BİZİM SEDAT MI?

 


Gecenin yüzü soğuktur derler hep…


 


Gerçekten de Cumartesi akşamında dostlarımla birlikteyken Ahmet Günaydın’ın “Sedat’ı hastaneye kaldırmışlar, kalp krizi geçirmiş” demesiyle hepimiz buz kesmiştik.


 


Sebahaddin ve birkaç kişi hastanede aldı soluğu. Hastane dönüşü Sebahaddin Günaydın’ın yüzündeki ifadeden sonucu tahmin etmek hiç de zor değildi. Hastaneden gelen acı haberle hepimiz yıkıldık. Sedat Akkaya’mızı kaybetmiştik.


 


Bu genç ölüme inanmak bile istemiyordum. Yıkılmıştım…..


 


Çocukluk arkadaşım, kadim dostum Sedat’ın bu ani vedası hayata pamuk ipliği ile bağlı olduğumuzu bize bir kez daha hatırlatıyordu.


 


Akşamın ardından  arkadaşlarla birlikte cenaze evine gidip, acıyı paylaşmak istedik. Elbetteki  acılar paylaştıkça azalırmış. Eve geldiğimde bu acı haberi  annem üzülmesin diye hemen söyleyemedim.


 


Sabah olduğunda selâ sesine kulak veren anam “Kim öldü” deyince, “Sedat” dedim. “Bizim Sedat mı?” dedi. Zorda olsa evet anne diyebildim.  Gözleri doldu. Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Annem benim arkadaşlarıma hep bizim derdi.  Sanki hepsi onun evladı gibiydi. Birbaşka sahiplenirdi onlara…. O yüzden bu acı kayıp içinde “Bizim Sedat mı?” deyişini hiç yadırgamadım.


 


Bu arada Ahmet Kıymet’in bir yorumunda “Senin annen artık bizim mahallede herkesin annesi, çünkü bizim annemiz hayatta değil, bunu böyle bil” diyen sözleri geldi birden gözümün önüne…


 


Camii avlusuna geldiğimizde bütün arkadaşlarımın gözleri dolu doluydu. Bizim devrelerden de kopmaların başlaması, hepimize ölümü ve ölüm sonrasını hatırlatıyordu.


 


Adnan Yıldırım:  Erbaa-Erekspor’dan 2 kişi kaldık. Hayati, Mustafa ve Sedat’ın ardından Celal’le ben ” diyordu.


 


Yarbayın Ali Darıcı ise “Hasan Hocam, benim ardımdan da yazar mısın?” deyince “Yüce Yaradan herkese uzun ömürler versin” diyerek güzel dileklerimi sunuyordum dostlarıma…


 


Sedat kardeşim; yaşamı boyunca kendi ilkeleri ile hareket etmiş, kimseyi incitmeden ve gücetmeden aramızdan ayrılmıştır. Yorumcu, haberci, sporcu ve eğitimci kişiliği ile kendisini kabul ettirmiş, sade bir yaşamı kabul kabullenmiş ve kendine göre kırmızı çizgileri olan bir şahsiyet olarak çevresinde tanınmıştır.


 


Selam verirken yüzünden hiç eksik etmediği o güzel gülüşü ile hatırlayacağımız iyi yürekli insan; beyaz gömlek, siyah pantolon ve elinde gazetenle seni hep hatırlayacağız. Mekanın cennet olsun bizim Sedat.


 


Tüm Taşovamıza ve yakınlarına Yüce Rabbimden sabırlar diliyorum.


 


NOT: Aynı günün akşamı rahatsızlanan Osman Keleş ağabeyimize de acil şifalar diliyoruz.

Yorum Ekle