TAŞOVA’DA BİRLEŞEN KOLLAR

Zeki Ordu
Bazen alıp başınızı gitmek istersiniz. Hatta bazen gidersiniz de. Nelerle karşılaşacağınızı bilmeden.
Sonra bilmediğiniz bir yerde, tanımadığınız kişilerin arasında bulursunuz kendinizi.
Önce mekâna alışma gayreti, sonra dost edinme çabası…
Daha sonra kalıcı olarak kesişir bazılarıyla yollarınız, yolculuğunuz beraber olur. Tıpkı Tozanlı ile Kelkit gibi.
Tozanlı Kösedağ’ın batı yamaçlarından başlar yolculuğa. Yatağı oldukça meyillidir. Ona irili ufaklı derler katılır. Büyür seyahati boyunca, hızı da artmaya başlar. Asmalı ve Tekeli dağlarından akan sular ona kavuşmak için iner yamaçları.
Bazen keserler önünü. Baraj kurmak için. O yine geri durmaz akışından. Bir yolunu bulur sürer seyahati.
Bazen yağmurlar, bazen küçük çaylar, bazen minicik gölcüklerden taşan sular kavuşur ona.
Kim bilir kaç çoban koyunlarını suladı onda, kim bilir kaç âşık sevdasını anlattı ona. Anlatırken gözlerinden gelen yaşlar da katkı sağladı Tozanlı’ya… Kim bilir kaç can kayboldu onda ve cesedi bile bulunmadı. Kaç ana gözyaşıyla besledi onu.

Ve…
Kelkit çayı…
Gümüşhane topraklarından doğdu dünyaya. Suşehri, Sivas, Reşadiye, Niksar, Erbaa şahit oldu akışına.
O da yol arkadaşı gibi çıktı ana yurdundan. Hedefini belki biliyordu. Kimselere söylemdi niyetini. İçinde ne canlılar barındırdı. Bilen biliyor.
Bazen coştu, bazen taştı. Bazen de vazgeçer gibi bir hali vardı yolculuktan. Ama devam etti. Sonradan yol arkadaşı gibi onunda başında çok şey geçti iyi ve kötü.
Ve…
İki seyahat eden ırmak Boğazkesen mevkiine gelince karşılaştılar. Birinin kalıp diğerinin yoluna devam etme ihtimali yoktu. Yapılacak tek şey vardı yekvücut olmak. Oldular da…
Sonra Tokat-Amasya il sınırını birleştiren köprünün altından geçtiler birbirine karışmış halde. Artı adları ne Tozanlı ne de Kelkit’ti…
Bundan sonra yoluna Yeşilırmak olarak devam edeceklerdi.
Ta ki Karadeniz’in serin sularına kavuşuncaya kadar…

Yorum Ekle