”Amasya Taşova’da Yerel Basın: Ali Rıza Günaydın’ın Gazetesi”

0
2

Türkiye Tarihi, HIST200 kodlu Ders Bitirme Ödevi, 5 kişilik bir Grup Çalışması

Röportaj: Mehmet Yavuz ERGEN
Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi

Bilkent Üniversitesi Tarih bölümü bu projeyi onayladı, bitince Bilkent Üniversitesi’nin Resmi Kütüphanesinde yayınlanacak ve bir başkası kendi makalesinde atıf yapabilecek düzeyde bir kaynak olacak.

TAŞOVA GEN. HABER SİTESİ EDİTÖRÜ AHMET GÜNAYDIN ile RÖPORTAJ:

Başlangıç olarak  bize kendinizi tanıtabilir misin? Gazeteciliğe nerede? Ne zaman, nasıl başladın?
1958 yılında Taşova’da doğdum. Tabii bizim gazetecilik olayı rahmetli ağabeyim Ali Rıza Günaydın’ın 1971 yılı 27 Mart günü çıkarttığı gazete ile fiilen başladı. Yani resmen olmasa da. Tabii ben o zamanlar 13 -14 yaşlarındayım. Özellikle gazetenin dağıtım kısmında işte 25 kuruşa gazetenin satışını yapıyordum. Sonraki süreçte işte gençlik çağı diyebileceğimiz 16-17 yaşlarında spor haberleri ile ilgili Taşova çevresindeki işte Amasya’da, Erbaa’da, Ladik işte bunlar komşu ilçeler ile yapılan maçların haberlerini toparlıyordum. Yine tabii daha sonraki yıllar ki, 1981’de ilk defa düzenlenen  Kaymakamlık kupası derken kısa bir orada bir ara bir kesit var. İşte askerlikti, cezaeviydi. O konulara çok fazla girmeyeceğim. Benim yani artık hani profesyonel demeyelim de yerel gazetecinin profesyonelliği ne kadar olursa. Özellikle sigortalı olarak işte profesyonel de denilebilir resmi olarak 1984’ün 1 Nisan’ında başladım gazeteciliğe. Ve hala da devam ediyorum.
Gazetenin ilk ismi Taşova Gazetesi olarak mı çıkmıştı?
Şimdi tabii bizim gazetenin ilk adı Taşova Gazetesi. Ancak, ilçemizde yerel gazetecilik serüveni daha önceki bir süreçte, 1967’de Ferruh Çetin tarafından başlatıldı. O da rahmetli oldu, Samsun’dan haftalık olarak geliyordu Taşova’ya. Hatta o zaman halk pazarı Pazartesi günleriydi. Gazeteyi pazartesi günü getiriyordu veya pazar günü. Merkez Çarşı camii  girişinde Fotoğrafçı Veysel Albayrak’ın dükkanı o gazetenin aynı zamanda idarehanesi idi. Gazetenin yayın hayatı uzun ömürlü olmadı. 1967’de başladı. 1968’de bir sene 4 ay gibi kısa bir süre sonra kapandı. Ferruh Çetin, Allah rahmet rahmet eylesin abimiz tarafından çıkartıldı. Bizim 1971’deki ilk adımız Taşova gazetesi olarak başladı. İlk çıkan gazetenin adı ise Yeni Taşovaydı.
İlk çıkan gazete Yeni Taşova 1967’de sonraki Taşova. Sonra sizin çıkarttığınız Taşova. İsim biraz böyle değişik denk gelmiş.
Evet.
Taşova gazetesi ismi neden böyle bir yani biraz garip bir soru kalıyor da isim neden Taşova Gazetesi?
Ya tabii genelde bizim yerel basındaki gazeteler özellikle ilçenin adını taşır mutlaka.
Yani bunun eklentileri olur. İşte atıyorum Havza Ekspres, işte Vezirköprü Özlem gibi veya işte Ladikin Sesi gibi yani. Ama ilçenin adı gazetenin mutlaka bir tarafında olur. Ama bizimki sadece Taşova olarak başladı. Yani dediğim gibi yerel gazetelerde o çıkartılan ilçenin adı mutlaka bir şekilde olurdu.
Şimdi biraz matbaa öncesi Taşova hakkında bir şeyler sormak istiyorum. Taşova’da ilk matbaayı kim kurdu?
Evet, Taşova’ya ilk matbaayı kuran isim Ali Rıza Günaydın olarak Taşova tarihine geçmiştir. E çünkü o zaman 1967’de çıkartılan Yeni Taşova gazetesi Taşova’da basılmıyordu. O dönemde Samsun’da basılıyor. Şimdi ki gibi bu bölgenin başkenti konumundaydı Samsun. O zaman belki bizim nüfusumuz merkez 3500 ama, Samsun gene bölgede en büyük şehir  Amasya, Tokat, Yozgat, Trabzon, Ordu, Giresun, Çorum veya diğer bu çevredeki hatta Kayseri de dahil olmak üzere İç Anadolu’nun ve Karadeniz’in neredeyse tamamının en büyük ilçesi konumundaydı. Dolayısıyla orada basılıyordu. Ancak matbaa işte davetiye, broşür, kartvizitler gibi diğer matbu işler de bunların içinde. Tabii özellikle dediğim gibi Taşova’nın ilk matbaacısı Ali Rıza Günaydın 1971’de başladı matbaa çalışmasına çok kısa bir süre sonra 27 Mart’ta da gazeteyi çıkarttı.

