<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yılmaz Sergen &#8211; Taşova Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://tasova.gen.tr/author/yilmazsergen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tasova.gen.tr</link>
	<description>Taşova Haber Sitesi ve Taşova Haberleri</description>
	<lastBuildDate>Sun, 07 Dec 2025 20:56:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>ÇOK ŞEY DEĞİL…</title>
		<link>https://tasova.gen.tr/cok-sey-degil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz Sergen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Dec 2025 20:56:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tasova.gen.tr/?p=251796</guid>

					<description><![CDATA[Yılmaz Sergen  Tarım yine bildiğiniz gibi, köylerimizdeki kan kaybı tam gaz devam ediyor. 2025 yılı Tarım ve Orman Bakanlığının bütçe görüşmelerinde ortaya çıkan sonuçlar, geleceğimiz adına hiç de iç açıcı değil. Tarım entübe edilmenin eşiğinde, her geçen gün köyleri tarladan uzaklaştıran, kente göçe zorlayan, çözüm üretmekten uzak tarım politikamız daha fazla zaman kaybetmeden revize edilerek [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yılmaz Sergen </strong><br />
Tarım yine bildiğiniz gibi, köylerimizdeki kan kaybı tam gaz devam ediyor. 2025 yılı Tarım ve Orman Bakanlığının bütçe görüşmelerinde ortaya çıkan sonuçlar, geleceğimiz adına hiç de iç açıcı değil.<br />
Tarım entübe edilmenin eşiğinde, her geçen gün köyleri tarladan uzaklaştıran, kente göçe zorlayan, çözüm üretmekten uzak tarım politikamız daha fazla zaman kaybetmeden revize edilerek bu kaçış, bu tükeniş sona erdirilmelidir.<br />
2002 yılında tarımdaki istihdam oranımız %35 iken 2025 yılı ikinci çeyreğinde %14,5 seviyesine kadar geri çekilerek metropollerin kaotik ortamına sürüklenmiştir.<br />
Tarımsal ithalatta yerli üretimi desteklemek adına gümrük vergisi artırılması gerekirken sıfırlama tercih edilmiştir.<br />
Buğdaydaki kendi kendimize yeterliliğimizden, dünyada en çok buğday ithal eden ülke olarak taçlanmışız. Yerli üretim, diğer tarım ürünlerimiz de ithal kuyruğundaki sıranın kendisine geleceği endişesiyle akıbetini beklemektedir.<br />
Üreticimizi koruyan, destekleyen, öncülük eden, tarım ekonomisindeki fiyatları üretici adına regüle eden tarımsal KİT&#8217;ler özelleştirilerek ya da işlevsiz hale getirilerek piyasadan çekilmiştir.<br />
Kazanan taraf tarım ve hayvancılık olmamıştır.<br />
Tarımsal üretimde fiyatın kontrolü, kendi çıkarlarına göre belirleyen yerli ve yabancı üç beş ithalatçı ve tekelcinin eline geçmiştir. Bu yaklaşım köylünün üretimde kalabilme iştiyakını ve direncini kırmıştır.<br />
Ekonomik olarak örgütlenemeyen çiftçilerin fiyatı belirleme inisiyatifi hiçbir zaman kontrollerine geçmedi. Tarla satış fiyatları üretim maliyetinin çok altında orantısız bir şekilde belirlendi. Köylünün ödediği bedel hiçbir zaman karşılık bulmadı, reel olarak kaybeden hep köylü oldu!<br />
Anayasada hüküm altına alınan milli gelirden tarıma %1&#8217;lik destek tedricen azalarak vaat edilen rakam köylünün eline tam olarak geçmedi. Verilen destekleme fiyatları üretim maliyetlerini karşılamada çok uzak, yetersiz kaldı.<br />
2005 yılında milli gelirden ayrılan oran %0,8 iken 2024 yılında %0,2 kadar gerilemiştir. Bu dramatik sonuç tarıma bakışımızın rakamsal ifadesidir.<br />
Tarıma yapılan bu destekler Avrupa Birliği&#8217;nde %20, ABD&#8217;de %12 olarak gerçekleşmiştir. En kötüsü de, yasal olarak hak ettiği desteği alamayan köylünün tarımdaki girdi maliyetleri akıl almaz bir şekilde artmıştır. Hasat zamanı mazota yapılan devasa zamlar, aynı şekilde gübre, ilaç, hayvan yemindeki %50&#8217;yi aşan artışlar köylünün yükünü artırmıştır.<br />
Yanlış yaptığımızın ne zaman farkına varacağız? Bu politikayı üretici lehine revize etmek ne zaman aklımıza gelecek? Yarın değil, daha fazla beklemeden köylerimizin etrafını tarımsal sanayi tesisleriyle donatmanın tam da zamanıdır. Devlet, sonlandırdığı tarımsal KİT&#8217;leri yeniden açarak fiyatlardaki keyfiyeti sonlandırıp köylümüze &#8220;korkma, ben buradayım&#8221; diyebilmeli, tarım kredi kooperatifleri artık üreticiye &#8220;sen üret, ben senin emeğini zayi etmeyeceğim, sen de kazanacaksın&#8221; deme vaktidir.<br />
En önemlisi tarımsal teşvikler: Avrupalıların tarıma verdiği rakamlar baz alınarak yasal hakkın daha da fazlasının verilmesi makul olacaktır.<br />
Tarım kazanırken bilinmeli ki, tık nefes olan kentlerimiz de kazanacak, üzerlerindeki nüfus baskısı azalarak rahat bir nefes alacak, istihdamda dengeler yerini bulacak, toplumun bozulan psikolojisi normalize olacaktır.<br />
Gözümüzün önünde Türk tarımının çöküşünü, köylerin kente yığılarak taşınmasına tribün locasından nereye kadar seyirci kalacağız? Başta devletimiz, yerel yönetimler, yerel STK&#8217;lar, iş adamları, kanaat önderleri inisiyatif alarak çöküşten çıkışa el verme vaktidir.<br />
Ülke tarımını ithalata, düşük fiyat yüksek maliyete kurban edersiniz; yoğun bakımdaki ülke tarımını, köylerimizi can çekiştiği masadan kaldıramazsınız. Köylü milletin efendisidir, kazanmak, refah içerisinde yaşamak onların da hakkıdır…<br />
