PAMUK ŞEKERİ

Zeki Ordu
Çocukluğumuz renkliydi bizim…
Hayallerimiz renkliydi…
Ne hatıralarımız vardı, ne de geleceğe dair hayallerimiz.
Çocuktuk biz…
Çocuktuk ve dünyanın en mutlu canlılarından biriydik.
Başımızı okşayan her el, kalbimizi okşardı.
Bir gülümseme dünyamızı aydınlatırdı…
Bir “aferin” dünyanın en bilgili, en becerikli kişisi kılardı bizi.
Çocuktuk…
Dünyamızda hile hurda yoktu.
Kötülükler “büyüklere” ait bir kavramdı. Bir tebessüme kanardık.
Bizi genelde riyasız severlerdi. Birkaç kişi hariç.
Dışımız üşüse de içimiz hep sıcaktı bizim.
Çocuktuk çünkü…
Kıssadan hisseler bile büyüklerin tesadüfen yaptığı iyi şeylerden neşet bulurdu.
Biz “katıksız hisseydik.” Bunu çok kişi bilmezdi.
Bir pamuk şekercinin önünde beklemek bile mutluluk verirdi bize. Sıramızı beklerdik. Diğer çocuklara haksızlık olmasın diye.
Büyükler bizden öğrenmiştir mutlaka hak ve hukukun nasıl uygulandığını.
Hayvanları severdik biz. Büyükleri de…
Gönlümüz genişti bizim. İçine bizden büyükler bile sığacak kadar.
Her doğan gün bizim için doğuyor sanırdık.
Her yaprak bizim için yeşerir, her çiçek bizim için açardı sanki…
Cüssesi küçük, gönülleri büyük insanlardık.
Gökyüzümüz hep maviydi bizim. Bulutlarımız beyaz.
Sularımız berraktı…
Sevgiyi tarif edemezsek de yaşardık.
Pamuk şekerleri gibiydi dünyamız.
Çabuk büyürdük.
Büyüklerin dünyasında kirlenmemek için çok uğraşırdık.
Sonunda çocukluk savaşını kaybederdik.
Büyük olurduk.
Yük olurduk…
Kendimize ve insanlığa…

Yorum Ekle