Taşova Gazetesi’nde Borabay Gölü’nün tamamen donduğuna dair haberi okuyup bu fotoğrafı gördüğüm an, içimde bir kapı aralandı. Karla örtülü dağlar, sessizliğe gömülmüş göl ve o bembeyaz manzara…
Gözüm fotoğraftaydı ama aklım çok eskilere, 1965’li yıllara gitti.
O yıllarda Taşova’nın sevilen simalarından, bugün aramızda olmayan esnaf Hacıbekir Yüksel, sinemacı Ömer Caba ve babamın dükkan önünde yaptıkları o bitmeyen sohbetler düştü aklıma. Gezmeyi, macerayı seven, hayatı ciddiye almadan ama anlamını da hiç hafife almadan yaşayan insanlardı onlar.
Borabay Gölü o zaman da böyle buz tutarmış. Bugünkü gibi…
Bir gün bu arkadaşlar ve dostları, “Göl donmuşken buzun üstünde ateş yakıp piknik yapalım” diye karar almışlar. Karar almakla kalmamışlar, gidip yapmışlar da.
Hacıbekir Yüksel’in torunu İlhan Yüksel’le konuşurken öğrendim bir ayrıntıyı. Dedesini Borabay Köyü’nün üst tarafındaki balık havuzlarına kadar götürmüş, oradan sonra dedesi atla devam etmiş yoluna. Atla… Donmuş gölün, dağların, karın içine doğru.
Ve gerçekten de gölün üstünde ateş yakılmış, piknik yapılmış.
Bu hikâyeyi daha sonra bizim dükkânın önünde, Ömer Caba, Hacıbekir Yüksel ve babamın sohbetinde dinledim. Anlatırken gülmekten zorlanıyorlardı. Kahkahalar arasında birbirlerine soruyorlardı:
“Buzun üstünde ateş yaktık…
Buz erise biz nasıl kurtulacaktık?”
Sonra daha da çok gülüyorlardı.
Ve mutlaka şu cümle geliyordu arkadan:
“Mühim olan, kimsenin yapamayacağını bizim yapmamızdı.”
İşte o cümle, o kahkahalar, o pervasız cesaret…
Benim hafızama kazınan, unutamadığım sohbetlerden biridir bu.
Borabay Gölü’ne her gidişimde, göl donmuş olsun ya da olmasın, o anı gelir aklıma. Hacıbekir Yüksel ile Ömer Caba’nın o “çılgın” cesaretini, babamla birlikte yaptıkları doyumsuz sohbetleri düşünürüm. Gölün üstündeki sessizlikte sanki onların kahkahaları hâlâ dolaşır.
Bu fotoğrafa bakınca şunu hissediyorum:
Borabay Gölü sadece bir doğa güzelliği değildir.
O göl, bir kuşağın cesaretini, dostluğunu, hayatı hafife alırken derinlemesine yaşama halini saklar içinde.
Ve bazı insanlar, göl donsa da, zaman geçse de,
anıların buzunu hiç eritmeden yaşamaya devam eder.
İsmail Erdal – Emekli Eğitimci
20.01.2026 Muğla