Köylümüz iade-i itibarını sonuna kadar hak etmektedir. Çok şey değil, eli havada, alın teri karşılıksız kalmasın istiyor.<a href="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/12/f1-5.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-251797" src="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/12/f1-5.jpg" alt="" width="850" height="638" srcset="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/12/f1-5.jpg 850w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/12/f1-5-119x89.jpg 119w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/12/f1-5-560x420.jpg 560w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/12/f1-5-80x60.jpg 80w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/12/f1-5-150x113.jpg 150w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/12/f1-5-300x225.jpg 300w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/12/f1-5-696x522.jpg 696w" sizes="(max-width: 850px) 100vw, 850px" /></a><a href="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/12/f3-4.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-251798" src="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/12/f3-4.jpg" alt="" width="1280" height="720" srcset="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/12/f3-4.jpg 1280w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/12/f3-4-747x420.jpg 747w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/12/f3-4-150x84.jpg 150w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/12/f3-4-300x169.jpg 300w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/12/f3-4-696x392.jpg 696w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/12/f3-4-1068x601.jpg 1068w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KIRSALDA KALKINMA HAREKETİ…</title>
		<link>https://tasova.gen.tr/kirsalda-kalkinma-hareketi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz Sergen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 17:30:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tasova.gen.tr/?p=248273</guid>

					<description><![CDATA[Yılmaz Sergen  Cumhuriyetin ilk yıllarında kırsalda kalkınmanın meşalesi olan köy enstitü mezunu öğretmenler, köyün daha iyi bir üretime hızlı bir şekilde adapte olması için köylüye rehberlik etmişlerdir. Köy enstitüleri köyünden alınan ilkokul mezunu zeki çocuklar köy enstitülerinde köydeki üretimi artıracak iş, zanaat ve tarım üzerine usta öğretici ve eğitmenler tarafından uygulamalı yoğun bir eğitim sürecinden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yılmaz Sergen </strong><br />
Cumhuriyetin ilk yıllarında kırsalda kalkınmanın meşalesi olan köy enstitü mezunu öğretmenler, köyün daha iyi bir üretime hızlı bir şekilde adapte olması için köylüye rehberlik etmişlerdir.<br />
Köy enstitüleri köyünden alınan ilkokul mezunu zeki çocuklar köy enstitülerinde köydeki üretimi artıracak iş, zanaat ve tarım üzerine usta öğretici ve eğitmenler tarafından uygulamalı yoğun bir eğitim sürecinden sonra köylerindeki okullarda istihdam edildiler.<br />
Savaş sonrası yorgun, bitkin düşmüş Anadolu’nun köyleri öğretmenlik mesleği yanında zanaat, tarım ilişkin bilgilerle donatılmış usta öğreticilerine kavuştular. Okulunda eğitmen köylüsüyle tarlada çiftçi atölyede marangoz, evlerde tesisatçı olarak Anadolu’nun kavuran sıcağında omuz omuza çalışarak kırsalda, köylerde üretim hareketini başlattılar.<br />
Birçok ülkeye model olan üretime yönelik bu eğitim projesi başarıyla uygulanarak Anadolu’nun kalkınmasına önemli bir ivme kazandırmıştır.<br />
İyi niyetli olmayan olumsuz algılar ve ülke yönetiminin öngörüsüz yaklaşımları yüzünden iyi düşünülmüş Eğitim ve kalkınma projesi yerine yeni bir proje ikame edilmeden akamete uğratılarak, yüzlerce öncü öğretmenlerin özverili kırsalda kalkınma projesi sonlandırılmıştır. Günün sonunda Köylerimizin içler acısı hali ortada dünkü haline muhtaç terk edilmiş, sahipsiz kalmış haldedir.<br />
Üretimden kaçışın sonucu olan köyden kente kaçışı durdurmak yerine, kaçış anlaşılmaz bir şekilde körüklenmektedir. Köylerimizdeki yerli üretimi teşvik etmek yerine üç beş aracının ve yabancı üreticinin kazanması üzerine kurulmuş ithalat köpürtülmektedir.<br />
Kaderine terk edilen köylerde üretime öncülük edecek yeni bir hareketin başlatılması elzemdir. Bu süreçte emekli olanların kırsala dönüşü teşvik edilmesiyle bir sinerji oluşturmak mümkün olabilir.<br />
Milli eğitimden emekli Salih hocanın (Zeytin Dede) “Zeytin vadisi Kelkit “girişimi bölgede zeytin yetiştiriciliğinde farkındalık oluşturma ve üretimi yoğunlaştırmak adına çok önemli bir projedir.<br />
Çok kıymetli olduğunu düşündüğüm buna benzer bireysel sivil inisiyatif köylerimizde tarımsal kalkınmayı yönlendirme adına bir modelleme olabilir. Yerel medya ve yerel yönetimin bu tür projelere görmesi ve sahiplenerek destek olması halinde faydası inanılmaz bir şekilde katlanarak artarken, Kelkit bölgesindeki kırsal kalkınmaya azımsanmayacak pozitif bir açılım sağlayacaktır…<br />
Bunun gibi bireysel kıymetli girişimler unutulmayacağı gibi çocuklarımızın, torunlarımızın zeytin ağaçlarıyla buluşacağı olağan üstü güzel bir miras olarak kalacaktır.<br />
Şehit kanıyla yoğrulmuş bu güzel ülkede milletini, köyünü kasabasını dert edinen insanların olması gurur vericidir. Toprakları vatan yapan sahiplenme, adanma duygusu hizmet iştiyakıdır. Köylüyü köyünde tutarak kazanmanın yolunu göstermekte, kalkınmanın yanında bir iyilik hareketidir.<br />
