TEYP VEYA NAMI DİĞER KASETÇALAR…

Zeki Ordu

Kırk yaşın üstü kesin bilir bu sihirli cihazı.
Daha köylerimize elektrik gelmeden evvel transistörlü radyolar hemen hemen her evin sabit misafiriydi.
Sabahtan akşama kadar muhtelif programları dinleyicisine ulaştıran radyo, her akşam haber saatinde dikkatle dinlenir, evin büyükleri hane halkına sıkı sıkı “Aces (ajans kelimesinin vatandaşa göre telaffuzu) saati geldi evde
ses istemiyorum” ikazıyla pürdikkat haberler dinlenirdi.
Daha sonra yurttan sesler veya solo türküler ve şarkılar yayın akışı içinde yerini alırdı.
Radyo yapısı gereği bir “akış” içinde olduğundan programların tekrarı olmadı. Hatta bazı yerlerde güzel bir türkü söylenirken evin hanımı “Radyoyu kapatın, misafir gelince açarız” gibi trajikomik bazı durumlarla karşılaşılırdı.
Radyo hayatımızda gerçekten önemli bir yer almaya başlamıştı.
Her şey radyonun istediği gibi gittiği günlerde o zaman Almanya’ya giden işçilerimiz gurbetten izine dönerlerken yanlarında getirdiği “kasetçalarlarla” mahalleye sükseli bir giriş yaparlardı.
Teyp adı verilen bu cihaz, kişilerin istediği eserleri çalma özelliğine sahipti. Bu durumun anlaşılması uzun sürmedi. Bir anda radyonun tahtı sallanmaya başladı. Radyonun elinde kalan; yurttan sesler korosu, haberler,
maç anlatımları ve bazı kültürel programlar kalmıştı. Rağbet ise farklı müzikleri dinlemeye yönelince teypler bir anda öne çıktı. Çünkü aynı eseri arka arkaya dinleme şansı oluyordu.
Gün geçtikçe teypler de hayatımıza girdi. Yalnız biraz pahalıydı. Çünkü elektriğin olmadığı zamanlarda pil ile çalışan teypler radyoya göre daha kısa zamanda pil ihtiyacı doğuruyordu. Radyoda bir takım pil üç/dört aya
dayanırken teyplere on gün dayanmıyordu. Zamanla buna da çare bulundu ve olur olmaz zamanlarda teypler çalınmaz radyo ile idare edilirdi. Radyo yine saltanatını ele geçirmişti.
Teypler “kaset” adı verilen bir şeritten meydana geliyordu. Kasetin bir yüzü bitince tersi çevriliyor hem oradaki eserler dinleniyor, hem de tekrar başa sarıyordu.
Bazen aynı eseri tekrar dinlemek için kaseti geri sardırmak gerekiyordu. Bu işlemin yapılmasında evde bulunan kurşun kalemler imdada yetişiyor, iki delikli kasetin bir deliğine sokulan kurşun kalem sayesinde kaset geri
sardırılıyordu. Gerçi bu işlem kasetin arkası çevrilerek de yapıla biliniyordu ama pilin enerjisini çabuk tükettiğinden el ile sardırma işi daha çok yapılıyordu.
Bazen kasetin şeridinin koptuğu oluyordu. Bunun da en etkili çözümü Japon yapıştırıcı adıyla maruf yapıştırıcıydı. Her kopan şerit yapıştırılır ardından “Eskisinden daha sağlam oldu” ifadeleri kullanılırdı. Gerçi yapışmasına yapışırdı ama koptuğu yerdeki eserde 15/20 saniyelik bir kesiklik olurdu.
Teypler zamanla “Walkman” adı verilen cepte taşınacak kadar küçüldü. Bu gençler arasında yaygınlaşmaya başladı. Başladı başlamasına ama Televizyon denilen sihirli kutu “Arık hayali bırakın, ben görüntülü yayın yapıyorum” dercesine hem kasetçalarları, hem de radyoyu bir kenara itti.
Şimdi radyolar yine var. Dinleyicileri de… Teyplerin yerini önce başka cihazlar sonra “Akıllı telefonlar” aldı. Bize de hatırası kaldı.
Hey gidi günler hey!
Hayali cihan değer…

Yorum Ekle