OYALI MENDİL

Zeki Ordu

Zarafet vardı?
Gönül dilini nakış nakış eşya üzerine nakşeden kınalı eller vardı.
Her rengin, her motifin, her şeklin kendine özgü bir ifadesi vardı.
Edep vardı.
Kızlarımız çeyizlerini uluorta işlemezlerdi. Çünkü çeyiz bir izdivaç hazırlığı idi. Her genç kız tarafından hazırlansa da kimseler bu hazırlığı göremezdi.
Gösterilmezdi. Çeyizler arasında mendiller mühim bir yer tutardı.
Mendil gönül lisanlarından biriydi. Çünkü mendiller bir devrin vazgeçilmez eşyasıydı. Her erkeğin cebinde mutlaka mendil bulunurdu. Yaşlılar mendili çift kullanılırdı. Birinin adı? Temiz mendil? idi.
Bir şadırvana oturup abdestini alırken en son ona müracaat ederdi. Onunla kurulardı kollarını ve yüzünü. Sonra titreyen elleriyle itina ile katlar bir sonraki abdest alacağı zamana kadar, saklardı koynunda.
Tarlada çalışanlar terlerini silerdi o mendillere. Bıçkın delikanlılar gömlek yakasına bağlar, gömleğin yakasının kirlenmemesini sağlardı.
Kızlarımız çeyizlerinde oyalı mendiller bulundururdu.
Nişanlı olanlar nişanlılarının ismini işlerdi mendillere. Şayet nişanlı değil de bir sevdikleri varsa hatırlayacağı bir işaret koyarlardı mendile.
Her şey kullan at devrinden sonra yitirdi hükmünü. İtina ile katladığımız mendilleri katlanmış olarak sundular bize. Üstelikte kâğıttan.
Aslında bunun katlanılacak bir yanı yoktu. Ne bir motif vardı ne bir renk. Sadece jelâtinden yapılmış muhafazasında markası vardı.
Ancak bir defaya mahsus kullanılıyordu. Islandı mı daha kullanılmıyordu çünkü. O el emeği göz nuru işlemeli mendiller zamanla ayrıldı hayatımızdan.
Üç-beş ihtiyarın cebinde kaldı önceleri. Onlar da hayattan el etek çekince arkadan gelenler unuttular oyalı mendilleri.
Zarafet kayboldu.
Renkler kayboldu.
İlmek ilmek işlenen ve gönlün renkli ifadesi olan mendiller kalmadı artık.
Mendil, temizlikti?
Mendil, alın teriydi?
Mendil, edepti?
Mendil, bir mektuptu.
Öyle bir mektuptu ki, gönülden gönle yazılan?

Yorum Ekle