Yaptıklarınızla unutulmayacak hayırla yad edileceksiniz. Ömrünüze bereket elinize sağlık Salih hocam ve onun gibi ülkesinin kalkınmasını dert edinip eyleme geçen yürekli vatan sevdalısı bütün tüm girişimcilere sonsuz teşekkürler, var olun sağ olun.<a href="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/10/d0-2.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-248279" src="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/10/d0-2.jpg" alt="" width="600" height="750" srcset="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/10/d0-2.jpg 600w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/10/d0-2-336x420.jpg 336w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/10/d0-2-150x188.jpg 150w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/10/d0-2-300x375.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></a><a href="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/10/d1-5.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-248280" src="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/10/d1-5.jpg" alt="" width="344" height="255" srcset="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/10/d1-5.jpg 344w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/10/d1-5-119x89.jpg 119w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/10/d1-5-80x60.jpg 80w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/10/d1-5-150x111.jpg 150w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/10/d1-5-300x222.jpg 300w" sizes="(max-width: 344px) 100vw, 344px" /></a><a href="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/10/d2-4.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-248282" src="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/10/d2-4.jpg" alt="" width="524" height="310" srcset="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/10/d2-4.jpg 524w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/10/d2-4-150x89.jpg 150w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/10/d2-4-300x177.jpg 300w" sizes="(max-width: 524px) 100vw, 524px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEVLET KÖYE İNMELİ…</title>
		<link>https://tasova.gen.tr/devlet-koye-inmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz Sergen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Jul 2025 11:38:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tasova.gen.tr/?p=242279</guid>

					<description><![CDATA[Gazetemizdeki haber başlığı o kadar etkileyici ki “Devlet köye dönmeli!” Sürekli gündemde tutmaya çalıştığım kim bilir belki de yazmakla usandırdığım köylerimizin içler acısı durumunu bu tespitten sonra vurgu yapmak adına yeniden yazılmalıydı. Yaşamakta olduğumuz bölgenin içinde yer alan köylerimizin, her geçen gün kümülatif olarak artan ekonomik erozyonu ve sebep olduğu sessizce izlenen göçün dramatik sonuçlarına [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="s4">Gazetemizdeki haber başlığı o kadar etkileyici ki “Devlet köye dönmeli!” Sürekli gündemde tutmaya çalıştığım kim bilir belki de yazmakla usandırdığım köylerimizin içler acısı durumunu bu tespitten sonra vurgu yapmak adına yeniden yazılmalıydı.</p>
<p class="s3"><span class="s5">Y</span><span class="s5">aşa</span>makta olduğumuz bölgenin içinde yer alan köylerimizin, her geçen gün kümülatif olarak artan ekonomik erozyonu ve sebep olduğu sessizce izlenen göçün dramatik sonuçlarına kafa yormayı takıntı haline getirdiğimi biliyorum, farkındayım.</p>
<p class="s3">Ne zaman dünde bırakıp terk ettiğimiz köylerimize geri dönsek tanıyamıyorsun, hiçbir şey eskisi gibi değil! Üretimsizliğin, umutsuzluğun, yaşlı nüfusun sanki son durağı olmuş. Hayat dolu köylerimizden, o güzel günlerden eser kalmamış, her yanı tükenmişlik, küskünlük sarmış. Çocukluğumuzun, gençliğimizin geçtiği anılarla dolu köylerimizin dünü ile bugün arasında abartısız geceyle gündüz gibi bir fark oluşmuş.</p>
<p class="s3"> Köye dönüşlerimizde her birimiz kendimizi hayal kırıklığının içinde buluyoruz. Terk edilmiş evler, ekilmeyen boş bırakılan tarlalar. Köyünüz eski havasından çok uzak, ne kadar çok şeylerin kaybolup gittiğine üzülerek tanıklık ediyorsunuz.</p>
<p class="s3">Dünden bugüne taşıyamadığımız köylerimizi yeniden eski günlerdeki hayat dolu üretimin, coşkunun ötesine taşıyacak daha iyi bir konumda bulmak adına bir farkındalık oluşturmanın peşindeyim. Bölgemizdeki bu geriye gidişi durduracak yerel ve merkezinde destek verdiği bölgesel bir kalkınma hamlesinin yapılmasını, ummak adına yazarak, küçükte olsa, karınca misali bir katkı vermeyi vefa borcu olarak görüyorum.</p>
<p class="s3"> Başkan Aziz İbrahim Poyrazın benimde dile getirmeye çalıştığım çarpıcı tespitlerini burada paylaşmak istiyorum:</p>
<p class="s4"><span class="s5">” Türkiye</span><span class="s5">’</span><span class="s5">de 2,5 milyon üretici olduğunu,</span> <span class="s5">bu üreticilerin ürünlerinden kazanan 50</span><span class="s5"> bin aracı sanayici ve </span><span class="s5">perakendecinin</span><span class="s5"> bulunduğunu söyledi.</span> <span class="s5">Elde edilen 100 birim karın %90&#8242;</span><span class="s5">ı bu 50</span><span class="s5"> bin kişi</span><span class="s5"> tarafından paylaşılırken kalan %10’u 2,5 milyon üretici yani köylüye kalıyor.”</span></p>
<p class="s3">Bu orantısız paylaşımın, adaletsizliğin elbette bir sonucu olacaktır. Son on yılda bir milyon kazandırılmayan zararına üretim yapma durumundaki çiftçi üretimden elini çekmek zorunda kalmıştır. Bu aynı zamanda bir ülkenin tarımsal geleceğinden vazgeçmesidir…</p>
<p class="s3">İşte burada devlet imdat butonuna basarak artık yeter! Deyip köye dönmeli, çaresiz köylünün elinden tutup ayağa kaldırmalıdır. Bu orantısız kar dağılımına müdahale edip köylünün üretimden çıkmasına sebep adaletsiz paylaşımı revize ederek tersine çevirmelidir.</p>
<p class="s3">Çözüm konusunda devletin köylere kadar uzanan devasa sayıda Tarım kredi kooperatifleri vardır. Tarlada köylünün elinden üretim maliyeti artı tatmin edici bir kar oranıyla ürettiğini alarak sürecin tersine çevrilmesinde rol alabilme imkanı vardır.</p>
<p class="s3">Köylünün de ortağı olduğu Tarım kredi kooperatiflerinin esasında asli görevi köylerde üretimin maliyetini minimize ederken köylünün kazancını maksimize etmenin içinde olmalıdır. Üretim ve pazarlamada köylünün beklentisine cevap verecek cesur kararlar alarak günün şartlarına uygun projeler, yeni pazarlama kanallarıyla köylünün yanında olduğunu yapılan desteklerle hissettirmelidir.</p>
