CHP EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI KONULU BASIN AÇIKLAMASI YAPTI

0
371

Cumhuriyet Halk Partisi Taşova İlçe Teşkilatı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen en düşük emekli aylığının 20.000 TL olarak ilan edilmesine karşı, 24 Ocak 2026 Cumartesi günü saat 14.00’te İlçe meydanı (eski Dene pazarı)nda bir Basın açıklaması yaptı.
Basın açıklamasına CHP Taşova İlçe Başkanı Ömer Sayan, Taşova Belediye Başkanı Ömer Özalp, Belediye Başkan Yardımcısı Zihni Uysal,  İl Genel Meclisi Üyesi Ahmet Alan, CHP Yönetim Kurulu, Kadın Kolları ve Gençlik Kolları Yönetim kurulu ve üyeleri, parti üyeleri ile basın mensupları katıldı.

Etkinliğin ilk konuşmasını CHP Taşova İlçe Başkan Yardımcısı Hüsnü Aydoğan yaptı:
”Bu ülkenin yükünü yıllarca omuzlarında taşımış emeklilerimiz ve sesimize ses olan Taşovalı hemşehrilerimiz; Bugün burada, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde alınan utanç verici bir karara karşı toplandık. En düşük emekli aylığını 20.000 TL olarak açıklayan bu anlayışı reddediyoruz! Buradan açıkça soruyoruz: 20.000 TL ile bu ülkede kim geçinebiliyor?
Hangi emekli kirasını ödüyor? Hangi emekli faturasını ödüyor? Hangi emekli onurlu bir yaşam sürüyor? Emeklilerimiz bugün açlık sınırının altına mahkûm edilmiştir! Bu bir ekonomik tercih değil, bilinçli bir yoksullaştırma politikasıdır. Yıllarca çalışmış, vergisini ödemiş, bu ülkenin kalkınmasında en büyük payı olan emeklilerimize bugün açıkça “Siz aç kalacaksınız” denilmektedir. Biz buna boyun eğmiyoruz! Emekliye sadaka değil, onurlu bir hayat istiyoruz. CHP olarak buradan net bir şekilde ifade ediyoruz: Bu rakam kabul edilemez! Bu düzen sürdürülemez! Bu adaletsizliğe boyun eğilemez! Biz susarsak, emekli daha da yoksullaşacak. Biz geri adım atarsak, bu ülke vicdanını kaybedecektir. Susmuyoruz ve haykırıyoruz! EMEKLİYİ AÇLIĞA MAHKÛM EDEMEYECEKSİNİZ! Taşova’dan yükselen bu ses, Türkiye’nin dört bir yanındaki emeklilerin sesidir. Bu sesi duymayanlara karşı susmayacağız, geri çekilmeyeceğiz, mücadeleden vazgeçmeyeceğiz! Biz bugün sadece emeklilerimizin sofrasındaki ekmeği savunmuyoruz; aynı zamanda bu ülkenin vicdanını, gerçeğini ve aydınlık geleceğini savunuyoruz. Bugün, 24 Ocak 1993’te hain bir suikastla aramızdan alınan gazeteci, yazar ve aydın Uğur Mumcu’nun 33. ölüm yıl dönümü. Gerçeğin peşinden gittiği için hedef alınan, kalemini satmadığı için susturulmak istenen, “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” diyerek bu ülkeye ışık tutan Uğur Mumcu’yu saygı, özlem ve minnetle anıyoruz. Şimdi bu haklı itirazımızı basın yoluyla tüm Türkiye’ye duyurmak üzere,
İlçe Başkanımız Sayın Ömer Sayan’ı konuşmaya davet ediyorum.”

Daha sonra söz alan CHP İlçe Başkanı Ömer Sayan:

