PİDENİN KALBİ: KALPİ…

Zeki Ordu
Taşova Gazetesinde yazdığım başladığım ilk günden itibaren farklı konularda yazdım. İlk yazılarım hayata ve insana dair konular oldu daha çok.
Eşyalar üzerine yazdığım yazılar hakkında bazen olumlu bazen de olumsuz tepkiler aldım. Daha sonra Taşova seyahatim hususunda yazılar yazdım. Tabii yine yazmaya devam edeceğim. Taşova tanıtılmayı ve olan problemlerinin yetkililere duyurulması en tabii hakkı.

Bu sefer biraz mola verip ülkenin şirin köşelerinden biri olan Tirebolu seyahatim hakkında bir-iki yazı yazacağım.
Bu güzel ilçeye ilk defa 1982 Kasım ayının dokuzunda ayak bastım ve 12 Kasım günü öğretmenlik hayatıma başladım. Yani bundan tam 38 yıl önce.
Meslek hayatımda unutamadığım güzel ve üzücü hatıralarım oldu. Biz her şey geride kalıp unutulmasını istemedik. Meslek hayatımda unutamadığım bazı hatıraları hatırdan satıra dökmek istedik.
Hatırda olanlar sen yaşadığın müddetçe vardır. Satırlara dökülmeyen her şey unutulmaya mahkûmdur.

Bu düşüncelerle hazırladığım ve adını “Beş Diyar” olarak belirlediğim kitabıma ilk görev yerim olan Tirebolu seyahati ile başlamak istedim. Akkuş, Ünye ve Terme zaten yakınımdaydı. Sadece en uzakta olan Bitlis’ti ki onu da hafızamda kalanını kadarıyla kaleme aldım.
Tirebolu’ya gideceğim haberi duyulunca eski öğrencilerimden orada olanlardan bazıları bana yardımcı oldular. Bu arada Tirebolu için çalışmalar yapan Metin Karslı öğretmenim de Tirebolu’yu bana gezdirdi. Bazı kişilerle konuştuk, bazı yerleri fotoğrafladık.
Daha sonra öğrencilerimden Halide Edip Adıvar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Eyüp Yıldırım, Eymür Ortaokulundan Fatma Yılmaz Üçüncü, Merkez Cumhuriyet Ortaokulundan Emsal Bayrak İbrahimoğlu ve Nezire Özkanlı ile önce “YUSUF’UN YERİ” olarak bilinen çay bahçesine ve ardından Demirci Mahallesinde bulunan KALPİ PİDE salonuna yollandık.
Seçilen müesseseler işlenin erbabıydı. Çay bahçesi ve pide salonunu işleten kişilerin işlerinin erbabıydı.
Akşam dışarıda hava biraz çiselerken biz KALPİ’de “Güllü” bardakta çaylarımızı yudumlarken, öğrencilerimle birlikte geçmişe dayalı bir sohbetin içinde bulduk kendimizi.
Tirebolu’ya 40 senenin ardından aynı gün yine gelmiştim. Gerçi Tirebolu’dan ayrıldıktan sonra birçok defa gelmişliğim vardı ama kırkıncı yılımda aynı güne getirmeye özen göstermiştim.
Sohbetin ardından KALPİ pide salonundan ayrıldık. Daha sonra Eyüp Yıldırım ile Tirebolu Öğretmen Evinde geç vakitlere kadar sohbet ettik.

Yaptığım iki günlük ziyaretin ardından bazı çalışmalar da yaparak Ünye’ye döndüm. Şimdi geçmişe dair hatıralarımı yazmaya başlayacağım. Tabii önce böyle bir yazının ardından. Güllü bardağı hiç unutmayacağım.

Çayınız lezzetliydi, tabii diğer ikramlarınız da…
Bir daha görüşmek umuduyla…

Yorum Ekle