<p class="s3"> Köyde çalışanların ödemekte zorlandıkları Bağ-kur primleri devlet tarafından sübvanse edilmelidir. Gençlerin köye dönüşleri, üretime katılmaları için özendirici, teşvik edici bir takım kararlar alınarak uygulamaya konmalıdır. Anayasada hüküm altına alınan oranlar üzerinden tarıma teşvik primleri kesintiye uğratılmadan tedricen artırılarak ödenmelidir.</p>
<p class="s3">Devlet Köye dönüp köylüsüne kol kanat gerip kucak açmalıdır. Yoksa, Anadolu da tarlanızı ekecek kimseyi bulamazsınız.</p>
<p class="s3">
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BEN DEMENİN MALİYETİ…</title>
		<link>https://tasova.gen.tr/ben-demenin-maliyeti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz Sergen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Apr 2025 19:58:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tasova.gen.tr/?p=236462</guid>

					<description><![CDATA[Yılmaz Sergen Gelir ve maliyet, fırsat paylaşımında; meşrebiyet, mensubiyet, yandaşlık değil bakış açımız vatan sevgisi, ülkemizde yaşayan tüm insanlığın hayır ve refahı merkeze alınmalıydı. Bu anlayışın neresindeyiz?&#8230; Hakk&#8217;ın, adil bir paylaşımın tabana yayılacağına ilişkin kocaman sözler verile geldi. Olacağına ilişkin umutlarım her geçen gün hoyratça tükeniyor. Biz bu değiliz, böyle olmamalıydık. Dürüstlük, güzel ahlak, adaletli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yılmaz Sergen<br />
Gelir ve maliyet, fırsat paylaşımında; meşrebiyet, mensubiyet, yandaşlık değil bakış açımız vatan sevgisi, ülkemizde yaşayan tüm insanlığın hayır ve refahı merkeze alınmalıydı.<br />
Bu anlayışın neresindeyiz?&#8230;<br />
Hakk&#8217;ın, adil bir paylaşımın tabana yayılacağına ilişkin kocaman sözler verile geldi. Olacağına ilişkin umutlarım her geçen gün hoyratça tükeniyor. Biz bu değiliz, böyle olmamalıydık. Dürüstlük, güzel ahlak, adaletli olmak, kul hakkından, devletin milletin hakkından sakınmak genlerimizde, dünümüzde vardı. Dünümüzde yokmuş gibi davranmak bizi rahatsız etmeli bu yanlıştan alıkoymalıydı.<br />
“En Hayırlınız ahlakı en güzel olanınızdır” diyor sevgili peygamberimiz. Güzel ahlak hakkına razı olmak, başkasının hakkına hakkından fazlasına tevessül etmemek, kanmamak, kandırmamak, herkesin bilhassa Allah&#8217;ın razı olduğu kul olmak değil midir?<br />
Olaylara her daim ben gözüyle bakılmanın toplumsal açıdan doğru olmadığını yanlış olduğu bilinen ama göz ardı edilen bir gerçekliktir. Bu bakış açısı toplumda uyanıklık, işini bilir olarak algılanmaktadır.<br />
Biz demenin zorluğunu yaşıyoruz yaşadıklarımızın en büyük sebebinin bu olduğu bilinmelidir. Biz odaklı olmanın elbette bir bedeli var: hakkına razı olmak, hak etmediklerinden imtina etmek haklının hakkına rıza göstermek, torpile tevessül etmemek, ihalelerde iltimas değil rekabete, şeffaflığa tabi olarak ülke yararına rıza göstermek…<br />
Ülke adına insanlık adına tüm dünyada barış, huzur adına olması gereken budur.<br />
Toplumda biz olmaktan imtina eden BEN diyen bir güruhun vermiş olduğu savrulmanın bedeli her birimize fatura edilecektir. “BEN” olmanın bedelini “BİZ” olmayı şiar edinenler VE DE ben ve biz olmayı savunanların çocukları torunları hep beraber mutlaka ödeyecektir.<br />
Liyakate tabi olmadan torpille, yandaşlık kontenjanından işgal edilen hak edilmeyen makamların aşınması, edilen haksız kazançların ülkeye vermiş olduğu bu zararları onların çocukları torunları da katlanmak zorunda kalacaktır. Helal kazanç rahmettir, berekettir, huzurdur. Haram lokma , haram kazanç insanı hak dan, merhametten uzaklaştırır.<br />
Hülasa “Ben” merkezli düşünen ve bunun için menfaat ve makam sahibi olanların ülkeye vermiş olduğu hasarın bir sonucu toplum umutsuz, mutsuz olacaktır.<br />
Bunun maliyeti hepimizin çocuklarına, torunlarına miras olarak kalacaktır. Ülkenin varlıklarını israf eden, hoyratça hak olmayan yoldan paylaşanların vermiş olduğu mali hasar halen dar gelirli, emekli, memur, işçi ülkenin tamamı öderken, gelecek yıllara ertelenen maliyetin bedelini kimin ödeyeceğini herkes biliyor. Haksız bir şekilde kazandıklarınız çocuklarınızın geleceğini kurtaracağını sanıyorsanız torunlarınıza yetmeyeceği kaçınılmaz bir sonuçtur.<br />
Çocuklarımıza bırakılacak en güzel miras güzel ahlak, dürüstlük ve helal kazanç refahın, huzurun hepimiz tarafından paylaşıldığı borçsuz varlıklı bir ülke bırakmaktır.<a href="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/04/n1.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-236477" src="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/04/n1.jpeg" alt="" width="318" height="159" srcset="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/04/n1.jpeg 318w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/04/n1-150x75.jpeg 150w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/04/n1-300x150.jpeg 300w" sizes="(max-width: 318px) 100vw, 318px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ZEYTİN GELECEĞİMİZDİR…</title>
		<link>https://tasova.gen.tr/zeytin-gelecegimizdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz Sergen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2025 19:53:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tasova.gen.tr/?p=233219</guid>

					<description><![CDATA[Yılmaz Sergen Dediklerinizi duyar gibiyim, Taktın! Amma da zeytin ağaçlarına taktın diyenleriniz olacaktır. Her düşünceye, her söze, her eleştiriye sonuna kadar açığım, yeter ki günün sonunda ülkemizin, bölgemizin adına bir kazanım ortaya çıksın. Zeytin hakkında yazdım, ülkem, bölgem adına inşallah kısmet olursa imkanım olduğu sürece yazmaya devam etmeyi isterim. Ta ki farkındalığın oluşarak bu yönde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yılmaz Sergen<br />
