KİM SÖYLEDİ DEĞİL, NE SÖYLEDİ

0
99
Dostum Eğitimci Yazar Ali Ekber Pekşen Bey’in paylaştığı bir yazı dikkatimi çekti. Yazar Tanıl Bora, “ÖĞRENME KORKUSU” üzerine kaleme aldığı yazısında, şair ve yazar Murathan Mungan’ın yıllar önce dile getirdiği bir kavramdan söz ediyordu: SOFOFOBİ.
Bu kavram ilgimi çekti. Üzerine biraz düşündüm, araştırdım.
SOFOFOBİ, kelime anlamıyla ÖĞRENMEKTEN VE BİLGİDEN KORKMA demektir.
Kökeni eski Yunancaya dayanır. “SOFİA” BİLGELİK DEMEKTİR. “FOBİ” İSE KORKU DEMEKTİR.
Yani kısaca BİLGELİKTEN KORKMAK, ÖĞRENMEKTEN KAÇMAK anlamına gelir.
İlk bakışta bu kavram tuhaf gelebilir. İnsan öğrenmekten niye korksun? Ama biraz etrafımıza baktığımızda bunun hayatımızın içinde ne kadar yaygın olduğunu görürüz.
Bugün toplumda sıkça karşılaştığımız bir durum var. İnsanlar bir söz duyduklarında önce DOĞRU MU, YANLIŞ MI diye bakmıyorlar. Önce KİM SÖYLEDİ diye bakıyorlar.
Eğer o sözü söyleyen kişi “BENİM LİDERİM, BENİM TARAFIM, BENİM TAKIMIM” diye gördükleri biriyse, sözün doğruluğunu araştırmadan kabul ediyorlar. Hatta çoğu zaman yanlış olduğunu bilseler bile savunabiliyorlar.
Çünkü mesele artık HAKİKAT DEĞİL, AİDİYET oluyor.
Bunu bazen FUTBOL TAKIMI TUTAR GİBİ yaşadığımızı görüyorum. Bir takım tutarsınız. Takımınız kötü oynasa da, hakem hatasıyla kazansa da, hatta açık hata yapsa da onu savunursunuz. Çünkü mesele doğruyu bulmak değil, TARAFTARLIK olur.
Ne yazık ki aynı anlayış bugün düşünce dünyasına da sirayet etmiş durumda.
Bir söz söylendiğinde artık “BU SÖZ DOĞRU MU?” diye bakılmıyor.
Önce “BİZDEN Mİ, DEĞİL Mİ?” diye bakılıyor.
Eğer bizdense alkışlanıyor.
Değilse daha dinlemeden reddediliyor.
İşte SOFOFOBİ – ÖĞRENME KORKUSU tam da burada ortaya çıkıyor.
Çünkü öğrenmek insanı rahatsız eder. Yeni bir bilgi bazen yıllardır doğru bildiğimiz bir düşüncenin eksik veya yanlış olduğunu gösterir. İnsan da bu yüzleşmeden kaçmak ister.
En kolay yol ise SORGULAMAMAKTIR.
Hazır düşünceleri kabul etmek…
“BENİM LİDERİM SÖYLÜYORSA DOĞRUDUR” demek…
Oysa düşünmenin özü tam tersidir. İnsan bir söz duyduğunda önce KİM SÖYLEDİĞİNE DEĞİL, NE SÖYLEDİĞİNE bakar.
Bu noktada meslek hayatımın içinden gelen bir alan da aklıma geliyor. Uzun yıllar öğretmen yetiştirme programlarında ders olarak anlatılan HALKLA İLİŞKİLER konusu…
Halkla ilişkilerin ideal tanımı elbette toplum ile kurumlar arasında doğru bilgiye dayalı güvenilir iletişim kurmak olarak yapılır. Ama uygulamada çoğu zaman farklı bir durumla karşılaşırız.
Uygulamada halkla ilişkiler çoğu zaman şu mantıkla çalışır:
BİR KURUMUN, BİR ŞİRKETİN YA DA BİR LİDERİN SÖYLEDİĞİ SÖZÜ, YAPTIĞI İŞİ, DOĞRU OLSUN YA DA OLMASIN HALKA DOĞRU GÖSTERMEK.
Yani bir anlamda ALGI YÖNETİMİ.
Bugün siyasette de, büyük şirketlerde de sıkça gördüğümüz şey budur. Bir söz söylenir. O sözün doğru olup olmadığı tartışılmaz. Hemen iletişim uzmanları devreye girer, danışmanlar devreye girer, medya araçları devreye girer ve o söz DOĞRUYMUŞ GİBİ ANLATILIR.
Eğer toplumda SOFOFOBİ, yani ÖĞRENME KORKUSU yaygınsa bu yöntem çok kolay işler.
Çünkü öğrenmekten korkan toplum sorgulamaz.
DUYDUĞUNU ARAŞTIRMAZ.
OKUDUĞUNU SORGULAMAZ.
GERÇEĞİ AYIRT ETMEYE ÇALIŞMAZ.
Böyle bir ortamda GERÇEKLERİN YERİNİ ANLATILANLAR ALIR.
Oysa eğitimin amacı bunun tam tersidir.
Öğretmenin amacı ezberleyen değil, düşünen insan yetiştirmektir.
Toplumları ileri götüren şey de budur.
SORU SORABİLEN TOPLUMLAR GELİŞİR.
ARAŞTIRAN TOPLUMLAR GÜÇLENİR.
ÖĞRENMEKTEN KORKMAYAN TOPLUMLAR ÖZGÜRLEŞİR.
Çünkü unutulmaması gereken basit bir gerçek vardır:
HAKİKAT TARAFTARLIKLA BULUNMAZ.
HAKİKAT ANCAK DÜŞÜNMEYLE BULUNUR.
Bu yüzden bugün belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey şudur:
KİM SÖYLEDİĞİNE DEĞİL,
NE SÖYLENDİĞİNE BAKABİLEN BİR AKIL.
Çünkü insanın en büyük gücü KENDİ AKLIDIR.
Ve o aklı kullanmaktan korkmamak gerekir.
İsmail Erdal – Emekli Eğitimci

Yorum Ekle