DÜN BUGÜN VE YARIN…….

       Acısı ve tatlısıyla bir Ramazan-ı  daha geride bıraktık..


      Bu geçen süre içinde,  bazı internet sitelerinde özellikle bizim Taşova ile ilgili sitelerde Ramazan gelenekleri,  ve Bazı yazarlarımız hakkında yapılan ağır eleştirileri de üzülerek okudum….


    Bazı yorumcu arkadaşların, Taşova için güzel fikirler öne sürmesine karşın,   sırf dikkat çekmek için yaptıkları acımasız eleştiriler onların  bu güzel fikirlerini gölgede bırakmaya yetiyordu… 


    Bir insan;  İKTİDARA RAM OLMAMALI,  TARAFSIZ HAREKET ETMEDİĞİ MÜDDETÇE;  BİR GÜN GELİR TOPLUM onu  yapayalnız bırakabilir…


    Yorumcu arkadaşların  bir kısmı,  tarafsız ve objektif bir yorumlama yaparken,  bir kısım arkadaşlar ise  tamamen kendi bildiği doğrularının peşinde gitmekte  ve  toplumun onay verdiği ve herkesce kabul edilen bir  olaya bile önyargılı yaklaşabilmektedir..


    Bir insan,  Taşovalı olup,  İstanbul’da yaşıyorsa;  Taşova’nın geleceği için  bir görüş beyan etme hakkı yok mu?  


    İstanbul,  Amasya,  ve Samsun’da ikamet eden şahısların yorumlarına bile tahammülü olmayan bazı şahsiyetler:  Taşova’da güzel kabul edilecek  girişimleri bile eleştirmeden geri durmadılar..


    Taşova; kimsenin tapulu malı değildir…  Senin, benim, kısaca herkesin Taşova için  görüşleri elbette olacaktır..  Yorumlama yaparken,  daha seviyeli bir üslüp  kullanılması da Taşovalı olarak bize yakışan bir davranış  olacaktır….


    Ben;  Ramazan ayında davul çalmasından  hoşlanırım..  Çünkü bazı değerlerimiz ve geleneklerimiz  yok olmasın isterim.. Diğer taraftan bir başkası bundan rahatsızlık duyabilir.. Nitekim  bu konuda rahatsızlık duyan kardeşimde kendine göre eleştirisini de  yapmıştır..


    Onu da makul karşılarım..  Ayda bir de olsa  bırakın  Ramazan davulu çalsın.. 


    Bırakın da.. Birol Öztürk  mısırdan sonra kestanesini de rahat rahat satsın….  Eski yazlık sinemanın önünde…


    Çocuklar  dün olduğu gibi, bugün de   şeker toplasınlar… diledikleri gibi… Bırakın  çocuklar şeker de yesin doyabildiğince..


    Bugün, Taşova’da girişimci  ruha sahip  çok gencimiz  var.. Taşova’da olmayan şey:  iş imkanının özellikle gençler için nerdeyse  hiç olmaması…  


     Herkes Belediyenin yolunu gözler olmuş….  Ne vakit kapağı  belediye ye  atarım diye beklemekte… Siyasiler ise;  yatırım yapmak için hiç  Taşova’yı düşünmemişler..


    Bunca sıkıntılara rağmen,  Taşova Kaymakamlığı, Taşova Belediyesi, Okullarımız,      Cesarettin Tuzla, (Özgür mobilya) Ali Rıza Ağış, Ali Rıza Atasoy, Gönül Hayati Özkan, (Torunlar petrol-kuyumculuk) Kadir-Ömer Torun kardeşler, Sami Bol, Radyo açmak için çırpınan Halil Kuru,  Fazlı Kuru,  (TAŞOVA gazetesi) Kürşad Günaydın, Sezgin Ünsal, Gazi Şimşek, Esat Günaydın, Adnan Yurt, Salih Uygun, Müslüm Söyler,  Ahmet Özkan, Bayram Öztürk, Fuat Bursalı, Turan Canik, Hüseyin Taşova,  Vedat Eser, Ömer Celep, Naci Konyar,  Ahmet Günaydın, İstanbul’da kurulan Taşova dernekleri, İbrahim Kurt ve Taşova- dernek yönetimi, şairimiz Kasım alper Özdemir ve ismini yazamadığım nice girişimci  ruha sahip olan değerlerimiz;   hep Taşova’yı ve Taşova’nın tanıtımına katkıda bulunmak için çaba gösteren bir uğraş içinde    olmuşlardır..