Dediklerinizi duyar gibiyim, Taktın! Amma da zeytin ağaçlarına taktın diyenleriniz olacaktır. Her düşünceye, her söze, her eleştiriye sonuna kadar açığım, yeter ki günün sonunda ülkemizin, bölgemizin adına bir kazanım ortaya çıksın.<br />
Zeytin hakkında yazdım, ülkem, bölgem adına inşallah kısmet olursa imkanım olduğu sürece yazmaya devam etmeyi isterim.<br />
Ta ki farkındalığın oluşarak bu yönde çalışmaların başlaması, atıl durumdaki arazilerin zeytin ağaçlarıyla bezendiği, ilçemiz, ülkemiz adına kazanca dönüştüğü güne kadar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>&#8220;BENZİN 43TL</strong><br />
<strong>ZEYTİNYAĞI 550 TL</strong><br />
<strong>İspanyanın zeytinyağından ihracatı 24 milyar dolar.</strong><br />
<strong>Türkiye&#8217;nin zeytinyağı ihracatı 407, 6 milyon dolar.</strong><br />
<strong>Türkiye&#8217;nin zeytincilikten ihracat potansiyeli 200 milyar dolar.</strong><br />
<strong>İstenirse Türkiye 5 yıl içinde petrol üreten ülkeler arasına girer.</strong><br />
<strong>Küresel iklimin getireceği olumsuzlukları yok eder.</strong><br />
<strong>Milli gelir kişi başı 40 bin doları geçer.</strong><br />
<strong>Yapılacak tek şey boş arazilere zeytin ağacı dikmek.</strong><br />
<strong>10 Milyarlar zeytin ağacı dikecek boş arazimiz var.</strong><br />
<strong>ZEYTİN AĞACININ ÖMRÜ BİN YILIN ÜSTÜNDE. BİN YIL MEYVE VEREN DÜNYADA TEK AĞAÇ TÜRÜDÜR.</strong><br />
<strong>Yağ sanayi</strong><br />
<strong>Tekstil sanayi</strong><br />
<strong>Gıda sanayi</strong><br />
<strong>kozmetik sanayi</strong><br />
<strong>Sağlık Sanayi</strong><br />
<strong>Akaryakıt Sanayi</strong><br />
<strong>Mobilya Sanayi</strong><br />
<strong>Bir litre petrol mü yoksa bir litre zeytinyağı mı daha değerli?</strong><br />
<strong>Elimizdeki silahın gücünden haberimiz yok. Geleceğimizin stratejik gücü zeytin ağacı ve zeytinyağıdır.</strong><br />
<strong>İstenirse Türkiye 5 yıl içinde yağmur ormanlarına dönüşür.</strong><br />
<strong>Türkiye&#8217;nin tarım potansiyeli 2 trilyon dolar.</strong><br />
<strong>(Prof. Dr. Muzaffer Kılıç)&#8221;</strong></p>
<p>Zeytin ağaçlarıyla buluşmayı bekleyen o kadar çok atıl uçsuz bucaksız arazimiz var ki…<br />
Zeytin yetiştirmeyi ülkemizin refahı ve geleceği adına milli bir dava olarak görmekteyim. Bir an önce merkezi ve yerel yönetimlerin 2 trilyon dolarlık potansiyeli kaçırmamak adına daha fazla gecikmeden harekete geçmelidir. Her geçen gün ülkemiz adına kayıp yıllar olacaktır.</p>
<p>Nazım Hikmetin sözüyle yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı yetmişinde bile, mesela zeytin dikeceksin.<a href="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z2-3.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-233220" src="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z2-3.jpeg" alt="" width="1538" height="2048" srcset="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z2-3.jpeg 1538w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z2-3-1154x1536.jpeg 1154w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z2-3-315x420.jpeg 315w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z2-3-150x200.jpeg 150w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z2-3-300x399.jpeg 300w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z2-3-696x927.jpeg 696w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z2-3-1068x1422.jpeg 1068w" sizes="(max-width: 1538px) 100vw, 1538px" /></a><a href="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z3-2.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-233221" src="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z3-2.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z3-2.jpeg 1536w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z3-2-1152x1536.jpeg 1152w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z3-2-315x420.jpeg 315w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z3-2-150x200.jpeg 150w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z3-2-300x400.jpeg 300w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z3-2-696x928.jpeg 696w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z3-2-1068x1424.jpeg 1068w" sizes="(max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a><a href="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z4-2.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-233222" src="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z4-2.jpeg" alt="" width="600" height="923" srcset="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z4-2.jpeg 600w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z4-2-273x420.jpeg 273w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z4-2-150x231.jpeg 150w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/03/z4-2-300x462.jpeg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALTIN SUYU…</title>
		<link>https://tasova.gen.tr/altin-suyu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz Sergen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Feb 2025 11:46:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tasova.gen.tr/?p=231390</guid>

					<description><![CDATA[Yılmaz Sergen Ülkenizde, köyünüzde, kasabanızda altın yumurtlayan bir tavuğunuz olsun ister misiniz? Kim istemez? Öyleyse tarıma müsait olmayan dağlara, tepelere taşlı çorak arazilere olabildiğince zeytin ağacı dikmelisiniz. Son yıllarda teknolojinin gelişim süreciyle beraber enerjide alternatif arayışlar hız kesmeden devam etmektedir. Yapılan bu araştırmalarda İlginç sonuçlar ortaya çıkmaya başladı. İspanya 2022 yılında zeytin çekirdeklerinden elde ettiği [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yılmaz Sergen</strong><br />
Ülkenizde, köyünüzde, kasabanızda altın yumurtlayan bir tavuğunuz olsun ister misiniz?<br />
