Ben DOĞAYI SEVEN bir insanım. Bu sevgim kitaplardan değil, HAYATIN İÇİNDEN gelir. Okul yıllarımdan beri çalışarak büyüdüm; TOPRAĞI, SUYU, AĞACI tanıyarak, EMEĞİN NE DEMEK OLDUĞUNU yaşayarak öğrendim. Benim için DOĞA bir manzara değil, BİR YAŞAM ÖĞRETMENİDİR.
Gençliğimin en saf ve en özgür günleri BORABAY GÖLÜ’NÜN serin sularında, çam kokulu sabahlarında geçti. Orada yalnız doğayı değil; DOSTLUĞU, PAYLAŞMAYI, SABRI ve İNSAN OLMAYI öğrendik. Yine hayatımın en güzel on yılını MARMARİS ÇUBUCAK KAMPI’NDA çadır kurarak geçirdim. Denizin tuzu, çamların gölgesi, gecenin yıldızları… Bunlar bizim ZENGİNLİĞİMİZDİ. Şimdi soruyorum: BU ZENGİNLİĞİ KİM, HANGİ HAKLA KİRAYA VEREBİLİR?
Dünyanın SAVAŞ HABERLERİYLE sarsıldığı günlerde, ABD ile İsrail’in İran’a karşı başlattığı ve günlerce bölgeyi ateşe boğan çatışmaların gölgesinde, aynı günlerde birçok belediyenin kaderini belirleyecek davalar görülürken, AKŞAM HABERLERİNDE bir başka kararı duyduk: MİLLİ PARKLARIN KİRAYA VERİLMESİNİN ÖNÜNÜ AÇAN YASA MECLİSTEN GEÇMİŞTİ. Halkın GÖZÜ GİBİ KORUDUĞU, nefes aldığı, çocuklarını götürdüğü, yürüdüğü, dinlendiği OKSİJEN DEPOLARININ insanın ömrü kadar sürelerle ÖZEL SEKTÖRE VERİLECEĞİNİ duyduk.
Türkiye’de bugün yaklaşık 50 MİLLİ PARK, 270’TEN FAZLA TABİAT PARKI, 110 CİVARINDA TABİAT ANITI ve 30’DAN FAZLA TABİATI KORUMA ALANI bulunmaktadır. Yeni yasa ile bu alanların işletme hakkı 49 YIL, hatta bazı durumlarda 99 YILA KADAR verilebilecektir. Bu bir kiralama değil; GELECEĞİN DEVREDİLMESİDİR.
Bugün kamuoyunda en çok tartışılan ve RİSK ALTINDA olduğu söylenen alanlar arasında BORABAY GÖLÜ TABİAT PARKI, DİLEK YARIMADASI – BÜYÜK MENDERES DELTASI MİLLİ PARKI, MARMARİS MİLLİ PARKI VE ÇUBUCAK KAMP ALANI, KÖPRÜLÜ KANYON MİLLİ PARKI, SAKLIKENT MİLLİ PARKI, KAÇKAR DAĞLARI MİLLİ PARKI VE AYDER YAYLASI, UZUNGÖL TABİAT PARKI, BORÇKA KARAGÖL TABİAT PARKI, YEDİGÖLLER MİLLİ PARKI, ILGAZ DAĞI MİLLİ PARKI, ALADAĞLAR MİLLİ PARKI ve SOĞUKSU MİLLİ PARKI gibi DOĞANIN KALBİ sayılan yerler bulunmaktadır.
Bu yasa ile bu alanlara OTEL, RESTORAN, BUNGALOV, OTOPARK, TELEFERİK ve çeşitli TURİSTİK TESİSLER yapılmasının önü açılmaktadır. Kağıt üzerinde “DOĞAYI KORUYARAK” denebilir. Ama gerçek şudur: DOĞA BETONLA KORUNMAZ. DOĞA, DOĞA OLARAK BIRAKILDIĞINDA KORUNUR.
Benim korkum şudur: Bu düzenleme ile DOĞA BİR KAMU DEĞERİ OLMAKTAN ÇIKIP BİR TİCARET MALINA DÖNÜŞECEKTİR. Yaban hayatı geri çekilecek, su kaynakları baskı altında kalacak, ormanlar turizm baskısıyla parçalanacaktır. En acısı ise HALKIN DOĞAYLA KURDUĞU KADİM BAĞIN ZAYIFLAYACAK olmasıdır.
Borabay’da gençliğini geçirmiş biri olarak söylüyorum: DOĞA ŞİRKETLERİN KÂR PLANLARINA SIĞDIRILAMAZ. Çubucak’ta çadır kurmuş biri olarak biliyorum: DOĞA ÖZGÜRLÜKTÜR. Eğer doğaya giriş PARAYLA, İZİNLE, TURNEKEYLE ölçülür hale gelirse; o gün DOĞA HALKIN OLMAKTAN ÇIKAR.
Bu yasa yalnız ağaçları değil, BİR KÜLTÜRÜ DE TEHDİT ETMEKTEDİR. Çünkü doğa sadece bir ekosistem değil, BİR HAFIZADIR. İnsanların çocuklukları, anıları ve umutlarıdır.
Cumhuriyetin EMEKLE KURULAN FABRİKALARI birer birer elden çıktı, BEREKETLİ ARAZİLER sessizce satıldı; şimdi ise yasaların diliyle MİLLİ PARKLARIN ve KORUMA ALTINDAKİ SON NEFES ALANLARIMIZIN da kiraya verildiğini duyuyoruz. Bir ülkenin varlığı yalnız sınır çizgileriyle değil, TOPRAĞINA, SUYUNA, ORMANINA SAHİP ÇIKMA İRADESİYLE anlam kazanır. Eğer bugün DOĞANIN KALBİ SAYILAN BU ALANLAR da uzun vadeli çıkar hesaplarına teslim edilirse, yarın çocuklarımıza bırakacağımız “VATAN” sözü yalnızca hatıralarda yaşayan bir kavrama dönüşmez mi? Asıl soru budur: TOPRAĞIN RUHU ELDEN GİDERSE, GERİYE VATAN DİYECEĞİMİZ NE KALIR?
Ben doğayı seviyorum. Bu sevgi romantik bir duygu değil, BİR YAŞAM BORCUDUR. Bu yüzden diyorum ki: DOĞA KİRALANAMAZ. DOĞA SATILAMAZ. DOĞA GELECEK KUŞAKLARA EMANETTİR.
Bugün alınan kararlar sadece bugünü değil, YARININ SUSUZLUĞUNU, SESSİZLİĞİNİ ve YALNIZLIĞINI belirleyecektir. Ve ben bir yurttaş olarak, gençliğini BORABAY’DA, yıllarını ÇUBUCAK’TA geçirmiş biri olarak DOĞANIN TİCARİLEŞTİRİLMESİNE KARŞI SESİMİ YÜKSELTMENİN BİR VATAN GÖREVİ OLDUĞUNA inanıyorum.
Çünkü biliyorum: BİR ÜLKE DOĞASINI KAYBEDERSE, GELECEĞİNİ DE KAYBEDER.
İsmail Erdal Muğla 13.03.2026