    Taşovalı olarak;  Bizimde,   Taşova için gayret gösteren insanların yanında olmamız, onlara gerekli desteği vermemiz  ve onları yüreklendirmemiz  gerekmez mi  ?


    Bir Taşova sitemizde;  Naci Konyar ağabeyime  yapılan haksız bir eleştiriye de burdan cevap vermek istiyorum…


    Bu eleştiriyi yapan kardeşimizin,   Naci ağabeyi  iyi tanımadığı  sonucuna vardığım için bu konuya açıklık getiriyorum…


    Taşova sevdalısı olan Naci ağabey,  70’li yıllarda Taşova Lisesinde Fen öğretmeni olmadığı zaman,  dersler boş geçmesin, çocuklar heder olmasın diye bizzat derslere gelerek öğretmen açığını kapatmış ve bizleri bilgilendirmiştir..


    80 öncesindeki   anarşi ortamında;  Taşova genclerini;  Şükrü Soyal ağabey le birlikte bir araya getirip,  anarşi ortamına sürüklenmelerini önlemek için gösterdiği çabayı ise  ancak, o  dönemleri yaşayanlar bilebilirler…


    Yaklaşık  20  gencimizin,  turizm bölgelerinde istihdam edilmesine yardımcı olup, onların iş-aş  sahibi olmalarını sağlamıştır..


    O,  Naci ağabeydir ki,  yine aynı yıllarda gençler kötü alışkanlıklar edinmesin,  spor yapsınlar diye…  Taşova Gençliğin fesh edilmesiyle,  futbolsuz  kalan Taşova’da  Taşova Gücünün kurulmasına ön ayak olmuş, sporsever kimliği ile de tanınan bir şahsiyet olarak anılarımızda önemli bir yer işgal etmiştir..


    Naci  ağabey ile ilgili yorum yapan kardeşlerim elbette bunları bilemeyebilir..  


     Ancak, yorum yapan kardeşlerimizinde,   yorumlarını araştırıp-inceleme yapmadan yazmaları  hiç de  etik  değil.. bence.


    Bir dönem Amasya’ya gidip gelmiş  ve  şimdilerde yüreği  hep Taşova için çarpan ve yazılarında da bunu dile getiren ağabeyimizin  yerleşim  yeri de son olarak Taşova olmuştur…


    Ben,  Naci Ağabeyin  elbette  savunma avukatı değilim.. Bunları yazmayı da  kendime  bir borç addeddim…


    Bu  yazılarımı da,  yorumcu arkadaşlar  yine eleştirecekler  çok iyi biliyorum….


    Arkadaşlar,  artık  birbirimizi  karalamayı,  birbirimize çelme takmayı  bırakıpta, şu  kısacık  hayatta  güzel  olan şeyleri de takdir etmeyi  denesek…    olmaz  mı  ? 


    Tabiiki,   eleştirel  yorumlar  olacaktır.  Yorumları  yaparken  biraz araştırma yapıp,  insanları incitmeden, kalp kırmadan, seviyeli bir üslüp kullanarak yaparsak,  karşımızdaki  insanlar da  bundan sanırım  hoşnut  kalacaklardır….


    Bugün,  bu konularda biraz daha dikkatli olmaz ve birbirimizi üzüp,  olaylara  hoşgörü ile yaklaşmazsak ,  yarınlarda  birlik olup  her güçlüğün üstesinden gelmemiz  zor olabilir..


    Global  krizin  etrafımızı   sardığı  bu      günlerde;  kalp  kırmaksızın, hepbirlikte,  el ele  mutlu  bir geleceğe yol almak için    var mısınız?…


       

Yorum Ekle

CEVAPLA

Yorumunuzu giriniz.
Lütfen isminizi giriniz.