Kim istemez?<br />
Öyleyse tarıma müsait olmayan dağlara, tepelere taşlı çorak arazilere olabildiğince zeytin ağacı dikmelisiniz.<br />
Son yıllarda teknolojinin gelişim süreciyle beraber enerjide alternatif arayışlar hız kesmeden devam etmektedir. Yapılan bu araştırmalarda İlginç sonuçlar ortaya çıkmaya başladı.<br />
İspanya 2022 yılında zeytin çekirdeklerinden elde ettiği uçak yakıtını piyasaya sürerek bu alanda inanılmaz bir çalışmaya öncülük etti.<br />
Dünyada yaklaşık olarak 1,13 milyon ton zeytin üretimiyle ilk sırada yer alan İspanya yıllık enerji ihtiyacının yüzde yirmi beşini zeytin çekirdeklerinden karşılayarak küresel enerji sektörünü şaşırtmaya devam etmektedir.<br />
Evlerin ısınması, şaşırtıcı olanı uçakların uçması için ülkemizde pek de kıymeti bilinmeyerek çöpe atılan zeytin çekirdekleri işlenerek uçak yakıtı olarak kullanılmaya başlandı.<br />
Zeytin çekirdekleri ve posası bir miktar yağ içerir bu yağlar karbon ve hidrojen açısında çok zengindir. Zeytin çekirdeklerinden elde edilen sıvı yakıt benzin ve dizel yakıta göre yüzde yetmişe yakın bir tasarruf sağlamaktadır.<br />
On kilo zeytinden Bir litre biyoyakıt elde edilmektedir.<br />
Ayrıca fabrikalarda işlenen zeytinlerin çekirdekleri zeytini sıkıldıktan sonra yağ bakımından zenginliğini yitirmemektedir. Bünyesinde yağ ve diğer mineralleri taşıyan zeytin çekirdeği tarımsal alanda gübre ve hayvancılıkta hayvan yemi olarak kullanılmaktadır.<br />
Antik çağdan günümüze kadar zeytin sadece besin amaçlı değil tedavi amaçlı olarak da kullanılmıştır.Yüce kitabımız kuranı kerimde övgüye mazhar olan tıbbi nebevinin etkili ilaç gıdası olan zeytin asrımızın yaygın hastalıkları olan kalp damar,hipertansiyon,kanser ve diyabete şifa olarak rabbimizin kullarına ikramıdır.<br />
C.Karatay” Zeytinyağı altın suyudur dünya ölçeğinde önümüzdeki yıllarda kuraklık akabinde kıtlık olacağı öngörülmektedir. Olası kıtlık yılında tek ayakta kalacak ağaç zeytin ağacı olacaktır”. Bu bir öngörüdür batıda bu tür olası vakalar için düşünce kuruluşları çalışma yaparak olası krizlerden en düşük zayiatla çıkılması için önceden tedbirler almaktadırlar. Zeytin stratejik bir ürün olduğu tartışılmaz bir gerçekliktir. Bizlerde günümüz geleceğimiz adına zeytin gerçeğini kabul ederek gereğini yapmalıyız.<br />
En verimli Zeytin ağaçlarının ovalık yerden çok yüksek yerlerde kayalık alanlarda yetişen zeytinin daha değerli olduğu söylenmektedir. Zeytin ağaçlarının en önemli özelliklerinden biride taşınabilir olmasıdır.<br />
Merkezi ve yerel yönetimlerin ilgili bakanlıklar vasıtasıyla atıl durumdaki tarım dışı hazineye ait kayalık alanlarda zeytin ağaçları dikilerek köylülere verilip işlenmesi sağlanabilir.<br />
Acıktığınızda sofranıza azık, hastalandığınızda hastalıklarınıza şifa, hayvanlarınıza yem sobanıza yakıt, aracınıza akaryakıt olası kuraklıkta can simidi arıyorsanız kendiniz için çocuklarınız, torunlarınız için yapmanız gereken olabildiğince tarımda kullanamadığınız atıl bıraktığınız yerlere zeytin ağacı dikmek çocuklarınıza bırakacağınız en büyük miras olacaktır.<br />
Zeytin bugününüz zeytin geleceğinizdir.<a href="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/02/fde.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-231396" src="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/02/fde.jpg" alt="" width="1080" height="1518" srcset="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/02/fde.jpg 1080w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/02/fde-299x420.jpg 299w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/02/fde-150x211.jpg 150w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/02/fde-300x422.jpg 300w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/02/fde-696x978.jpg 696w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2025/02/fde-1068x1501.jpg 1068w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİZ KIYMETİNİ BİLMİYORUZ..</title>
		<link>https://tasova.gen.tr/biz-kiymetini-bilmiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz Sergen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2024 10:53:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tasova.gen.tr/?p=224243</guid>

					<description><![CDATA[Hazırlayan: Yılmaz Sergen Suudilerin halihazırda 11.000 ton petrol üreten 20.000.000 zeytin ağacı diktiğini biliyor muydunuz? Suudi Arabistan&#8217;ın kuzeybatı kesiminde yer alan Al Jouf bölgesinde zeytin yetiştiriciliği, elverişli koşullar nedeniyle önemli bir faaliyettir. ve bölgenin iklimi. Al Jouf, yüksek kaliteli zeytinyağı üretmesiyle tanınır. Suudi Arabistan ayrıca zeytin yetiştiriciliğinde verimliliği artırmak için hidroponik ve sulama teknolojilerine de [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hazırlayan: Yılmaz Sergen</p>
<p>Suudilerin halihazırda 11.000 ton petrol üreten 20.000.000 zeytin ağacı diktiğini biliyor muydunuz?</p>
<p>Suudi Arabistan&#8217;ın kuzeybatı kesiminde yer alan Al Jouf bölgesinde zeytin yetiştiriciliği, elverişli koşullar nedeniyle önemli bir faaliyettir.<br />
ve bölgenin iklimi. Al Jouf, yüksek kaliteli zeytinyağı üretmesiyle tanınır.<br />
Suudi Arabistan ayrıca zeytin yetiştiriciliğinde verimliliği artırmak için hidroponik ve sulama teknolojilerine de yatırım yaptı.<br />
Halihazırda 20 milyon yeni zeytin ağacı dikildi, geçen yıl 11 bin ton zeytinyağı üretildi ve 7 bin hektarın üzerinde (Guinness Dünya Rekorları 2018&#8217;e göre dünyanın en büyüğü) dikili 5 milyon ağaçtan oluşan bir zeytinlik var. Suudi sermayeli bir şirket tarafından kuruldu. Bölgede yetiştirilen başlıca zeytin çeşidi &#8220;Nabali&#8221; çeşididir.<br />
