GÜÇLÜ DEVLET

Bir ülke güçlü ise düşmanı az olur, Türkiye gibi güneşi, suyu, tarımsal potansiyeli yüksek, yaşama koşullan elverişli olan ülkelerde; zayıf düşme hallerinde düşmanları çoğalır.


Kim ne derse desin, sınırlarımızdan 350 kişilik silahlı bir grup gündüz gözüyle askeri karakolumuza saldırabiliyorsa ve on yedi askerimizi şehit edebiliyorsa; o zaman bizlerin çok iyi düşünmesi gerekiyor… Demek ki, ülkemizin mevcut sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel, savunma … yapısında zafiyet var… Beden hastalandığı zaman nasıl doktora başvuruyorsak, ülke zayıf düştüğü zaman da; bilim ve teknik adamlara, bilginlere başvurmak, yasalara uygun yeni tedbirler almak gerekir…


Tedbirler gerçeklere, akla uygun ve bilimsel doğruluğu kanıtlanmış yöntemler olmalıdır… Bunun için bu yöntemleri iyi bilen bilim adamlarından yararlanmak gerekir. Çünkü, en doğru yolu bize bilim ve teknik göster… Bir kitapta okumuştum, bir İngiliz bakam son zaferde: ” Eğer bilim adamlarımız olmasaydı, zaferi kazanmak şöyle dursun, açlıktan ölürdük.” demiştir…


Köklü devlet yapısına sahip, olan Türkiye Cumhuriyetinin her konuda yetişmiş bilim adamları vardır… Ancak, son yıllarda; her konuda olduğu gibi bilim adamlarımız, Üniversitelerimiz ve diğer kurumlarımız yıpranmış, ulusal ideal ve hedeflerden sapmaya uğramıştır. Dışa bağımlı ekonomi yanı sıra, kültürel çelişkiler de artmıştır. Bu durum, ülkenin mevcut birliğini, dirliğini, huzurunu… bozmakta, yurttaşlarımızın geleceğe güvenle bakmalarını engeller mahiyet almıştır…


Türkiye yıllardır, Cumhuriyet ve demokrasi ile yönetilmesine karşın, demokrasinin en önemli, vazgeçilmez unsuru olan, siyasi partiler, seçme ve seçilme, yerel yönetim yasalarım dahi düzeltememiş, partiler arasında; barış, huzur, karşılıklı sevgi saygı, anlayış, işbirliği, koordinasyon, iktidar, muhalefet… işlevlerini uygar ölçülerde yapamaz haldedir.


Yurttaşlarımız gazetelerde, dergilerde, televizyonlarda… parti liderlerinin çekişme ve kavgalarından bıkmıştır… Ülkemizde Cumhuriyetin ilk yıllarında üzerinde önemle durulan devlet ciddiyeti, devlet düzeni, devlet disiplini… kaybolmuştur…Yurttaşlarımıza, bilhassa; gençlere, çocuklara iyi örnek olması gereken siyasi yöneticilerimizin iyi örnek olduklarını söyleyemiyoruz…


Siyasilerimiz arasındaki bu çekişme, bu çelişki, yurttaşlarımız arasındaki birlik, güven, sevgi  saygı, karşılıklı anlayış, dayanışma… ilkelerini de sarsmıştır…


Bu işlerin düzelmesinin en önemli yolu: Devletimizin tarafsız, iyi yetişmiş, dürüst, toplumcu, idealist bilim adamları tarafından yönetilmesidir…   M.Ö. beşinci yüzyılda Eflatun’un dediği gibi: ” Ya filozoflar devlet adamı olmalı veya Devlet adamları filozof olmalı…” Aynı görüşü: Bin yıl önce büyük İslam filozofu Farabi’de: ” Bir ülkede, herkes görevlerini ehliyetine uygun doğru yaparsa o ülkede işler iyi gider…” demiştir.


Ziraatçı ziraatçılığım, doktor doktorluğunu, mühendis mühendisliğini, öğretmen öğretmenliğini, öğrenci öğrenciliğini, siyasetçi siyasetçiliğini doğru yapmalıdır… İşte o zaman o ülkede, birlik, dirlik, düzenlik ve güç olur…


Her zaman belirtiyorum… Türkiye dünyanın doğal kaynaklan, iklimi, bitki örtüsü, tarihi, sosyal ve kültür yapısıyla… dünyanın en iyi koşullarına sahip, şanslı bir ülkesidir…


Türkiye güçlenmesini, bilim adamlarına önem vermekle, bilimi geliştirmekle, her kasabadaköyde; araştırma  geliştirme (ArGe) çalışmalarını hızlandırmakla sağlayabilir… Hantal olan devlet yapımızı.. .Cumhuriyetin ilk yıllarındaki gibi dinamik, verimli, idealist, milli duygularla, kalkındırmaya yönlendirmek zorundayız… Önümüzdeki yerel yönetim seçimleri bunun için önemlidir… Yerel yönetimlere; herhangi bir inşam değil; yöre kaynaklarım iyi değerlendirebilecek, yöreyi kalkındırabilecek, yöre insanlarına birlik, beraberlik, barış, kardeşlik, demokrasi, huzur, kalkınma… sağlayabilecek;  örnek ve öncülük edebilecek insanları seçmeliyiz.


Hoşça kalın

Yorum Ekle