Ramazanda Davulcu Davulu ne için çalar?..

Zeki Ordu
Her yerin kendine özgü bir âdeti veya alışkanlığı vardır. Ramazan davulu da bunlardan biri.
Öncelikle şunu söylemek isterim ki bizim oralarda ramazan davulu insanları sahura kaldırmak için değildir.
Bunu daha önce başka bir yerde duydunuz mu bilmem ama bizde durum bu.
Ben Ordu’nun Perşembe ilçesine bağlı bir köyde dünyaya geldim ve öğretmen olana kadar aynı yerde yaşadım. Liseyi bitirene kadar köyümüze elektrik gelmedi. Küçücük bir mahallemiz vardı. Köylerimiz birbirinden uzak mahallelerden meydana geliyordu.
Ülke nüfusu 25 milyon civarındaydı. Yani şimdikinin üçte biri kadar.
Köyümüzde elektrik olmadığından, haliyle elektrikle çalışan aletler de yoktu. Televizyon denilen sihirli kutu daha ülkeye gelmemişti. Bazı evlerde radyo vardı.
İnsanlar geçinmek için yaşıyorlardı. Düğünler, bayramlar haricinde en farklı zamanlardan biri de ramazandı. Hazırlıklar önceden yapılır ve beklenirdi.
Bir de fındık hasadı zamanında bir hareketlenme olurdu. Hayat bilek gücüyle idame ettirilirdi.
Mahallemizde bulunan camiinin kadrolu din görevlisi olmadığı için sadece Cuma ve bayram namazları cemaatle kılınırdı. Bir de ramazanlarda köyün içinden biri teravih kıldırırdı.
Evin erkekleri teravihe gidip dönünce ramazan davulcuları görevlerine başlardı. Ramazan davulcuları bu işi milleti sahura kaldırmak için değil, bir sosyal faaliyet olarak yapardı. Yani bizim oranın adetlerindendi bu iş. Ayrıca davulcular için de maddi bir katkıydı ayrıca.
Teravihten sonra her evin kapısına gelinir, makam eşliğinde maniler söylerlerdi. Maniler Türk edebiyatında hece ile yazılmış dörtlüklere güzel örnekti. Her evin kapısında en az on dakika kalınırdı. Ev sahibi maniler haricinde de olan bazı şiirlerin okunmasını isteyince iki misli bahşiş verilerdi. Çünkü bu sefer bekleme süresi biraz artardı.
Ramazan davulcusu hangi kapıya uğrarsa o evin penceresi açılır, özellikle çocuklar camdan dışarı bakardı. Yaz aylarında ise kapıya çıkıldığı da olurdu. Bir nevi kısa bir eğlence idi ev sahibi için.
Bu durum imsak vaktine kadar sürerdi. İmsak yaklaştığında ise davulcuya ya yiyecek verilir ya da eve davet edilip birlikte sahur yapılırdı. Buna karşılık bahşişi yine takdim edilirdi.
Manilerdeki makam biraz neşeli biraz hüzünlü gibiydi. Günümüzde televizyonlarda söylenilen “ucube” makama benzemezdi. İnsanın dinleyesi gelirdi. Şimdiki hali “bezdirici” bir şekilde ve kulağı tırmalıyor.
Şayet ev sahiplerinin maddi durumu zayıfsa davulcuya ya yumurta verilir ya da meyve verilirdi. Yani boş döndürülmezdi.
Şimdi davulcuları sahura kaldırmak için sanılıyor. Hâlbuki bizim oralarda davulcu o ayın ramazan olduğunu bildirmek için yaptığı bir işti. Her gece davulcu gelmezdi. Davulcular bazen başka köylere de giderdi. Ramazan boyunca ilk ve son gece mutlaka davulcu her haneye uğrardı. Bunun dışında bir ay boyunca toplam yedi sekiz kere ancak davul çalmak için kapıya gelinirdi. İşin bir adabı ve usulü vardı.
Bir mani ile bitirelim
***
Şekerim var ezilecek
İnce bezden süzülecek
Verin beyler bahşişimi
Çok yerim var gezilecek

Yorum Ekle