Arap ülkelerinde zeytin yetiştiriciliği son derece yoğundur &#8211; hektar başına 1.600 ağaç dikilmektedir (geleneksel teknik yalnızca 200 ağaç dikmektedir) ve yetiştirilen çeşitler çoğunlukla İspanyol (piquel, arbosana ve arbequina) ve Yunancadır (koroneiki gibi), ancak İtalyan değildir.<br />
Suudi Arabistan yakın zamanda Madrid merkezli zeytinyağı ve sofralık zeytin sektöründe hükümetlerarası ve uluslararası kuruluş olan Uluslararası Zeytin Konseyi&#8217;ne (IOC) katıldı.</p>
<p>Bir dönem ilçemiz çevresinde de yetiştirilen Taşovamızın rakımı 230 düzeyinde Andıran&#8217;da 190 bir zamanlar zeytin yetiştirilen Karsavul Zana mezrasında 175 civarında.</p>
<p>Adamlar çölü ıslah edip zeytin üretimine açıyor. Bizler zeytin ağaçlarını günlük kazanç adına kesip atıyor ya da zeytinlik arazileri kendi haline bırakıp verimsizliğe terk ediyoruz. Çocuklarımızın geleceği adına ha bir gayret.</p>
<div>
<h1 class="entry-title">TAŞOVA ZEYTİNLİKLERİ</h1>
<p><strong>Araştırmacı Yazar Umut Pelitli&#8217;nin konuyla ilgili 27 Haziran 2017 tarihli sitemizde yayınlanan  yazısının bir bölümünü paylaşıyoruz: </strong></p>
</div>
<div><strong>”Herkese aidim ve kimseye ait değilim,</strong></div>
<div><strong>Siz gelmeden önce buradaydım, siz gittikten sonra da burada olacağım.”</strong></div>
<div></div>
<div><strong>Gölgesinde dinlendiği bir zeytin ağacı Antik çağın en önemli ozanlarından olan Homeros’un kulaklarına fısıldar bu dizeleri. Gerçekten de zeytin ağacının geçmişi bundan yaklaşık 39 bin yıl öncesine dayanır. Bilgeliğin, bolluğun ve sağlığın sembolü sayılan zeytinin anavatanı Anadolu toprakları olarak kabul edilir.</strong></div>
<div></div>
<div><strong>Zeytin ağacı genellikle rakımı düşük coğrafyalarda yetişir ancak denizden 1000 metre yükseklikte de zeytin tarımı yapılabilmektedir. Zeytin özellikle 400 metrenin altında daha verimli olur.</strong></div>
<div></div>
<div><strong>Yöremizde yapılan zeytin tarımı ile ilgili ilk bilgiler M.Ö. iki bin yılı ortalarına doğru düzenlenmiş Hitit metinlerinde geçer. Zeytin ağaçlarının dağılış sahaları arasında Amasya’da sayılmaktadır. Taşova-Artova arasında yapılan kazılarda bulunan ilkel zeytinyağı presleri önemli ve yoğun bir zeytin ziraatının varlığını göstermektedir. Amasyalı coğrafyacı Strabon’da bu durumu destekleyen bilgiler verir.&#8221;<a href="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2024/11/DEC.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-224245" src="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2024/11/DEC.jpg" alt="" width="481" height="493" srcset="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2024/11/DEC.jpg 481w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2024/11/DEC-410x420.jpg 410w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2024/11/DEC-150x154.jpg 150w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2024/11/DEC-300x307.jpg 300w, https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2024/11/DEC-356x364.jpg 356w" sizes="(max-width: 481px) 100vw, 481px" /></a></strong></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BEN KASABAMI GERİ İSTİYORUM&#8230;</title>
		<link>https://tasova.gen.tr/ben-kasabami-geri-istiyorum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz Sergen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Oct 2024 17:32:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Köyler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tasova.gen.tr/?p=223083</guid>

					<description><![CDATA[Yılmaz Sergen Çocukluk hatta gençlik yıllarımızda köyde ikamet edenlerin açıkta aç, evsiz kalması neredeyse imkansız gibiydi. Ailemizin gelir düzeyi köy ortalamasının altındaydı, fakir sayılırdık. Buna rağmen ahırımızda üç tane ineğimiz kümesimizde beş altı tavuğumuz hiç eksik olmadı. İneklerimiz, tavuklarımız hanemizin vazgeçilmezleriydi bizden gibiydiler, sahiplendiğimizin sanki farkındaydılar. Her evin ahırı, ahırında birden fazla büyük baş hayvanları [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yılmaz Sergen</p>
<p>Çocukluk hatta gençlik yıllarımızda köyde ikamet edenlerin açıkta aç, evsiz kalması neredeyse imkansız gibiydi.<br />
Ailemizin gelir düzeyi köy ortalamasının altındaydı, fakir sayılırdık. Buna rağmen ahırımızda üç tane ineğimiz kümesimizde beş altı tavuğumuz hiç eksik olmadı. İneklerimiz, tavuklarımız hanemizin vazgeçilmezleriydi bizden gibiydiler, sahiplendiğimizin sanki farkındaydılar.<br />
Her evin ahırı, ahırında birden fazla büyük baş hayvanları vardı. İki mahallenin “eğrek” yerinde toplanan inekler sığırcılar tarafından ikindiye kadar otlanmaya götürülürdü.<br />
Ambarımızda tarlamızdan hasat ettiğimiz ihtiyacımızdan fazla buğdayımız her zaman olurdu. Ata tohumu buğdaylarımızdan kaynatıp setenlerde işlediğimiz yıl boyu ailemize fazlasıyla yetecek aşlığımız, bulgurumuz ambarımızda hiç eksik olmazdı.<br />
Tarlamızdan hasat ettiğimiz domatesler ezilerek elekten geçirildikten sonra şırası avlumuzda kurulan saç ayağının üzerindeki bakır leğenlere doldurup Saç ayağının altına atılan odunlarla ateş harlanır, salça kaynamaya bırakılırdı.<br />
Salça leğende kaynarken, leğenin altında yanan odunların kıp kızıl közleri üzerinde pişirilen mısır her yıl yaz aylarının vazgeçilmeziydi.<br />
Kilerimizdeki yiyeceklerimizin nerdeyse tamamı tarlamızdan hasat ettiklerimizdi.<br />
Evde yoğurdumuz, sütümüz bizim orada meşhurdur ayrandan yapılma çökeleğimiz, azda olsa tereyağımız Soframızda yerini alırdı. Bizim evin vazgeçilmezi ayrandı su niyetine ayran içilirdi.<br />
Buğday, arpa hasadından sonra ekilen güzlek(ikinci mahsul) tarlasında fasulye domates,patlıcan biberlerimiz yetişirdi. Turşumuz kışlıklarımız ikinci üründen yapılırdı.<br />
