İYİLİK PERDESİ ALTINDA DÖNEN OYUNLAR

0
1114
Bu ülkede artık kimse, “yardım” kelimesinin büyüsüne kanarak iyi niyetini teslim etme lüksüne sahip değildir. Çünkü geçmişte çok ağır bedeller ödedik. Bir zamanlar FETÖ yapılanması, “hayır”, “iyilik”, “yardım”, “öğrenci bursu”, “Afrika’ya su kuyusu” gibi masum görünen söylemlerle toplumun vicdanını ele geçirdi. İnsanın en temiz duygusunu araç yaparak güç topladı; yıllarca kimsenin sorgulamadığı bir iyilik görüntüsünün altından koca bir karanlık çıktı. Bugün aynı yöntemleri kullanan her yapıya karşı gözümüzü açık tutmak artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Bağışa dayalı hareketler, daha hesap vermeden sürekli para topluyor; nereye gittiği belli olmayan akışlarla insanların cebinden iyilik adı altında para çekiyor. Yurt içinde köy okullarında çocukların yüzünü kameraya taşıyor, bir yoksula verilen ekmeği bile sosyal medya malzemesi yapıyorlar. Yurt dışında Afrika’da birkaç çocuğa hediye uzatırken kameranın açısını ayarlıyorlar. Yardım değil, resmen reklam yapıyorlar. Bir insanın yoksulluğunu teşhir ederek iyilik olmaz; bu, vicdanın sömürüsüdür.
Dahası, bütün bu işlerin tek bir kişinin etrafında toplanması—bağışın, yönlendirmenin, gücün bir kişide odaklanması—tehlikenin ta kendisidir. Çünkü bu ülke lider merkezli yardım yapılarının nasıl istismar edildiğini, bir süre sonra nasıl bir güce dönüştüğünü, o gücün nasıl yanlış mecralara aktığını defalarca gördü. FETÖ örneği bunun en acı ve en büyük kanıtıdır.
Ve artık şunu açıkça söylemek gerekiyor:
Bu yapıların kullandığı söylem dili bize yeterince ipucu veriyor.
Her cümlelerinde “iyilik”, “vicdan”, “mazlum”, “kardeşlik”, “umut olmak”, “emanet” gibi kulağa hoş gelen kavramlar var; ama arkasında şeffaflık yok, denetim yok, hesap verme yok.
Bu dil, yıllarca toplumun güvenini istismar eden yapıların diline fazlasıyla benziyor.
O yüzden artık toplum, bu söylemin ardındaki gerçek niyeti anlamak zorundadır.
Artık “biz sadece iyi şeyler yapıyoruz” demeleri inandırıcı değildir.
Artık kimse bu tatlı dille, bu süslü iyilik cümleleriyle kandırılamaz.
Çünkü gördük, yaşadık, öğrendik.
Gerçek iyiliğin sesi gürültüsüzdür.
Gerçek iyilik gösteriş istemez.
Gerçek iyilik kamerayı, ışığı, alkışı sevmez.
Oysa asıl mesele, insanları sürekli yardıma muhtaç bırakan düzeni sorgulamaktır. Bir toplumda bireyler temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor, eğitim, barınma, beslenme, sağlık gibi haklara erişemiyorsa, çözüm yardım kolileri dağıtmak değildir; kimsenin bir başkasının merhametine mahkûm olmadığı adil bir düzen kurmaktır. İnsan onuru, kameraya uzatılan bir paketle değil, kendi emeğiyle ayakta durma fırsatıyla korunur. Gerçek iyilik, kimseyi muhtaç etmeyecek bir sosyal yapıyı inşa etmektir. Yardımın kendisi değil, yardıma duyulan ihtiyaç azaltıldığında toplum gerçekten güçlenir.
Bugün yardım adı altında medyatik gösteri yapan, çocukları ekran malzemesi yapan, bağışı reklama çeviren, şeffaf olmayan hiçbir yapıya güvenmek akılla bağdaşmaz.
Bu toplum artık uyanmalıdır.
İyilik görüntüsü altında dönen oyunları görmeli, söylem dilini çözmeli, niyetin ne olduğunu anlamalıdır.
Çünkü iyiliğin değil, iyilik kisvesi altındaki tuzakların sayısı daha fazladır ve artık kandırılacak bir toplum değiliz.
İsmail Erdal Emekli Eğitimci
Muğla

Yorum Ekle