KIRKHARMAN’IN GÖZYAŞI DAMLASI

Zeki Ordu
Su…
Yıllar yılı onun bulunduğu yeri mesken tutmuş insanlar.
Nerede su varsa orada hayat olmuş. Önce bitkiler boy göstermiş, ardından diğer canlılar.
Çöller ondan mahrum olduğu için itibar görmemiş. İnsan vücudunun ve dünyanın dörtte üçünü teşkil etmiş.
Suyun olmadığı yerde hayat belirtisi kalmamış. Besinlerin temel maddesi, temizliğin temeli, hayatın devam etmesi için en gerekli unsur.
Daha sonra suyun bulunduğu yerleri farklı kullanmış insan. Kâh avlanmış, kâh serinlemiş, kâh tarlalarını sulamış, kâh enerji elde etmiş.
Ve havuzlar yapmış…
Göletler meydana getirmiş…
Suyla hemhal olmuş yani insanoğlu.
Bir ırmağın çağıltısı, yağmurun sesi, denizin dalgası dinlendirmiş insanı.
Hem göze, hem kulağa hitap etmiş. Aslında gönülde yer almış su.
Bazen iki damla gözyaşı olmuş… Sebebi bilinmeyen şekilde.
Hüznümüzün de, neşemizin de kaynağı olmuş çok zaman.
Bazen bir ovanın içinde yer bulmuş kendine, bazen de bir dağın tepesinde.
Irmak olmuş, göl olmuş, deniz olmuş, okyanus olmuş.
Ve Taşova’nın Kırkharman köyüne de uğramış. Şehir merkezinde çok uzaklarda kendine yer bulmuş. Bazen dertliler derdini dökmüş Kırkharman’da bulunan “gölcüğe.” Bazen sevdalılar onunla konuşmuş sevdiği yerine. Çok kişi geleceğe dair hayal kurmuş ona bakarak.
Bazıları da avlanmış etrafında. Ve bazıları da piknik yapmış kenarında.
Kırkharman…
Daha sonra yine geleceğiz bu konuya veya bu köye.
Çok özel bir köy.
Biz küçücük gölünden başlayalım dedik. Ağaçlar arasında kalmış, sanki terk edilmiş gibi duran bir görünüme sahip. Yalnız ıssız… Ve de sessiz.
Sanki arkası gelecek bir damla gözyaşı gibi.
Bazen etrafındaki ağaçlarla, bazen gökyüzüyle, bazen ot bitmemiş topraklarla, bazen de ara sıra ziyaretine gelen kişilerle muhabbet etmiş çok zaman.
Kırkharman’ın sembolü olmuş bir yerde. Bizi de karşıladı herkes gibi.
Sakın kendini yalnız hissetme olur mu? Biz seni unutmayacağız. Kırkharmanlılar da unutmayacak…

Yorum Ekle