ON BEŞİNCİ YÜZYILDAN BUGÜNE (Enver Seyhan)

0
142
Enver Seyhan 
Cetvelde görülen köyler, 15’inci yüzyıl içinde Kuh-i Karakuş nahiyesine bağlı köyler olup bugün bazıları Erbaa, bazıları Karakuş / Akkuş ve bazıları ise Niksar ilçesine bağlılar.
Adı geçen birçok yerleşim yeri, geride kalan Altı yüz sene içinde tarih olup gitmişler.
Sırtını Karınca Dağı’na yaslamış olan köyler hakkında demeliyim ki:
1071 yılında gerçekleşen Malazgirt Savaşı’ndan ve zaferinden önce de köylerin çoğunun yerlerinde yerleşik oldukları tartışma götürmez.
Bazı tarihçilerin savunduğu gibi, Anadolu Türk milletinin kadim yurdudur. Bunu batılı bilim insanları bildikleri halde saklamak ve gizlemek istiyorlar. Vaktinde, Pont, Ermeni, Türk ve Rum ahalisi birlikte yaşadılar. Bu konuya dair fazla konuşmadan burada, tadında bırakmak istiyorum.
Bugün “Ameria” yerleşim yeri ve dolayları hakkında uzunca bir makale okudum. Neredeyse, asgari 2.500 senelik yerleşim yerleri demişler. Amasya’daki kral mezarları gibi mezarlardan bahsetmişler. Aralarında benzerlik var dersem olmaz; aslında makalede biri ötekinin aynısı demek istemişler. Belki de bu hususta önyargılı olduğum için, içimden geçtiği gibi anlamak istedim.
Pontos Krallığı zamanında bölgede din anlayışı farklı idi. Bir tapınak etrafında toplanmış halk kitlesi vardı. Roma Devleti’nin MÖ. 63 yılında Pontos’u ilhak etmesini takip eden yıllarda, bölge semavi bir dinle tanıştı.
Şimdilik bu kadar yeter!
(Makale yazarı, “2.500 yıllık yerleşim yeri değil de 7.500 senelik yerleşim yeri Ameria…’ şeklinde bir cümle kursaydı da benim için makbul olurdu.)
Bugünkü Doğanyurt köyünün eski adı “Hayati” olmalıdır. Bir dönem nahiye statüsünde bir yerleşim yeridir.
ES
11 Ocak 2026
İLAVE:
“Anadolu’da Hellenistik Dönem’de ve henüz Roma hakimiyetinin olmadığı zamanlarda, bazı küçük yerel toplulukların bir tapınağın etrafında bağımsız olarak varlıklarını sürdürdükleri bilinmektedir. Kutsal bir yapının etrafında örgütlenmiş olan bu yerel topluluklar, tapınağa hizmet ederek hem tapınağın varlığını devam ettirmesini sağlamışlar hem de bu kutsal gücün koruması altına girerek kendilerini siyasi ve ekonomik açıdan güvence altına almışlardı. Bu kapsamda tapınak söz konusu toplulukları bir araya getiren ve onlara yön veren siyasi açıdan bağımsız bir yönetim merkezi olmuştu. Büyük arazileri denetimleri altında bulunduran ve kökleri Sümerlilere dek uzanan bir geçmişe sahip bu tür oluşumlar, “tapınak devleti” olarak adlandırılmıştır.”
M. Tekin
GOP Üniversitesi.
Ek:
Cetvel:
Taşova – Erbaa
İsmail Kıvrım

Yorum Ekle