KİLİT

Zeki  Ordu
Dünyada ilk kilit ve anahtarın bulunduğu gün; insanın insana itimadının kaybolduğu gündür.
Kilit ve anahtar…
Bir nevi mala zarar vermesinler diye alınan tedbirlerden biridir.

Eskiden mahalle kültürü vardı. Her mahallenin insanları birbirlerini tanır, dertlerini bilir, ihtiyaçlarını sormadan karşılarlardı.
Mahalle büyük bir aile idi.
Daha sonra; önce şehirleşme, sonra teknolojik gelişmeler toplumun ferdileşmeye sevk etti. Değil mahalle, aynı ev içinde bile herkesin kendine ait mekânları oldu. Kimliklerin dışında ortak yanlar azaldı.

Gün günü kovaladı insan değişti.
Daha önceleri ev kapıları hayvanlar girmesin diye örtülür ancak kilitlenmezdi. Kilit ancak hane halkının çok uzaklara uzun süre gideceği zaman olurdu. Kilitsiz kapı, ev sahibi olmasa bile komşunun ihtiyacının görmesi içindi.
Daha altmışlı yıllara kadar şehirlerde iş yerlerinde mülk sahibi bir yere gitse dahi müessesenin kapısı kilitlenmezdi. Ola ki birinin ihtiyacı olur da kapıdan eli boş döner diye.
Şimdi artık her yer kilitli. Şifreli. Bina önleri surlar gibi örülü. Hatta açık ve gizli kameralar gün boyu kayıt yapıyor ancak hırsızlık yine önlenemiyor.

Kısaca; ne zaman kilit ve anahtar hayatımıza girdi, işte o zamandan itibaren insanın insana güveni kayboldu. Veya insanın insana güveni kaybolduğu için kilit ve anahtar hayatımıza girdi.
Ne diyelim. Gün, güne benzemiyor.
Her doğan gün neyle karşılaşacağını bilmiyor insan. Şayet bir gün kilit ve anahtarı vicdanımızın kapısına koyarsak, işte o zaman gerçek kilit ve anahtara ihtiyaç olmayacaktır.
Güvenli yarınlara…

Yorum Ekle