SONUSA’DAN ULUKÖY’E HAFIZA YOLCULUĞU

Zeki Ordu

Tarih, sıradan bir geçmiş değildir.
Dününü bilmeyenlerin yarınlarından bahsetmek zordur.
İnsanlık iyisiyle, kötüsüyle her günü geride bırakıyor. Geçmişte çok başarılar ve çok acılar görmüş olabilir. İyiliklerden örnek, acılardan ders çıkarmak lazım. İşte tarih bu açıdan önemlidir.

Yaşadığımız yer ve o yere ait bazı özellikler insana siner.
Şimdi sizlere eski adıyla “Sonusa” olan bir köyden bahsedeceğim: Uluköy…
Elbette bir yerleşim merkezi kısacık bir yere sığdırılamaz. Bizimkisi ne tarih yazmak, ne coğrafyası hakkında bilgi vermek ne de folklorik yapısını araştırmak. Yapacağımız iş satırlara “uydurma” bir şey katmadan gördüklerimiz bize ne düşündürdü onu yazmak.

Tarihi Romalılar öncesine kadar gidiyor bu köyün. Dünya siyasetine göre şekilleniyor sosyal hayatı. Doğu Roma’dan uzun seneler sonra önce Selçuklu, daha sonra da Osmanlıların yönetimine geçiyor. Tabii olarak da İslam dinini kabul ediyorlar.
Daha sonra içinden Akbilek Yahşi Halife ve Sinaneddin Yusuf gibi ilim adamları çıkarıyor. Bu isimler daha sonra yaşayanların hafızasına kazınıyor. Aslında bir şuuraltı olarak yer ediyor. Çünkü zaman içinde diğer yerleşim yerlerine göre öne çıkıyor.

Uluköy. Ve 1958 senesinde Taşova’da bir ilk olarak belediye teşkilatı kuruluyor.
Belde hüviyeti 2014 senesine devam ediyor. Malum göç denilen durdurulması zor seyahatler nüfusu azaltınca tekrar köy oluyor.
Sınırları içinde tarihi bazı eserlere sahip. Mesela Sinan paşa Hamamı gibi. Maalesef Kurşunlu Camii günümüze kadar ayakta kalamıyor.
Uluköy günümüzde dört tane camiye sahip. Bunlardan iki tanesi iki minareli. Taşova’da dahi (an itibariyle) iki minareli, sadece bir cami olduğunu düşünürsek, köyün geçmişiyle ilgili bazı şeyler düşünebiliriz.

Daha önceki satırlarda da bahsettiğim gibi iki önemli ilim adamına sahip olan köy yine an itibariyle iki Rektöre sahip.
Bunlardan biri Tokat Gazi Osman Paşa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bünyamin Şahin; diğeri, Amasya Üniversitesi Rektörü
Prof. Dr. Süleyman Elmacı.
Osmanlı dönemlerinde bazı aileler çocuklarının ne olmasını isterlerse kundağının yanına onu sembolize eden eşyalar koyarmış. Mesela çocuğunun ileride şair veya ilim adamı olmasını isteyen aileler kundağının yanına kalem koyarlarmış. Kim bilir bu iki rektörümüz de çocukluğundan beri Akbilek Yahşi Halife ile Sinaneddin Yusuf’u kendilerine örnek almışlardır.
Aynı köyden eş zamanlı iki tane Rektörün çıkması sıradan bir iş değildir.
Daha önce de bahsettiğimiz gibi tarih bazen sosyal bir hafızadır.
Geçmişte olan iyi şeyle cemiyete olumlu örnek olur.
Temennimiz sadece Uluköy’de değil; Taşova, Amasya, hatta bütün ülkede bilgiye ve başarıya önem veren bir nesil yetişmesidir.

Bu ülke bizim ve yetişmiş insanların faydası hepimize olacaktır.
Tarih sosyal bir hafızadır…

Yorum Ekle