DEVLETİ KORUMAK İÇİN KONULAN KURAL, DEVLET AKLINI NASIL DARALTTI?

0
58
DEVLETİ KORUMAK İÇİN KONULAN KURAL, DEVLET AKLINI NASIL DARALTTI? GEÇMİŞTEN BUGÜNE YÖNETİMİN BÜYÜK DERSİ
Tarih boyunca devletler yalnız dış tehditlerle değil, kendi yönetim anlayışlarının doğurduğu sonuçlarla da güç kaybetmiştir. Osmanlı Devleti’nde bir dönem yürürlüğe konulan ve “nizam-ı âlem” anlayışıyla gerekçelendirilen veraset düzeni, başlangıçta devletin parçalanmasını önlemek ve iç savaşları engellemek amacıyla düşünülmüştür. Amaç, taht kavgalarının devleti zayıflatmasını önlemek ve merkezi otoriteyi güçlü tutmaktı. Ancak zaman içinde bu uygulama, hanedan içinde KORKU, GÜVENSİZLİK VE İNSAN KAYNAĞININ AZALMASINA yol açan ağır sonuçlar doğurmuştur.
Tahta çıkan hükümdarın kardeşlerini ortadan kaldırmasının hukuki bir uygulama haline gelmesi, Osmanlı tarihinde derin izler bırakmıştır. Bazı dönemlerde çok sayıda şehzadenin aynı anda öldürülmesi, yalnızca bir hanedan dramı değil, aynı zamanda DEVLETİN GELECEKTEKİ YÖNETİCİ KADROLARINI KENDİ ELİYLE AZALTMASI anlamına gelmiştir. Bu durum, hanedan içinde sürekli bir endişe ve güvensizlik ortamı yaratmış, sağlıklı bir yönetici yetişme sürecini de olumsuz etkilemiştir.
Zamanla bu uygulamanın hem vicdani hem de siyasi sakıncaları görülmüş ve kardeşlerin öldürülmesi terk edilmiştir. Ancak bu kez yeni bir yöntem uygulanmaya başlanmıştır. Şehzadeler sancaklara gönderilerek devlet yönetimini öğrenmek yerine sarayın kapalı bölümlerinde tutulmuş, dış dünyadan izole bir hayat yaşamaya başlamıştır. Tarihe “kafes sistemi” olarak geçen bu uygulama, görünürde daha insani bir çözüm gibi görünse de uzun vadede devlet için daha büyük bir sorunun kapısını aralamıştır.
Yıllarca kapalı bir ortamda yaşayan, halkı tanımayan, yönetim tecrübesi kazanmayan ve çoğu zaman psikolojik baskı altında büyüyen kişiler tahta çıktığında, güçlü bir devlet iradesi ortaya koymakta zorlanmıştır. Böylece yönetim giderek saray çevresinin, çıkar gruplarının ve entrika odaklarının etkisine açık hale gelmiştir. MERKEZİ OTORİTE ZAYIFLAMIŞ, LİYAKAT SİSTEMİ BOZULMUŞ VE DEVLET AKLI DARALMIŞTIR.
Dünya tarihinde taht mücadeleleri pek çok devlette görülmüştür. Ancak bu tür uygulamaların açık bir devlet düzeni haline getirilmesi ve daha sonra yönetici yetiştirme sisteminin ortadan kalkması, Osmanlı’nın yönetim yapısını uzun vadede zayıflatan önemli unsurlardan biri olmuştur. Çünkü güçlü devletlerin temelinde güçlü kurumlar ve iyi yetişmiş yöneticiler bulunur.
Tarih bize açık bir gerçeği göstermektedir:
DEVLETİN KADERİ TEK KİŞİNİN İRADESİNE BAĞLANDIĞINDA, KURUMSAL AKIL ZAYIFLAR.
Denetimin olmadığı yerde hata büyür, yanlışlar düzeltilmez ve yönetim zamanla TEK MERKEZLİ VE DENETİMSİZ BİR GÜCE dönüşür.
İşte Cumhuriyet, bu tarihsel tecrübelerin ışığında kurulmuştur. Yeni yönetim anlayışı, devletin kaderini bir kişinin iradesine değil, MİLLETİN EGEMENLİĞİNE VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE dayandırmıştır. Cumhuriyetin temelinde demokrasi, laiklik ve hukuk devleti ilkeleri yer almıştır. Bu sistemin amacı, gücün tek elde toplanmasını önlemek ve devlet yönetimini kurallar, kurumlar ve denge mekanizmaları üzerine kurmaktır.
Parlamenter sistem ve kuvvetler ayrılığı anlayışı, yasama, yürütme ve yargının birbirini dengelemesini sağlayarak GÜCÜN SINIRLANDIRILMASINI VE DENETLENMESİNİ hedeflemiştir. Çünkü tarih göstermiştir ki, gücün tek elde toplanması zamanla keyfiliğe, keyfilik ise kurumsal zayıflamaya yol açar.
Bugün de devletlerin gücü, yalnız ekonomik ya da askeri imkânlarıyla değil; KURUMLARININ GÜCÜ, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE DEMOKRATİK DENGE MEKANİZMALARIYLA ölçülmektedir. Kurumların zayıfladığı, denetimin ortadan kalktığı ve gücün tek elde toplandığı sistemlerde devlet aklı daralır, hatalar büyür ve toplumun güveni sarsılır.
Tarih yalnız geçmişi anlatmaz; geleceğe ışık tutar. Osmanlı’da devletin bekası için alınan bazı tedbirlerin zamanla yönetim kalitesini düşürmesi, bugün için önemli bir ders niteliğindedir. Çünkü devletler yalnız dış düşmanlarla değil;
KURUMLARIN ZAYIFLAMASI,
LİYAKATİN ORTADAN KALKMASI
VE GÜCÜN TEK ELDE TOPLANMASIYLA GERİLER.
Cumhuriyetin en büyük gücü, kişilere değil KURALLARA VE KURUMLARA DAYANAN bir yönetim anlayışı getirmiş olmasıdır.
Çünkü gerçek güç geçicidir.
KALICI OLAN ADALET, ÖZGÜRLÜK VE HUKUKTUR.
İsmail Erdal – Emekli Eğitimci
Muğla 19.02.2026

Yorum Ekle