TAŞOVA’YA TEPEDEN BAKMAK

Zeki Ordu

Taşova’ya tepeden bakmak…

Yanlış anlaşılmasın, tepeden derken yüksek bir yeri kastettim.  Yoksa memleketimizin her köşesi bizim için önemlidir. Bu topraklar kolay elde tutulmadı. Yoksa her hangi bir yere tepeden bakmak ne haddimize.

Taşova’ya ikinci sefer geldiğimde Ahmet Günaydın Beyle iki güne sığacak kadar bazı yöreleri gezdim. Malum olduğu üzere gördüğüm yerlerle ilgili yazılar yazdım.  Tabii güzel de yazılsa aynı görüşte olmayanlar olacaktır. Bu gayet normal bir durum.

Ahmet Beyin refakatinde Taşova’ya biraz yüksek bir yerden seyretmek için yola koyulduk. Zaten O Taşova’nın her yerini biliyordu. Misafir biri olarak ben de merak etmiştim.

Taşova’yı çevreleyen ve görünen tepelerin ardı nasıldı? Biraz da bunu öğrenmek istedim. Sabah çorbamızı içtikten sonra yavaş yavaş yükselmeye başlıyorduk. Meğer yolumuz Herizdağ’a çıkıyormuş Şimdiki ismi Güvendik köyü yani.

Şehirden biraz uzaklaştıkça Taşova tamamen görünmeye başladı. O caddeler, sokalar, evler, insanlar ayrıntı olmaktan çıkıp bir bütün oldu. Sanki biz hepimiz Taşova’yız dercesine.

Tepelerin ardından yeni tepeler göründü. Üstelik daha yeşildi. Öndeki tepelere koruyuculuk görevi verilmiş gibiydi. Oksijeni ise onlar sağlıyor gibiydi.

Biz her yüz metrede bir durup şehre bir daha baktık. Bu sefer Tozanlı bir ırmaktan çok durgun bir su gibi görünüyordu. Ve Taşova daha da bağlanmıştı birbirine.

Yolumuz Herizdağ’a ulaşınca bir kartpostala bakar gibi baktım Şehre. Aklıma büyük şair Yahya Kemal Beyatlı’nın İstanbul için yazdığı mısralar geldi. Şöyle diyordu şair:

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!

Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.

 Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!

 Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

Ben de Taşova’ya Güvendik’ten baktım hayran hayran.  Ve tepelerin ardındaki tepeleri gördüm. Sanki ben burada olmasam buralar anlamsızlaşırdı diyor uzaktan beri. Coğrafyaya renk katan değer veren şehir Taşova.

Öyle şehirler vardır ki orada olmasalar fark edilmezler. Taşova bir esrarı barındırıyor bünyesinde. Ona uzaklarda bakan daha iyi anlıyor güzelliğini.

Sonra Berat Uslucan’ın çayını içiyoruz. “Ben nasıl bu kadar lezzetli bu çay, suyundan mı” diyorum. O da “ Hem suyundan, hem de bekletilmiş çay daha güzel oluyor” diyor. Bu kadar da çok etkisi olacağını düşünmesem de içiyoruz çaylarımızı.

Ünye’ye döndüğümde açılmamış çay paketlerini bekletiyorum biraz. Berat’ın tavsiyelerine uyarak.  Yaklaşık dört ay sonra deniyorum. Haklıymışsın Berat kardeş. Ağız tadıyla bir çay içiyoruz tavsiyelerine uyarak.

Teşekkürle Taşova, sayende bazı şeyler öğrendiğim için.

Herkese gönül dolusu selamlar.

Yorum Ekle