TAŞOVA’NIN ÇATAL AĞACI

Zeki Ordu

Eğer bir yerden başka bir yere sonradan göç etmediyseniz; bulunduğunuz coğrafya ile hemhal olmuş demeksiniz.

Siz dünyaya gözünüzü açtığınızda önce bulunduğunuz evdeki simalarla karşılaşır, zaman ilerledikçe başka yüzlerle tanışırsınız.  Bu durum böyle sürüp gider.

Ve sokağa attığınız ilk adım anne ve babanızın kucağında mı olur bilmem ama evi ilk terk ettiğiniz andan itibaren yakın çevreniz başta olmak üzere her gün yeni yerler görürüsünüz. Bu o şehri terk ettiğiniz güne kadar devam eder.

İnsanlar yaşadıkları yeri ayrıntısına kadar bildiği halde, aynı şeyleri görmekten bazı şeylerin varlığı size bir şeyler ifade etmez. Ne zaman daha önce bildiğiniz bir şey ortadan kaybolur veya yeni bir şey ilave olursa bir süre durumu anlamaya çalışır ve zaman içerisinde o da tanıdıklar listesinde yerini alır.

Şehir sadece yabancılar için karışıktır.

Size ne kadar basit, küçük, bilindik gelirse gelsin her yabancı her şehri bir süre yadırgar. Zamanla onlar da şehre uyum sağlamaya başlar. Tabii bu şehirlerin büyüklüğüne göre değişir.

***

Taşova’yı ikinci defa ziyaret ettiğimde, Taşova Gazetesinde otururken vakit hayli geçmişti. Gece yarısı dolmadan Öğretmen Evine ulaşmam gerekiyordu. Kullandığım ilaç için açık bir büfeden su almak istiyordum ama nafile. Çünkü her yer kapanmıştı.

Bu düşüncelerle yürürken yolumu bir an şaşırır gibi oldum. Öğretmen evine en kestirme yoldan gitmek istiyordum. Telaş ettiğimden olacak ki o yolu bulamadım.

Sonra zabıta kıyafetli bir beye “Öğretmen Evine nasıl gidebilirim?” diye sordum. Bana “Geri dön 50 metre sonra ‘çatal ağacın’ yanından dön” dedi. Etraf karanlık olduğunda ağaçlar hep birbirine benziyordu.

Benim yabancı olduğumu hisseden görevli benimle beraber tarif ettiği yere kadar yürüdü ve “Çatal Ağaç” diye tarif ettiği ağacın altına geldik. Bana “Buradan gidince yanından geçeceksiniz” dedi. Teşekkür ederek ayrıldım.

Sabah olunca “Çatal Ağaç” diye tarif ettiği ağacın yanına geldim. Gerçekten dallarının uç kısmı tepeye yakın bir yerde “V” şeklinde ayrılıyordu.

Taşova’nın o çatal ağacı bir yerin tarifi için bir nokta olmuştu. Aslında her yerde buna benzer şeyler vardır. Sarı boyalı apartmanın yanında,  Hükümet Binasının karşısında, Spor Salonunun arkasında,  yıkık evden şu kadar ileri de vs…

Her şehrin mutlaka bir sembolü olmalı. O şehre gelen bancılar için o şey neyse bir başlangıç noktası olmalı. Daha sonra zaten gelen kişiler şehri tanımaya başlar.

Benim için “Çatal ağaç” Taşova’nın sembollerinden biri. Belki size biraz saçma gelebilir ama ben ne zaman Taşova’yı düşünsem bana karanlıkta yol gösteren çatal ağacı hep hatırlarım.

Sizin de gittiğiniz yerlerde hatırladığınız şeyler oluyor değil mi?

Mutlaka oluyordur.

Unutulmaz onlar…

Yorum Ekle