İBRAHİM İZAN: KÖY ENSTİTÜLERİNDEN TÖS’E,

0
3
İBRAHİM İZAN:
KÖY ENSTİTÜLERİNDEN TÖS’E, TÖB-DER’E UZANAN BİR AYDINLANMA VE DİRENİŞ HAYATI
İbrahim İzan’ı hem Amasya’da hem de Ankara’da tanıdım. Onu tanımak, yalnızca bir insanla tanışmak değildi; Köy Enstitülerinin, öğretmen örgütlülüğünün ve sosyalist bir yaşam ahlakının canlı bir temsilcisiyle karşılaşmaktı. O, örnek aldığımız ağabeylerimizdendi. Duruşuyla, sözüyle, tavrıyla insanın omuzlarını dikleştiren; en zor zamanlarda bile yol gösteren bir aydınlanma insanıydı.
İbrahim İzan, Amasya’nın Taşova ilçesine bağlı Dereli Köyü’nden çıkıp Akpınar Köy Enstitüsü’nde yetişmişti. Akpınar, yalnızca bir okul değil; Karadeniz’in ve Anadolu’nun yoksul çocuklarını bilgiyle, emekle, üretimle ve dayanışmayla buluşturan gerçek bir aydınlanma ocağıydı. İbrahim ağabey, bu ocağın harcında yoğrulmuş bir Köy Enstitülü olarak hayatının hiçbir döneminde bu kimliğinden ödün vermedi.
Benim için Akpınar’ın ayrı bir anlamı vardır. Köy Enstitülerinin kapatılmasından sonra onların devamı niteliğinde kurulan Akpınar Öğretmen Okulu’ndan mezun oldum. Yani bizler, aynı damardan beslenen iki kuşağız. O Köy Enstitülüydü; ben Köy Enstitüsü geleneğinin sürdüğü öğretmen okulunun öğrencisi… Aramızdaki bağ yalnızca dostluk değil; aynı aydınlanma felsefesinin kuşaktan kuşağa aktarılmasıydı.
Köy Enstitülerinin özü şuydu:
Üreten insan, düşünen insan, itaat etmeyen ama sorumluluk alan insan.
İbrahim İzan’da bu öz bütün berraklığıyla vardı. Öğretmenliği bir memuriyet değil; halkla kurulan tarihsel ve ahlaki bir sorumluluk olarak görürdü.
Öğretmenliğin İzinde: Mercimek’ten Dereli’ye
İbrahim İzan’ın öğretmenlik serüveni, Van, Aşkale de başladı, daha sonra Taşova Mercimek Köyü’nde devam etti. Mercimek’te yaptığı öğretmenlik, onun eğitim anlayışını ve halkla kurduğu bağı en somut biçimde ortaya koyduğu ikinci duraktır. Köy çocuklarını yalnızca okuma yazmayla değil; düşünmeyle, sorgulamayla ve birlikte üretmeyle tanıştırdı.
Mercimek Köyü’nden sonra kendi köyü Dereli’de bir süre öğretmenlik yaptı. Kendi köyünde öğretmen olmak, her eğitimci için ağır ama onurlu bir sorumluluktur. İbrahim İzan bu sorumluluğu yüreğinde taşıdı. Dereli’de öğretmenlik yaparken yalnızca ders anlatmadı; köyün belleğine, çocukların ufkuna ve toplumsal dönüşüme doğrudan dokundu.
Ben de Dereli Köyü’nde dört yıl öğretmenlik yaptım. Bu nedenle İbrahim İzan’ın köyde bıraktığı izleri yalnızca anlatılanlardan değil, bizzat görerek ve yaşayarak biliyorum. Köyde hâlâ onun adı saygıyla anılır. Bu, bir öğretmen için bırakılabilecek en kalıcı izdir.
Amasya ve Ankara Yılları
Dereli Köyü’nden sonra Amasya merkeze tayin oldu. Amasya’da görev yaptığı yıllar, onun yalnızca öğretmenlikte değil, örgütlü mücadelede de daha görünür olduğu bir dönemdir. Eğitim sorunlarının, siyasal baskıların ve öğretmenlerin yaşadığı adaletsizliklerin karşısında sessiz kalmadı.
Amasya’dan sonra Ankara’da görev yaptı. Ankara yılları, İbrahim İzan’ın bir Köy Enstitülü aydın olarak deneyimini, birikimini ve örgütçü kimliğini daha geniş bir alana taşıdığı yıllar oldu. Nerede görev yaparsa yapsın, bulunduğu ortamda güven veren, sözü dinlenen, saygı duyulan bir ağabeydi.
