TAŞOVA’NIN GÖRÜNEN YÜZÜ…

Herkesin en az bir defa Taşova’yı görmesini isterim.

Bir yeri tanımak, hakkında bilgi sahibi olmak için değil bir gün bazen bir ömür bile yetmeyebilir. Ancak bazı yerleri bir defa dahi görmemiş olması kayıp sayılacak yerler vardır. Taşova’da bunlardan biridir.

Erbaa üzerinden geliyorsanız Taşova ilçe merkezine yaklaştıkça, bir şehrin tepelerle korunduğunu göreceksiniz. Şehre “Alpaslan” yazan tabelayı görünce girmeniz gerekiyor.

Bence şehri yaşamınız için, girişinden itibaren bir taşıt kullanmamanız lazım. Çünkü bir yer en iyi gezilerek hissedilir.

Adnan Menderes Köprüsü üzerinde durmadan şehre adım atmak haksızlık olur. Çünkü ruh haline göre rengini değiştiren bir Tozanlı göreceksiniz. Bazen bulanık, bazen berrak…

Tozanlı bir nevi sizin de ruh halinizi tasvir eder. Ya şırıl şırıl akar; ya da kabına sığamaz şekilde devam eder yoluna. Çünkü kavuşacağı arkadaşı vardı. “Kelkit” yolunu gözlemektedir.

Sonra karayolunu arkanıza alıp şöyle bir bakmalısınız şehre. Şehir planın farklı olduğunu hissedeceksiniz o zaman. Taşova; ismindeki gibi taştan ve ovadan ibaret değil. Tuhaf bir sihri var. İlk defa uğrayanlar bile bunu hissediyor. Demek ki o da size gönlüyle bakıyor.

Ve tepeler…

Siz deyin şehri muhafaza altına almışlar, ben diyeyim şehrin sınırlarını çizmişler…

Tepeler sessizce konuşur sizinle.

Ve adımlarınızı şehrin bağrına doğru attıkça daha farklı şeyler göreceksiniz. Kâh eski el yaması bir tabelâ, kâh bilgisayar ile tasarlanmış ışıklı tabelâlar…

Eski ile yeni iç içe yani.

Bir ayakkabı dükkânında en markalı ayakkabılar ile bağda bahçede giyilen Trabzon lastiği veya kara lastik denilen ayakkabıları yan yana görebilirsiniz.

Şayet günlerden Perşembe veya Cuma değilse sakin bir şehirde tur atıyorsunuz demektir.

Bazen takım elbiseli bir memur, bazen kot pantolonlu bir kız, bazen montlu bir delikanlı, bazen ananevi kıyafetli bir nine görüş mesafesinde olacaktır.

Şayet hava güneşli ise yol boyu dikilmiş ağaçların ve çiçeklerin renk tonunu daha çok fark edeceksiniz.

Bazen o kadar tenha, o kadar sessiz olur ki bu şehir; nerdeyse karıncaların bile yürümesi duyacak hale gelirsiniz. Bazen de insanların telaşlı halleri dikkatlerinizi dağıtır.

Kim bilir bir yerlerde, büyüklerini bekleyen bir çocuk ağlaması bile duyabilirsiniz.

Akşama doğru etraf tenhalaşmaya başlayınca şehir de siz de gönlünüzle konuşmaya başlarsınız.  Yavaş yavaş el etek çekilir şehirden.  Kenarda köşe duran çay ocakları önlerinde hareketlenme olur. Bazen de tek başına yürüyen kişilere rastlarsınız. Sırları kendinde olan…

Herkesin içinde olanlar kendinde kalır. Biz sadece dıştan görünenleri görürüz görmek istediğimiz gibi. Kimsenin içinden geçeni kimse bilmez ki…

Ne sırlar taşıyorsun Taşova?

Bilen kendine söylesin…

Yorum Ekle