Amasya deyince “huh deyip durmak” lazım. Yazılarımı bilimsel çerçevede ancak bilimsel yazı dilinden ayırt ederek kaleme alıyorum. Bir televizyon programında bilim insanı İ. Fazlıoğlu diyordu ki: “Bu kadar bilimsel araştırmayı, çalışmayı, makaleyi, bildiriyi sayfalar dolusu yazıp ve yine bilim çevresiyle paylaşıp dönüp tekrar bilim dünyası içinde sakladıktan sonra, halk ile temas kurmadıktan sonra neye yarar!”
O günden beri biraz da bu cümleden olarak, her ne yazıyorsam, halkın diliyle yazmaya gayret ediyorum. Bazan zorlanıyorum. Şu anda olduğu gibi. Yaz – boz derler ya, yazıp siliyorum yazdığımı kıvamında yazabilmek için.
Bir makalede okumuştum. Diyordu ki:
“Amasya’da ilk yerleşim Kalkolitik Çağ’a kadar uzanmaktadır.” (M.Ö. 5500. – 3000) Devamındaki cümle ise şöyleydi: “Amasya’nın tarihi, Anadolu’nun tarihi kadar eskidir.” Arazi aramalarında, taramalarında tespit edilen, bulunan, ortaya çıkan ve kazılan höyükler bu cümleye en iyi örnektir. Hamam Tepesi, Kümbet höyük, Devret höyük, Yoğurtçu Baba höyük ve Oluz höyük gibi. (Amasya Tarihi açısından, kazılara başkanlık eden bilim insanı Şevket Dönmez’i anmadan geçmeyeyim.)
Bu yazıda aslında Amasya’nın On Altıncı Yüzyıla ait sosyal, politik ve demografik yapısını irdelemek ve incelemek istedim. Bu konuda gerekli belge ve bilgiye de ulaştım. Fakat yine de bölgesinde şehir mahiyeti taşıyan yerleşim yeri olarak Amasya, diğerlerine göre insani bir kavramla ihtiyar bir şehirdir.
“Amasya adını çok eskiden beri değişikliğe uğramadan bugüne kadar korumuştur. Amasyalı coğrafyacı Strabon, Geographika adlı eserinde şehrin adını “Amaseia” olarak ifade etmektedir. Hüseyin Hüsamettin ise, şehrin “Amas” adında birisi tarafından kurulduğunu kaydeder.”
(Makale: Ahmet Şimşirgil. Belge: A. Gabriel – M. Halil Yinanç: Amasya. Strabon: Geographika. Hüseyin Hüsamettin Yasar: Amasya Tarihi.)
“Osmanlı şehirlerinin özellikle 15 ve 16’ncı yüzyıllardaki idari, iktisadi ve sosyal yapılarını ortaya koymak açısından tahrir defterleri en önemli arşiv belgeleridir.”
“Muhkem bir kalenin eteğinde yer alması dolayısıyla askeri bir ehemmiyete sahip olan Amasya’nın tarihi çok eskiye dayanmaktadır.
Pontus krallarının hükümet merkezidir.”
Romalı komutan Lucillus M.Ö. 71 – 70 yılında Amasya’yı Roma İmparatorluğu’na katmıştır. Amasya, artık Roma’nın eyaletlerinden biridir; dini ve idari yönden de merkez hükmündedir.
712 yılında Arap müslümanlar Amasya’yı fethetmiş olsalar da uzun sürmemiştir; Roma, Amasya’ya tekrar hakim olmuştur.
Belki ileride Pontus, Roma, Danişmend Ahmet Gazi ve Artuk Bey üzerinden Selçuklu Devleti’ne kadar kısa bir genel tarih bilgisine müracaat edebilirim. Fakat burada keserek 16. yüzyılda Amasya’nın sosyal ve siyasal durumuna dair yazmaya başlamak istiyorum.
“On altıncı yüzyıl başında Amasya’da, 10 camii, 23 mescit, 10 medrese, 8 mektep, 4 zaviye, 6 imaret, 1 hangah, 12 hamam ve 7 çeşme mevcuttu.” (A. Şimşirgil.)
“1520 yılında 48’i müslim ve 4’ü gayr-ı müslim olmak üzere Amasya’da 52 mahalle bulunuyordu.” (BA. TD 387)
“1576 tarihinde, müslim mahalle sayısı 47 ve gayr-ı müslim mahalle sayısı 4 olup toplamda 51 adet mahalledir.” (Kuyud-ı Kadime Arşivi. TD. 26)
“1910 tarihinde ise, Hüseyin Hüsamettin Bey, Amasya’nın mahalle sayısını 53 ve nüfusunu 37 bin olarak kaydeder.” (Amasya Tarihi)
Tahrirlerde Hıristiyan ve Yahudi toplumları, “cemaat” adıyla kayıtlanmıştır. “Ermeni cemaati gibi.”
Bu kadar açıklama yeter.
Ancak, mahalleler eski şehirlerde, etrafında toplandıkları için, bir mescit adıyla, bir camii adıyla, bir çeşme adıyla anılır, bilinirdi. Devlet adamı veya ilim adamı veya camii ve imaret yaptıran namı büyük, şöhretli şahısların adıyla da mehleler meydana gelirdi.
Tarihçi ve yazar E. Safa Gürkan bir sohbetinde insan nüfusu üzerinde duruyor. Mesela 1925 yılında galiba İtalya’nın nüfusu 37 milyon iken Türkiye’nin nüfusu 13 milyon civarında. Aslında nüfus başlı başına bir güç. Olumsuz hâllerde lazım. Fakat kanaatimce nüfusu doyurmak gibi bir sorun da var. Hastalık, yaşam şartları, bebek ölümleri gibi sosyal bir yığın sebep ülke nüfusunun belirlenen sayıda kalmasını engelliyor. Bugünkü sorunun başını ekonomik durum çekiyor. Amasya şehri, o dönemde konum olarak, fiziki şartları nedeniyle, genişlemeye ve gelişmeye müsait değildi. İnsan nüfusunu eksilten coğrafi, fiziki, sosyal ve siyasal nedenler vardı. Hane nüfusu 5 veya 7 kişi üzerinden hesaplandığında mahallede ve şehirde toplam nüfus meydana çıkar. (Devam edecek)


