BİR YILDIZ DAHA KAYDI GÜRSU’NUN GÖĞÜNDEN: AHMET GÖKREM’E VEDA
Bugün kalemi elime almak her zamankinden daha zor.
Bazı yazılar vardır, insan yazarken cümle kurmaz; yüreğinden kopanı kâğıda bırakır.
03.03.2026 tarihinde çocukluk arkadaşım, aynı köyün çocuğu Ahmet Gökrem’in ışıklara yürüdüğünü öğrendim. Haberi, ağabeyi ve aynı zamanda eniştem olan Fahrettin Gökrem’in satırlarından okudum. Okuduğum an içimde bir şey sustu.
03.03.2026 günü, öğle namazına müteakip Bafra Asri Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
Bir ömür, bir köyün yıldızı, bir dost… Toprağa.
Ahmet, Amasya Taşova’nın Gürsu (Tekelüze) köyündendi.
Aynı köyün çocuklarıydık. Evlerimizin arasında bir yol vardı. O yol sadece iki evi değil, iki hayatı birbirine bağlıyordu.
Yaz tatillerinde ben mandaları güderdim, Ahmet koyunlarını.
O koyun güderken kavalını öyle bir çalardı ki, sesi yaylaya değil insanın içine işlerdi. Akkaya’nın başında kavalla koyunları yönlendiren o ince uzun silueti gözümün önünden gitmiyor. Rüzgâr eserdi, kaval sesi dağlara çarpar geri dönerdi.
O zamanlar farkında değildik; çocukluğumuzun sesiymiş o.
Yaylada birlikte zaman geçirirdik. Hayat sade, umutlarımız büyüktü.
Bir gün Ahmet, “Herkes okuyor, ben de okuyacağım” dedi. Bu cümle sıradan bir heves değildi; bir köy çocuğunun kaderini değiştirme iradesiydi.
Taşova Ortaokulu’na başladı. Sosyal, uyumlu, sevilen bir öğrenciydi. Öğretmenlerin gözdesiydi. Okul müdürü Hızır Ekşi Ankara Maliye Meslek Lisesi müdürlüğüne atanınca, Taşova mezunları o okulu tercih etmeye başladı. Ahmet de gitti. Maliye okumak için…
Gitti ama köyünü unutmadan gitti.
Kavalını bırakmadan gitti.
Orada da sevildi. Korolarda yer aldı, kavalla insanların kalbine dokundu. Okulda öğrencilerin banka türü kasasının sorumluluğu ona verilmişti. Güvenilirliğin daha genç yaşta tesciliydi bu.
Ankara da yolumuz kesişti. Bir yıl, haftada en az iki gün bir araya gelir, sohbetine doyamazdık.
Sözünün arkasında duran, gönlü açık, yüzü gülen bir dosttu.
Mezun oldu. Samsun Bafra Vergi Dairesi’nde uzun yıllar görev yaptı. Sonra Çorum Defterdarı oldu. Devlet görevinde bulundu ama devlet ciddiyetinin arkasında hep o yayla çocuğu kaldı.
Uzaklarda olsak da telefonla görüşür, hasret giderirdik.
Mesafeler dostluğu azaltmaz; gerçek dostluk zamanı ve mekânı aşar.
Bugün Gürsu köyünün bir yıldızı kaydı.
Ama biliyorum ki yıldızlar kaybolmaz; yer değiştirir.
Ahmet, sen şimdi başka bir gökyüzündesin.
Kavalların sustu belki ama bıraktığın ses hâlâ içimizde çalıyor.
Bazı yazıları yazmak çok güç…
Çocukluk arkadaşının, hele yaylada birlikte büyüdüğün, Akkaya’nın başında kaval çalan dostunun aramızdan ayrılışını yazmak insanın yüreğini ikiye böler.
Ahmet kardeşim,
Işıklar içinde uyu.
Yıldızlar yoldaşın olsun.
Biz seni hep o yaylada, rüzgârın içinde kaval çalarken hatırlayacağız.