”Bugün burada bir gerçeği konuşmak için toplandık. Bugün burada milyonlarca emeklinin boğazına düğümlenen bir rakamı konuşacağız. Bunu konuşmadan önce bir durum tespiti yapmakta yarar vardır. 2 ay önce ülkenin 2026 yılı bütçesi Türkiye Büyük Millet Meclisinde 2,7 trilyon bütçe açığı ile kabul edilerek resmiyet kazandı. 16,2 trilyon olarak öngörülen ve 2.74 trilyonunun faiz giderlerine ayrıldığı, rant bütçesi, faiz bütçesi, ülke kaynaklarının yandaşa peşkeş çekme bütçesi olarak tanımladığımız bütçenin yüzde %90’ ı vergi gelirlerinden oluşmaktadır. Bu vergi gelirlerinin sadece %11’i ihracat yapandan, inşaat yapandan, köprü, yol, hava alanı, hastane yapandan ve karşılığında devletten garanti ödeme alan şirketlerden, %24 ü bordrolu çalışan dan, %65’nin ise dolaylı vergilerden, yani hepimizin mal ve hizmet alımlarına ödediğimiz ücretler içindeki vergi kalemlerinden toplanması ön görülmektedir. Bunun anlamı, en düşük emekli aylığını alanda, 300 bin maaş alanda, gelirini bankalarda tutan zengininde aynı vergiyi ödemesi demektir. Ülkemiz de 2026 yılı açlık sınırı Türk-İş’in araştırmasına göre 34 bin, Besar’ın araştırmasına göre ise kırk bin liraya ulaşmış durumdadır. Bu bir vatandaşın temel yaşam maliyetidir. Yoksulluk sınırı ise 98 bin lira civarındadır. Durum böyleyken Türkiye Büyük Meclisinde en düşük emekli aylığını yirmi bin lira olarak belirleyen ve AK Parti tarafından hazırlanan kanun teklifi Cumhur İttifakı oylarıyla kabul edildi. Emeklileri yalnız bırakmayacağız, gerekirse taşın altına elimizi değil gövdemizi koyarız diye nutuk atanlar, iş icraata gelince sus pus olmuşlar ve emeklileri açlığa mahkum eden sefalet ücretinin altına imza atmışlardır. Bitmeyen zamlarla ve her gün eriyen maaşlarla, liyakat sız atamalar, torpilli kadrolarla, kadını yok sayan, yaşam hakkını korumayan politikalar la, paran kadar sağlık anlayışıyla, niteliksiz eğitim ve gelecek kaygısıyla 23 yıldır milletin hayatından çalanlar şimdi de reva gördükleri sefalet ücretiyle emekliyi açlığa mahkûm ediyorlar. Ve bunu da bütçe imkanları bu kadar diyerek izah etmeye çalışıyorlar. İsrafa gelince, garanti ödemelere gelince, rant projelerine gelince, lüks harcamalara, sarayın şatafatına gelince, yandaş şirketlerin vergi muafiyetlerine, vergi aflarına gelince var olan bütçe imkanları, emekliye gelince yok oluyor. Utanmıyoruz demişlerdi, gerçekten utanmıyorlar dostlar. 1 yıldır mecliste hiçbir oturuma katılmayan milletvekili adına oylama pusulası gönderip oylamaya hile karıştırdılar, utanmadılar. Emekliye en azından açlık sınırındaki bir ücreti çok gören cumhur ittifakı milletvekilleri torba kanun teklifine gece yarısı verdikleri bir önergeyle, devletten ihale alan şirketlerin ödemesi gereken kıdem tazminatlarının devlet tarafından ödenmesi maddesini onaylarken de utanmadılar. Ve bu gün burada bizler milyonlarca insanın hayatını, sofrasını ve geleceğini konuşuyoruz. En düşük emekli aylığı olarak açıklanan 20 bin lirayı konuşuyoruz. Bu, sefaletin resmî ilanıdır. Soruyorum sizlere. 20 bin lira ile bu ülkede yaşanır mı? Bu maaşla bir ay geçer mi. Bu maaş insan onuruna yakışır mı? Bir emekli düşünün. Ev kirası 12–15 bin lira. Elektrik, su, doğalgaz derseniz birkaç bin lira. Telefon, ulaşım, mutfak masrafı.. Peki ilaç. Peki hastane. Peki torununa alınacak bir hediye. Hangisinden vazgeçecek bu insanlar. Bugün milyonlarca emekli, pazara sabah değil, akşamüstü gidiyorsa; Tezgâhta kalanlara bakıyorsa ; kilo değil, gram hesabı yapıyorsa; bu kader değildir. Bu, bilinçli bir ekonomik tercihtir Bu AKP’nin kara düzenidir. Açlık sınırı 20 bin lirayı çoktan geçmiş durumda. Yoksulluk sınırı bunun birkaç katı. Ama emekliye reva görülen aylık, aç kalmamayı bile garanti etmiyor. Bu ne demektir biliyor musunuz? Bu, emekliye şunu söylemektir: “Yaşama, ama nefes al.” Oysa bu insanlar, bu ülkenin en zor günlerinde çalıştı. Fabrikada çalıştı, tarlada çalıştı, okulda çalıştı, hastanede çalıştı. Prim ödedi. Vergi ödedi. Devletine güvenerek çalıştı. Ve bugün, “Emekliliğini yaşa” denmesi gerekirken, emekliler yeniden iş arıyor. 65 yaşındaki insanlar güvenlik görevlisi oluyor. 70 yaşındaki insanlar pazarda tezgâh açıyor. Bu bir tercih değil. Bu, bir mecburiyettir. Bu, sosyal devletin iflas ettiğinin göstergesidir. Bu AKP’ nin kara düzenidir. Bu ülkenin emeklisi yük değildir. Bu ülkenin emeklisi alacaklıdır. Bu insanlar sadaka istemiyor. Lütuf istemiyor. Hakkını istiyor. 20 bin lira, 40 yıl çalışmanın bedeli olamaz. Bu rakam, emekliyi yaşatmaz. Bu rakam, emekliyi hayattan koparır. Oysa emeklilik, dinlenme demektir. Onurlu yaşlanma demektir. Ama bugün emeklilik, borç demektir, kaygı demektir, yarın korkusu demektir. Biz açıkça söylüyoruz. Emekli aylığı, açlık sınırına göre değil, insanca yaşam ölçütlerine göre belirlenmelidir. Emekli, ay sonunu düşünmemelidir. Kaygısız, yarın korkusu olmadan yaşamalıdır. Eczanede reçeteden vazgeçmemelidir. Markette etiket görünce başını eğmemeli, torununa harçlık verirken utanmamalıdır. Bu  lütuf değil, sosyal devletin görevidir. Emeklileri sefalet aylığına mahkûm eden anlayışı kabul etmiyoruz. Adaletsizliğe alışmayacağız. Bu düzen değişene kadar susmayacağız. Katılımlarınız için teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla, dayanışmayla, umutla ve mücadele kararlılığıyla selamlıyorum. Yaşasın hakça bölüşen Türkiye mücadelemiz, yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi.”

 

 

 

 

Yorum Ekle