TÖS’ten TÖB-DER’e Uzanan Örgütlü Mücadele
İbrahim İzan’ın mücadelesi, TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) saflarında başladı. TÖS, öğretmenin yalnız olmadığını haykıran, eğitimi kamusal bir hak olarak savunan bir örgütlenmeydi. İbrahim ağabey bu mücadelenin en kararlı neferlerinden biri oldu.
12 Mart ve sonrasında öğretmen hareketi yeni biçimler alırken, İbrahim İzan TÖB-DER çatısı altında mücadelesini sürdürdü. Amasya TÖB-DER Başkanlığı yaptığı yıllar, Türkiye’nin en karanlık dönemlerinden biriydi. Öğretmenler baskı altındaydı; fişlemeler, soruşturmalar, sürgünler sıradan hâle gelmişti.
İbrahim İzan, bu koşullarda geri çekilmedi. Ne bedel korkusu taşıdı ne de kişisel hesap yaptı. Öğretmen örgütlülüğünü, Köy Enstitülerinin doğal bir devamı olarak gördü. Çünkü Köy Enstitüleri bireysel kurtuluş değil, toplumsal aydınlanma hedefliyordu.
Sosyalist Bir Yaşam Ahlakı
İbrahim ağabeyin sosyalizmi, kitaplarda kalan bir teori değildi. Onun sosyalizmi hayattı. Emeği savunan, adaleti gözeten, eşitliği günlük yaşamın ölçüsü yapan bir anlayıştı. Haksızlık karşısında susmazdı; ama bağırıp çağıranlardan da değildi. Sakin, kararlı ve çözüm üreten bir sosyalistti.
Onu hangi koşulda görürsem göreyim yüzü gülerdi. En zor dönemlerde bile umudu diri tutardı. Bu tavır, hem Köy Enstitüsü terbiyesinin hem de sosyalist dayanışma kültürünün doğal sonucuydu.
Mitinglerde ve Alanlarda
İbrahim İzan, mitinglerde de hemen fark edilirdi. Uzun boyu kalabalıklar içinde onu görünür kılardı; ama onu asıl öne çıkaran duruşuydu. Kortejlerin düzeninde, yürüyüşlerin disiplininde, kalabalığın kararlılığında onun sessiz ama etkili bir ağırlığı vardı.
İnsanlar ona bakınca şunu hissederdi:
“Bu mücadele sahipsiz değil.”
Bir Mirasın Devamı
İbrahim İzan’ı kaybettikten sonra oğlu Ahmet ile zaman zaman telefonla görüşüyorum. Ahmet’in kitap yayıncılığı, babasının düşünceyle, yazıyla ve üretimle kurduğu ilişkinin bir devamı gibidir. Bu, İbrahim ağabeyin yaşamının boşa gitmediğinin en somut göstergelerinden biridir.
Bir Ömrün Ardından
İbrahim İzan’ın hayatı; 1936 yılında Dereli’de doğdu.
sessiz ama derin,
gösterişsiz ama onurlu,
örnek alınması gereken bir aydınlanma ve direnç hayatıdır.
O aramızdan 21 Şubat 2023 Salı günü ayrıldı.
Ama Köy Enstitülerinin ışığı, TÖS ve TÖB-DER’in mücadele geleneği ve sosyalist bir yaşam ahlakı onunla birlikte toprağa gömülmedi.
Işıklar içinde uyusun.
Yıldızlar yoldaşı olsun.
İsmail Erdal
Emekli Eğitimci Muğla 14.01.2026
Dipnot :
Amasya’nın Taşova ilçesine bağlı Dereli Köyü’nden çıkıp Akpınar Köy Enstitüsü’nde yetişen İbrahim İzan, öğretmenliği yalnızca bir meslek olarak değil, toplumsal bir sorumluluk olarak yaşamıştır. Van, Aşkale de başlayan. Taşova Mercimek Köyü’nde ki öğretmenlik yolculuğu; Dereli Köyü, Amasya merkez ve Ankara’da sürmüş; görev yaptığı her yerde bilgiyi, emeği ve örgütlü mücadeleyi birlikte taşımıştır. TÖS’ten TÖB-DER’e uzanan öğretmen örgütlenmesinde sorumluluk almaktan kaçınmamış, baskı dönemlerinde bedel ödemeyi göze alarak geri çekilmeden dimdik durmuştur. Onun sosyalizmi, slogana indirgenmiş bir söylem değil; emeği savunan, adaleti önceleyen ve eşitliği insani bir görev sayan bir yaşam ahlakı olarak somutlaşmıştır.

Yorum Ekle