ÇİÇEK KOKU ALIRDI SEN ÇİÇEĞİ KOKLARKEN

Zeki Ordu

Şüphesiz bitkiler âlemin en göz güzelleri çiçeklerdir.

Çiçek, ruhu okşayan, insanı en hüzünlü halindeyken bile içine az da olsa ferahlık veren bir bitkidir.

Meyve veren ağaçlar istisna olmak üzere çiçekler çok kişinin evlerinde ve bahçelerinde özel olarak yetiştirilir. Özellikle evin kadını ya odasının bir köşeni, ya da evinin önünde bir yeri çiçeklere ayırır.

Hanımlar, ilk defa rastladığı bir çiçeği kurumasın diye, geçici olarak karton bir kutu içinde bile yetiştirmeye çalışır. Çiçeklerin kırda bayırda tek başına olanı da vardır, göz alabildiğine iç içe biteni de.

Ah o kır çiçekleri. Bazıları o kadar keskin kokar ki… Kokusundan önce renkleri cezbeder insanı. Rengârenk duruşlarıyla “buradayım” der bize. Hele bir de kokuyorsa değmeyin keyfine.

Bazen albenisi olmayıp keskin kokusuyla bilinen çiçekler vardır. Kokusunu bir çektiniz mi içinize, başınızı döndürecek hale getirir sizi. Ve yıllarca unutmazsınız o kokuyu. O kokuyla her karşılaştığınızda ilk kokladığınız yer gelir aklınıza. Ve orada gördükleriniz. Hatta günün saatini bile unutmazsınız.

Nergis…

İşte öyle bir çiçektir.

Farklı yerlerde, farklı isimler alsa da o sarı beyaz rengiyle saçtığı rayiha unutulacak gibi değildir. Hatta sapı  “Ya beni elinde taşı ya da bir vazoya koy” der gibidir.

Sarı ve beyazın uyumu… Yeşil ve içi boş sapı… Ve o keskin kokusu…

Şu anda hepiniz bu kokuyu hissettiğinizi biliyorum. Hatta olsa da doya doya içime çeksem diyenleriniz bile vardır. Bahçelerde son derece mütevazı bir duruşu vardır. Albenisi yoktur görünüşte. Bütün özelliğini kokusuna vermiştir yani.

Çiçekler arasında ismi namlı çok çiçek vardır. Şimdi onları burada yazıp, nergise saygısızlık etmek istemiyorum. Bu yazıyı okuyanlar bilsinler ki yazı bu çiçek için yazılmıştır.

Belki de bu çiçek kokusunu koklayanlardan alıyordur kim bilir… Belki de koklandıkça kokusu artıyordur. Belki de bir gönül kokusunu kendi kokusuyla mezcedip bir rüya âleminde size seyrüsefer yaptırıyordur.

Bazı şeylerin izahı yoktur. Sadece bir haliyle ulaşmıştır size. Nergis öyle bir çiçektir işte.

Zaten ismi de zarif değil mi?

O “yüz güzelliğinden” öte, bir ruh güzelliğine de sahiptir. Belki güzeller daha çok sever kokusunu. Belki güzellerden almıştır kokusu. Ve bir güzelin nergis dolu bahçelerde gezmesini şu dörtlükle tasvir eder şair:

Gezerken bahçelerde, gözler senin üstünde.

Hepsinin boynu bükük, yalnız senin yönünde…

Ve de koklamak için, dursan biri önünde;

Çiçek koku alırdı, sen çiçeği koklarken…

Evet, nergis güzel bir çiçektir. Kokusu da kendisi de hoştur. Ona da bir katkısı sağlayan niye olmasın. Dörtlüğün son mısraında olduğu gibi.

“Çiçek koku alırdı, sen çiçeği koklarken…”

Çiçeklerin de kokuya ihtiyacı olmalı değil mi?

Nergisin kokusu böyleyse ona kokusunu veren nasıl kokar kim bilir…

Yorum Ekle