MAVİ TABELALAR

Zeki Ordu
Geçmeyen zaman, bitmeyen ömür yoktur.
Yıllar da ardımızda kalır yollar da…
Nasıl ki her kavuşma; bir neşenin, sevincin sebebi ise; her ayrılık da bir hüzün sebebidir.
Her yolculuk hem bir neşeyi, hem bir hüznü taşır beraberinde. Her ne kadar kavuşmak için yola çıksak da bir yere ulaşmak için bir yerden uzaklaşmak gerekir.
Her yolculukta hüzün de taşınır yani.
Her kavuşmada bir ayrılık hikâyesi vardır.
Bir şekliyle yola çıkar insan. Ya bir varıştır, ya da bir dönüştür o yolculuk. İster varış olsun ister dönüş, bir yerden bir yere gidişin kendi içinde hazin hikâyeleri vardır.
Yola çıktıktan az sonra bulunduğunuz beldenin bittiğine dair bir tabelaya rastlarsınız. Ardında şurası şu kadar kilometre yazan başka bir tabela.
Zaman geçer. Yollar azalır. Muayyen zamanlarda mavi tabelalarda, varacağınız yere ne kadar kaldığını yazar. Ama ne kadar yolu ardınızda bıraktığını yazmaz.
Ardımızda kalanların esamisi yoktur yani.
Her şey varılacak yer içindir.
Siz zaten ayrılıktan çok, kavuşmayı düşünürsünüz.
Şayet bir ziyaretten dönüyorsanız bir burukluk vardır içinizde. Bir ziyarete gidiyorsanız bir sevinç…
Yolar kalır ardınızda…
Yollar vardır önünüzde…
Azalan zamandır…
Yıllardır…
Azalan ömürdür…
Tabelalar aynı şeyi yazar. Şu kadar kaldı önünüzde…
Bazen bir ok görürsünüz tabelalarda. Genelde sağ tarafa döner. Bu geri dönme için bir fırsattır. İşte o zaman aklınız başka der, gönlünüz başka…
Akıl galip çıkar…
Bir Ah kalır geriye bir cızz!
Sonunda varacağınız yere varmışsınızdır. Yani ayrıldığınız yerden tamamen ayrılmışsınızdır.
Her şey bir sonraki sefer içindir artık.
Yine bir ayrılık ve kavuşma hikâyesi bekliyordur sizi.
Ama zaman beklemiyordur…
O bütün şartlarda ardınızda kalır…

Yorum Ekle