EY KAR!

Zeki Ordu

Seni belki kusurlarımızı da örter diye çok bekledik.
Belki içimizin yangını sen söndürürsün diye…
Sen dışımızı soğuttun sadece.
İçimizdeki yangın halâ devam ediyor.
Kusurlarımız da…
Peki sen neyi değiştirdin?
Çocukları mı sevindirmek istedin?
Yoksa basit bir özlem miydi bizim ki?
Sen ey kar!
Umutlarımıza ne zaman cevap vereceksin?
Hayallerimize de…
Neler yazılmadı senin için, neler söylenmedi. Kimimiz tatil için istedik, kimimiz yüzüne hasret kaldığımız için.
Zahmetliydin aslında. Yine de özlerdik seni.
Kar; kış demekti. Kış; zorluk demekti. Biz yine katlanırdık sana. Hatta gelsin diye çok yol gözledik. Fakirimiz de, zenginimiz de…
Geldin…
Yine gideceksin. Yine özleyeceğiz seni. Bu böyle sürüp gidecek hep. Ta ki birimizden biri seni görmeyene kadar.
İşte senin için yazılmış mısralardan biri ey kar!

Kar yağıyor karaların üstüne
İçimdeki yaraların üstüne.

***
Karalar kar bağladı
Yaralar kor bağladı
Dağıldı gönül teli
Tabipler zor bağladı
***
Kar yağar dağ başına
Toprağına taşına
Kimse mani olamaz
“Akmayan” gözyaşına
***
Karşıda karlı dağlar
İç yanı narlı dağlar
Kimisi tek başına
Kimisi “yâr”lı dağlar
***
Dışarıda kar yağıyor
Yoksullara “zor” yağıyor
Kim ne bilir halimizi
İçimize “kor” yağıyor
***
Fakire kar yağıyor
Zengine “kâr” yağıyor
Maşuku bilmem ama
Aşığa “kor” yağıyor

Hâsılı:
Kar, üşütür
Yâr, yakar…

Yorum Ekle