Matbaa kurulmadan önce Taşova’da haberleşme, bilgi dolaşım gibi mekanizmalar nasıl oluyordu? Milletin yerel bir olaydan haberi nasıl oluyordu? Yani hangi kanallar üzerinden bilgi alımı yürütülüyordu?
Yani şu an için tabii bunu cevaplayabilmek zor. Benim yaşım yetiyor  o zamanlar destanlar vardı. Yani bölgede olan işte Allah korusun böyle cinayet veya bir takım başka olumsuz olaylar,  kayıplarla ilgili hikayeler gibi olayları anlatan destanlar Pazar yerinde satılırdı. satılırdı. İlçenin pazarının kurulduğu, yani halk pazarının kurulduğu gün önceleri Pazartesiydi. Daha sonra perşembe olarak devam etti ve hala perşembe olarak sürüyor. Ulusal gazeteler 1 gün sonra geliyordu. Bu tür haberlerin çoğu yer almıyordu. Yani başka türlü bir haberleşme aracı yoktu. Ama dediğim gibi Taşova 1944’te kurulmuş, kısa sayılabilecek bir süre sonra 1967’de bir gazeteye kavuşmuş. Yani yerel basının Taşova’daki tarihçesi şu anda 59 yılı geride bırakmış. Sonrasında 1971’de Ali Rıza Günaydın Taşova gazetesini yayınlamış. Haberleşme dediğim gibi çok zayıftı. Yani Fısıltı Gazetesi mi   mi diyelim, haberleşme işte şehir efsanesi denilen işte abartılı bir takım şeylerle sağlanıyordu. Yine bölgesel olarak ilçemizin çevresindeki illerde veya işte bir takım il ve ilçelerde olanları da destanlar sayesinde insanlar geç de olsa duyabiliyordu. Sonrasında tabii destanlar da tarihe karıştı. Yani  hem Türkiye genelindeki ulusal basının hızlanması, güçlenmesi, daha sonraki yıllarda hep birbirini takip ediyor zaten. Radyonun daha çok yaygınlaşması köylere ulaşması, akabinde işte Taşova’da 1975 yılında televizyon yayınlarının izlenebilmesi gibi etkenlerle haberleşme hız kazandı. Eski destanların o yani A4 kağıdının veya biraz daha büyük A3 kağıdı gibi basılı nüshalarını ulamıyoruz. Onlar aslında bir dönemiz çok önemli haberleşme araçlarıydı. Fakat dediğim gibi modernleşme ve teknoloji gibi bir takım yenilikler bazı şeyleri ne yapsan izale ediyor, ortadan kaldırıyor. İşte bugün günümüzde de aynı durum sürüyor. Yani Bizim şimdi yerel basın olarak çıkarttığımız bu yerel basın, Ulusal basındaki gazetelerin de  bir 5 yıllık bilemediğiniz 6 7 yıllık bir ömrü var. hepsi dijital yayınlarını geliştirme güçlendirme peşindeler. Çünkü insanlar kağıt noktasında artık bizim yaş ve bizden bir tık daha ileri yaştaki 75 – 80 yaş diyelim. Onlar için o gazetenin kağıdını işte açması, ne bileyim onun sesi, hışırtısı bile çok önem arz ediyor. Ama şimdi bunu 40 yaşın altındaki gençlere anlatamazsın. Onlar için yazılı basın hiçbir şey ifade etmiyor. Çünkü ben gene çok kısa bir anekdot olarak aktarıyorum. Böyle gençlerle bir sohbetimde dedim ki; ”Ya kitap okumuyorsunuz, tamam iyi de yani gazete de okumuyorsunuz” dedim. Bir tanesi bana dedi ki; Amca yani ben bugün dedi internette” işte cep telefonunu göstererek: ”Cepte okuduğum bir haberi yarın  para verip 24 saat sonra okumak için niye gazete alıyım” dedi.  Verecek bir cevap bulamadım. Çünkü haklı. Ben şahsen yerel basından da öte ulusal basının da çok uzun ömürlü olacağını sanmıyorum. Her şey artık bu 6’ya X 12 ebadında Akıllı cep telefonu ki şimdi işte iPhone’lar var 17’lere kadar geldi bütün dünya bu aletlerin içinde.  Destanlar nasıl kaybolduysa, radoo ve televizyon yayınlarına ilgi nasıl azaldıysa, yarın hem yerel hem de ulusal basının çok değil 10 sene sonra yani 2036’ları filan düşündükçe bambaşka bir iletişimle karşı karşıya kalacağız. Yeni nesil gençler gazete okumuyor. Ölen her insan iyi bir gazete okuyucusuydu, ama ölüyorlar. Ölüyoruz yani. Ama yeni gençler için  kağıda basılmış gazetenin çok fazla bir önemi de kalmadı. (Devam edecek)

 

Yorum Ekle

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz