BELEDİYEMİZİN İLK TOPLANTISI

Ömer CELEP
Geçtiğimiz perşembe günü Taşova’mızın en işlek caddesi olan Çağpar Caddesinden geçerken kaldırım üzerinde belediyemizin yeni Sayın Bayram Öztürk’le karşılaştık. Selamlaşıp hal hatır sorarken bir esnaf yaklaştı ve şu cümleyi söyledi.
– Sayın başkanım bu ne güzellik efendim, bu ne tevazu böyle? Bizim gözlerimiz bu günlerde ve bu caddede belediye başkanı görmeye alışık değil. İnanın çok mutlu olduk.
Anlamına gelen iltifatlarda bulundu. Esnafımızın bu reaksiyonu bizi de duygulandırdı. Bu ifadeyi şöyle yorumladık. Halk kendisini yönetenin fildişi kulelerde oturarak yönetmesinden rahatsız. Halk yöneticiyi önünde ya da arkasında görmek istemiyor, içinde, arasında görmek istiyor. Sorununu, beklentilerini aracılarla değil yüz yüze söylemek istiyor.
Bu iltifatı esasında bir esnafımız dillendiriyor ama genel eğilimin bu yönde olduğu hemen her fırsatta gözleniyor halk arasında. Bu davranış yöneticilerimizin artı hanesine yazılacak bir davranıştır.
Sayın başkan bu sıra dışı davranıştan sonra bir yenisini daha sergiledi ve 27 mayıs 2014 günü ilçemizdeki sivil toplum kuruluşları, siyasi parti başkanları ve basın mensupları ile “bilgilendirme toplantısı” düzenledi. Açış konuşması yaptı, bir bakıma geçen iki ayın hesabını verdi. Toplantıya katılanların hemen hepsi memnundu, memnuniyetlerini dile getirdiler. İzlenimlerimiz…
Gördük ki sayın başkan dersine iyi çalışmış. Olaylara tamı tamına vakıf. Verdiği bilgiler son derece samimi ve son derece inandırıcı. İşinde gayretli, ortak akla önem veren, muhaliflerden bile korkmayan, sorunların büyüklüğünü bilen ama çaresizlik illetine boyun eğmeye hiç de niyetli olmayan bir yönetici görünümündeydi. Toplantı yaptığı topluluğa hakim, kendine güven içindeydi. Herkesin başkanı olduğunu açık yüreklilikle çekinmeden söylüyor, tam bir misyoner fedakarlığı içinde olduğunu gösteriyordu. Her türlü riyadan uzak, doğal ve radikal yönetici olduğunu hem sözleri, hem beden dili açıkça gösteriyordu.
Bazı imkansızlıklardan yakınıyor ama sorunlardan korkmadığı izlenimi veriyordu.
Akılcı tekliflere açık, hakarete varmayan eleştirilerden ışık alacağını sezdiriyordu. Zaman zaman ekibini de onore etmek amacıyla sözleri arasında onların isimlerini de zikrederek, onların da hizmet ekibi içinde olduğunu ve onların da sorun çözmede belli ölçülerde yetki sahibi olduklarını ima ediyordu.
Bunun anlamı nedir?
Başkanın şu ana kadarki olan karnesi çok iyi. Veliler okula yeni gönderdikleri öğrencilerin durumunu öğretmenden duymak adına, öğrenciliğin ilk günlerinde öğretmene giderek sorar;
 Hocam bizim çocuğun durumu nasıl?
Öğretmen öğrenci hakkındaki o güne kadar edindiği izlenimi;
-Çocuğunuzun şu an ki durumu; biraz daha gayret etmesi lazım, orta, iyi, çok iyi.
Değerlendirmelerinden birini veliye bildirir. Dikkatli veli öğretmenin bu ilk uyarısını dikkate alır ve çocuğunu ona göre yönlendirir.
Biz sayın başkanı çocuk kendimizi de baba yerine koyma cür etine asla girmek istemeyiz. Ancak, yeni bir başlangıcın gidişatını ifade edebilmek için bu tür bir örneklendirme düşündük. Sürç i lisanımız affola…
Evet başkanımızın bu güne kadar ki gidişatı çok iyi ve bu öğrencimiz büyük ihtimalle okuyacak ve aldığı sorumluluğu gereği ölçüsünde yerine getirecektir.
Tabi bu noktada bizlere yani bu coğrafyada yaşayan herkese de bir takım görevler düşüyor. Bunu da göz ardı etmememiz gerekir. Bizim yapacaklarımız, belediyemizin aldığı kararlara saygılı olmak, yapacağı hizmetlerde payımıza düşeni yerine getirmek olacaktır. Hiçbir yönetici fal ve sihir ile toplum yönetmez. Yönetici için realiteler önemlidir. İmkanlarla hayalleri ne kadar buluşturabiliriz, buna bakmamız gerek. Seçtiğimiz kişilere fırsat vermezsek hepimiz kaybederiz.
Memleket hayrına yapılacak her işin yanında olmalıyız.
Şimdiye kadar hizmet yapılmadığından şikayetçi olduk. Bundan sonra hangi hizmetin öncelik alacağını ve yapılanın daha güzelinin nasıl yapılması gerektiğini tartışacağız.
Bu çok büyük bir gelişme ve iyiye işarettir.
Yapacağımız hayırlı işlerimizde Allah bizimle olsun inşallah.

Yorum Ekle