VUSLATA ERMEK

Zeki Ordu

Bundan yarım asır önce bir yazarın, ressamın, şairin, bir bestekârın nasıl biri olduğunu merak ederdim. Çünkü bunlar bir şekilde ortaya bir eser koyarlar ve binlerce kişi o eserleri okurdu.
Özellikle şair ve yazarlar duygu ve düşüncelerini kâğıda döker, sonra onları gazetelerde, dergilerde ve kitaplarda neşredelerdi.
Bir şair ve yazara ulaşmak zordu. Zaman içinde fuarlarda imza günlerine katılırlar eserlerini okuyucuya imzalı olarak verirlerdi.
İsme imzalı eserlere ayrı bir değer veririm. Konusu ne olursa olsun ismime imzalı eserleri kitaplığımda bir arada bulundururum. Diğer kitaplarım ya konularına ya da yayınevlerine göre yerini alır kütüphanemde.
İmza görünüş olarak kitabın üzerindedir. Ancak her imza okur ile yazar arasında bir bağın simgesidir. En azından ben öyle hissediyorum. Çünkü ilk çıkan kitabımı imzalı olarak takdim ettiğimde böyle hissetmiştim.
Giresunî lakabıyla şiirler yazan, şair-yazar Hatice Satgun Hanımefendi lütfedip “Vuslat” adlı şiir kitabını bizim için imzalayıp yollamış. Hatice Hanım özellikle öz kültürüne değer veren, gündelik hayatında bile Giresun’a has kıyafetleriyle dolaşan biridir. Bu çok kişinin yapabileceği bir şey değildir.
Ayrıca okuyup, araştıran ve edindiği bilgileri bizlere sunan bir nevi kayıt altına alan biridir. Çoğunlukla hece ile yazmış olduğu şiirlerinde milli, manevi, ananevi, sosyal ve kültürel konuları ele alıp, bunlardan bir ders çıkarmamıza katkı sağlayan bir aydınımızdır.
Herkes kendi bulunduğu yerin kültürüne vakıf olursa geçmiş ile gelecek arasındaki bağ da o kadar güçlü olur. Dününü bilmeyenler yarınlarına yön veremez. Bu açıdan yerel kültüre vakıf olmak önem taşımaktadır.
Vuslat adlı eserinde yüz adet şiiri konularına göre gergef gibi dokuyup, onları estetik imbiğinden geçirerek bizlere sunmuştur. Keşke her bölgede yerel kimliği öne çıkaran çalışmalar yapılmış olsa.
Bu tür çalışmalar yapan şair ve yazarlarımız nerede yaşıyor olursa olsun, yaptığı iş, edindiği gaye doğrultusunda örnek teşkil etmekte ve olumlu olarak özendirici olmaktadır.
Hatice Satgun’u tebrik eder, nice eserlere imza atmasını temenni ederim. Son sözü ona bırakalım ve yazımızı “Demesin” başlıklı şiiri ile noktalayalım.
Ateşe düşmeyen yandım demesin
Alev alev yanan güllere baksın
Perişan gönlümü bülbül dinlesin
Yanıp da tükenen küllere baksın

Laleler kızarır güller kızarır
Şafaklar kızarır seher kızarır
Ateşler kızarır küller kızarır
Delice esen o yellere baksın

Aşka hasret gönül susuz çöl gibi
Giresuni gözler akar sel gibi
Bakmasın uzaktan sakın el gibi
İnleyen kemanda tellere baksın

Yorum Ekle