Hayır demiş hoca kimse yok!
    Adam kızmış tabii:
    ‘Bu ne iştir hocam, hem iğne atsan yere düşmez diyorsun hem de kimse yok diyorsun!’
     Hoca gülümsemiş:
   ‘İçerisi kalabalık olmasına kalabalıktı da, sen adam sordun bende yok dedim!’
   Ülkede adaletle görevlerini yapmayan kalabalıkları gördükçe sizinde hoca gibi düşündüğünüz oluyor mu?…
                                    * * * *
     Malum, avcılar bazı kuşları yakına getirmek için onların ötmesini taklit ederler.
     Av partisinde yanlışlıkla, çalının arkasındaki arkadaşı Cemal’i vuran Temel’de kendini şöyle savunuyormuş:
    – Ne yapayım; o kadar güzel keklik taklidi yapaydı ki!
     Siyasete halkıma ne verebilirimden önce ne olabilirimi düşünerek giren sahte siyasetçiler, seçimlerde vurulursanız şaşırmayınız!… 
                                     * * * *
   ‘Fatih İstanbul’u alıp da alayla Ayasofya önüne geldiği zaman, derinden derine bir inilti işitti. Sesin geldiği tarafa bir adam gönderdi. Sakalları uzamış, hali perişan bir keşiş bulup getirdiler. Keşiş huzura çıkarken korku içindeydi, teskin ettiler’.
      Niçin hapsedildin diye sordular. Keşiş, remil attığını ve kuşatma esnasında Konstantin’in kendisini çağırıp İstanbul’u Türklerin alıp alamayacağını bildirmek için remil atmasını söylediğini, remilde İstanbul‘un Türklerin eline geçeceğini söylemesi üzerine de Konstantin’in kızarak onu zindana attığını hikaye etti’
      ‘Bunun üzerine Fatih’te İstanbul‘un kendi elinden çıkıp çıkmayacağına dair remil atmasına ve doğruyu söylerse ödüllendireceğini bildirdi. Keşiş remil attı ve şöyle dedi:
     ‘İstanbul Türklerin elinden harp ve darp ile çıkmayacak lakin, öyle bir zaman gelecek ki emlak ve arazileriniz satılacak, bu suretle İstanbul Türk malı olmaktan çıkacak’.
    Büyük üzüntü duyan Fatih, bunun üzerine ellerini kaldırarak:
   “İstanbul’da edindiğim yerleri ecnebilere satanlar, Allah’ın gazabına uğrasınlar” diye beddua etti.
   Allah’ın imhal edip ihmal etmeyeceğine inananlardanız. Yüce padişah bu günleri görebilseydi bedduayı şöyle yapardı diye düşünüyoruz.
   “İstanbul‘da edindiğim yerleri ecnebilere satanlar, seçmenin gazabına uğrasınlar”!…
    · remil atmak: gaipteki bir şeyi bulmak
    · imhal etmek: mühlet vermek

Yorum Ekle