TAŞOVA’NIN PROBLEMLERİ ÜLKENİN DE PROBLEMLERİ

Zeki Ordu
Herkes kendi derdini daha iyi bilir. Bizim orada “Herkes kaşınan yerini kaşır” diye bir söz vardır. Yine “Damdan düşenin halini damdan düşen bilir” denir. “Dert çekmeyen dertlinin halinden anlamaz.” Bu tür sözleri çoğaltabiliriz.
Bugün ülkenin en önemli problemi işsizlik. Dün de öyleydi. Peki, ülke neresi? Ülke harita üzerimde Hakkari’den Edirne’ye; Ardahan’dan Muğla’ya kadar olan ve 780 bin kilometrekareden fazla toprakları olup 80 milyon civarında nüfusa sahip bir ülke.
O halde her ilin, her ilçenin, her beldenin, her köyün ve mahallenin işsizlikten yakındığı doğrudur.
Bu problem ülkede kalıcı olarak çözülmedi.
Ha! Burada şu suçlu, bu ihmalkâr, o vurdumduymaz diye birilerini işaret edecek değilim. Ortada bir durum var ve 90 yıldan fazla zaman içinde çözüm bekliyor.
Ülkenin diğer bir problemi küçük il ve ilçelerin göç vermesi. Nüfusun artmasıyla gelir kaynaklarının azalması gayet tabii. Ancak göçün altında sosyolojik sebepler de aramak lazım.
Mesela büyük şehirlerde asgari ücret sınırında çalışan on binlerce kişi var. Aynı şartlarda İstanbul’da değil de Taşova’da, Ayvacık’ta, Erbaa’nın bir köyünde ona imkân tanısak kaç kişi döner? Elbette dönen olacaktır ama yüz kişiden kaçı döner kaçı kalır?
Her ilçede ve olan önemli problemlerden biri de trafik meselesidir. Ya uygun olmayan bir yerde otogar vardır, ya da hiç yoktur. Özellikle küçük şehirlerde taşıt park yeri problemdir. Uzun yıllar Ünye’de bu problemi yaşadı.
Çok ilçede hem vatandaşlar hem de vasıta sahipleri park yerlerinden muzdarip. Muhtemel Taşova’da da öyle. İlerleyen zamanlarda ortak bir kararla belli bir düzene gireceğini umuyorum.
Ülkenin taşra şehirlerinde sağlık problemleri yer yer ciddiyetini koruyor. Özellikle Devlet Hastanelerinde uzman doktor yetersizliği vatandaşları daha farklı şehirlerde arayışa sebep olmuştur.
Pazar yeri konusu çok şehrin derdi. Sık sık yer değişikliği olması hem üretici hem de tüketici açısından şikâyetlere sebep olmaktadır.
Zamanla sosyal hayatın yeni nesillerin isteklerine cevap verememesi şehirlerin gelişmesi için olumsuz olarak etkilemiştir.
Bir ilçe veya ilin en önemli problemi bence “Şehircilik şuuru”dur.
Aidiyet duygusu, insanı doğduğu topraklara bağlar. Oranın mamur hale gelmesi için kafa yorar. Çeşitli faaliyetlerde bulunur. Tanıtımı için elinden geleni yapar. Etkili ve yetkili kişileri harekete geçirmek için uğraşır. Asla “Bu şehre bakmıyorlar” demez.
Kısaca herkesin yapacağı iş başkadır.
Ben dışarıdan bir göz olarak ki bir menfaatimin olması söz konusu değil, gördüklerimi kendi üslubuma göre yazıyorum.
Benim için doğduğum şehir Perşembe’de bir, yaşadığım şehir olan Ünye’de bir, Taşova, Tarsus, ve ülkenin bütün şehirleri de bir.
Bu ülke bizim, üzerinde yaşayanlar da bizim insanlarımız.
Saygıyla…

Yorum Ekle