Sefalet nedir?… Kişiye göre mi anlam kazanır? Mülteci nasıl olunur?/Zümrüt Aysun Caba

Bir savaşta isen ve su kıtlığı çekiyorsan ve evinde sadece belli miktardaki bir depodan su kullanıyor ve bu depoyu da ancak haftada bir doldurabiliyorsan, üstüne üstlük savaş nedeniyle aynı evde bir kaç aile kalıyorsa… Mantık ne der? Suyu tasarruflu kullan.. “Evet haklısınız ” dediğinizi duyar gibiyim.

Ancak bir zamanlar çok popüler olan bir romanda böyle koşullarda yaşayan bir roman kahramanı temiz biri olarak, kalan ev halkı ise su kullanmaktan aciz, pis birileri olarak gösterilmişti. Roman o kadar popülerdi ki kimse bu sorgulamayı yapmıyordu. İran-Irak savaşı sırasında Avrupalı bir İran gelininin İran’da yaşadıklarını anlattığını iddia eden bir romandı. “Kızım olmadan asla” adındaki romanı muhtemelen okumuşsunuzdur.

Ama bir de objektif olarak tekrar okuyun derim. Şimdiki aklınızla nasıl değerlendireceksiniz? Ben okuduğumda daha gençtim henüz hiç İranlı yada Iraklı tanımamıştım. Hatta hiç savaş algım oluşmamıştı dolayısıyla “ambargo, yokluk” nedir bilincinde değildim henüz. Sadece Amerika’nın ambargosunu biliyordum. Hani Ecevit zamanı; tütün ekilmeyecek, pancar ekilmeyecek, sigara ve şeker üretilmeyecek dendiği yılları… Çocuk aklımla anlayamıyordum ama bazı ağabeyler ve ablalar ellerinde bildiri dağıtıyorlardı, istememe rağmen küçüğüm diye bana bildiriyi vermemişlerdi. Ben de alanlardan alıp okumuştum. Orada öğrendim “Ambargo” kelimesinin anlamını. Bildiriler ne kadar işe yaradı hepimizin malumu…

Günümüze geldiğimizde Rusya-Ukrayna arasındaki savaş pek çok ülke gibi bizi de etkiledi. Yokluk değil belki ama pahalılığa sebep olduğu malum. Yani savaş ortamı normal ortam değildir. Eleştirilerimizi yaparken hangi ortamda olduğumuza bakıp ona göre eleştirmeliyiz. Kimya da bir kural vardır kimyasal tepkimeler ancak ve ancak normal şartlar altında ise geçerlidir. Yani tüm kimya “normal şartlar altında oluştuğu ” varsayımına bağlı olarak kurallaştırılmıştır. Bu kurala göre tüm formüller ortaya çıkmıştır. Suyun kaynama derecesi deniz seviyesine isen, 100 derecedir. Diğer seviyelerde kaynama derecesi farklılık gösterir. Kiminde 100 derecenin üstünde kaynar iken kimi yerde 100 dereceden daha az sıcaklıkta kaynar.

Ama “suyun kaynama derecesi kaçtır? ” diye kime sorsan hiç düşünmeden “100 derece” der “hangi şartlar altında?” diye sormak çok az kişinin aklına gelir. Hatta santigrad olduğunu bile söylemez, sanki başka derece ölçümü yokmuş gibi. Oysa Fahrenhayt derecesi de vardır, bilimsel olarak kullanılan bir ısı ölçüm birimidir.

İşte bunun gibi ön kabullerimizi mülteciler için de yapıyoruz.

Ülke’ye gelen mültecileri bir adada toplama fikrini benim bildiğim; Amerika, Avusturalya ve Yunanistan benimsemiş ve uygulamış durumda. Şimdide İngiltere aynı fikri benimsemek üzere. Bizim ülkemizde her ne kadar ada fikri yoksa da bazı kesimler tarafından mültecilere soğuk bakıldığı malum.

Aklı başında yeri yurdu iyi olan bir insan ülkesini, alışkanlıklarını, komşusunu, hatta, ailesini bırakıp başka memlekete gider mi? Okumak, gezme ve iş için gidenleri istisna tutuyorum. Ama kişi yerinde rahat değilse buna bir de zorunluluk katarsanız hele bu zorunluluk, yokluk, sefalet hatta can güvenliği ise…

Ülkeye gelen mülteciler belli ki yerlerine rahat değillerdi bir umut başka ülkelere gelmişler. Empati kuralım derim. Ancak yüz kızartıcı vb. suç işleyenler istisna, onlar cezalarını çekmeliler bence.

Allah düşürmesin o duruma inşallah…

Zümrüt Aysun Caba

14 Nisan 2022

Yorum Ekle