Köy bakkalından o meşhur vita yağı daha sonra Ayçiçek yağı,tuz,temizlik malzemeleri alınırdı. Haftada bir ilçede kurulan köylü pazarına gitmek adettendi, pazara buğday, soğan, aşlık,bulgur gibi kendi ürettiğimiz ihtiyaç fazlası mahsuller götürüp satılır, pazardan evin eksikleri alınırdı. Bir nevi takas yapılırdı.<br />
Ortaokulumuz il genelinde defalarca derece yapmış ülkemizin bürokrasisine Milletvekili, Müsteşar, rektör üst düzey yöneticiler, Eğitim ordumuza yüzlerce öğretmen, Güvenlik teşkilatımıza Asker, Polis kazandırmıştır.<br />
Köyümüzün gençlerinin oynadığı futbol takımı Amasya amatör liginde önemli başarılara imza atmıştır.<br />
Köyde doğanların unutulmaz anılarıyla dolu köylerimiz şimdi terk-i diyar olmuş, dün bacaları tüten annelerimiz, babalarımızla, birçok evde büyükanne, büyük babalarla neşelerimizi, hüzünlerimizi aşımızı paylaştığımız evlerimizde ocaklar sönmüş bacalar tütmez olmuş, kapılarına kilit vurulup viraneye dönmüş.<br />
Evin avlusundaki samanlıklar bomboş, ahırlar çökmüş, kümesin kapısı ağzına kadar açık hasretle müdavimlerini bekliyor.<br />
Anayasada gayri safi milli hasılanın en az yüzde biri köylüye teşvik olarak verilir hükmüne rağmen üçte biri bile verilmekten imtina edilmiştir.<br />
Köylerimiz üretim yapmak yerine salgınlaştırılan tüketim moduna sürüklenmiştir. Her geçen yıl artan girdi maliyetleri köylerde üretimi pahalı, meşakkatli ve kazanmak yerine zarar eder duruma getirmiştir.<br />
Köylerimizde tarımsal üretim son virajda uçurumun kenarındadır.<br />
Yüzlerce kasabanın belediye tabelası tarıma şaşı bakılan politikalar yüzünden indirilip köylere dönüştü. Günün sonunda bu anlayış devam ederse köylerimizin kapısına kilit vurulursa kimse şaşırmasın.<br />
Neden bu hale geldik, suçlu kim? Köyleri şehirlere sürüklemeden Avrupa&#8217;da olduğu gibi kentlerle köyleri entegre ederek köyün nüfusunu köyde tutabilir miydik?&#8230;<br />
Köylünün köyünde kalıp zenginleşebileceği, mutlu olacağı, geleceğe umutla bakabileceği imkanları sunarak köyünde tutabilirdik. Böyle bir düşüncemiz, çabamız dünden beri hiç olmadı olayı akışına köyleri kaderleriyle baş başa bıraktık.<br />
Köylerimizi, kasabalarımızı kaybettik, ben çocukluğumuzun gençliğimizin en güzel yıllarını yaşadığımız kasabamızı geri istiyorum…</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DELİ SORULAR&#8230;</title>
		<link>https://tasova.gen.tr/deli-sorular/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz Sergen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Aug 2024 17:10:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tasova.gen.tr/?p=218756</guid>

					<description><![CDATA[Yılmaz Sergen Kafamda deli sorular olmadık zamanda beni bulur. Neden, niye bu haldeyiz varlığın içerisinde sefaleti yaşıyoruz deyip sorarım kendime. Kafama takılır bir türlü çıkamam bu kaotik düşüncenin içinden. Halbuki hepimizin evet diyebileceği makul cevaplar, makul çözümler ortaya çıkarmak bu kadar zor olmamalıydı. Anlamadığım makulde mutabık olamıyoruz. Günü kurtarmak adına geleceğimizin bekası olacak kaynakları alternatifi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yılmaz Sergen<br />
Kafamda deli sorular olmadık zamanda beni bulur. Neden, niye bu haldeyiz varlığın içerisinde sefaleti yaşıyoruz deyip sorarım kendime. Kafama takılır bir türlü çıkamam bu kaotik düşüncenin içinden. Halbuki hepimizin evet diyebileceği makul cevaplar, makul çözümler ortaya çıkarmak bu kadar zor olmamalıydı.<br />
Anlamadığım makulde mutabık olamıyoruz. Günü kurtarmak adına geleceğimizin bekası olacak kaynakları alternatifi olmasına rağmen ziyan ediyoruz.<br />
“Federal ağ ajansının verilerine göre,2022 yılında Almanya’daki yenilenebilir elektriğin yarısı yenilenebilir kaynaklardan üretildi.”<br />
Bizi kıskanan Almanlar üretir de biz üretemez miyiz? Bizim iklim şartlarımız doğal yapımız Almanya’dan çok daha avantajlı, her mevsim güneşimiz, rüzgarımız eksik olmaz.<br />
“Ülkemizde 2023 yılında elektrik üretiminin %36,3 kömürden,%21,4 doğal gaz,%19,6 hidrolik enerjiden,%10,4 rüzgar,%5,7 güneşten, %6 diğer”<br />
Doğalgazdan üretilen elektriğin maliyeti yedi sent, kömürden üretilen elektrik rüzgar ve güneşin iki katı ve biz doğalgaz ithal ediyoruz. Devasa paralar ödeyip dış ödemelerde açık veriyoruz.<br />
Güneşi, rüzgarı araya veriyor yani israf ediyoruz.<br />
Kömür için geri dönülmeyecek şekilde doğayı hoyratça tahrip ediyoruz. Yakın zamanda tabiatın mucizesi zeytin ağaçlarını kesip attık. Kömür belki birkaç yıl zeytin ağaçları yıllarca bize hizmet etmeye, ürün vermeye devam edecekti. Ağaçları kesip atmak yerine daha fazlasını yetiştirmeliydik.<br />
Kayseri, Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay ekseninde bu ara çokça yolculuğum oldu. Kayseri Maraş arası yaklaşık iki saatlik bir yol sağımda solumda uzanıp giden bomboş bir arazi.<br />
Kel tepeler, boş araziler neden üretime katılamaz, tamam tarımdan hayvancılıktan vazgeçtik en iyi çözümün ithal etmek olduğuna karar kıldık. Buraya uygun ağaç çok affınıza sığınarak tekrar ediyorum zeytin ağaçları dikilemez mi?<br />
Almanya’nın yenilenebilir kaynaklardan yarısını ürettiği elektriğin ülkemizde yapılacak güneş panelleri rüzgar santralleriyle daha fazlasını üretme potansiyelimiz var olduğunu sanırım bilmeyen yok.<br />
Çok büyük bir iddia! Biz elektriğin tamamını yenilenebilir kaynaklardan ürettiğimizde İşte o zaman Almanya’nın kıskançlıktan sahiden çatladığını göreceksiniz.<br />
Bu düşünceler neden olmasın diyorsanız Kahramanmaraş’ı beklemenize gerek yok. Amasya’dan Taşova’ya kadar aynı atıl tepeleri, arazileri bölgemizde görmeniz mümkün. Andıran, Sonusa, Zuday yolunun kuzey yamacında uzanıp giden bomboş tepecikleri, boş arazileri sizlerde görmüşsünüzdür.<br />
Buraların bomboş, avare, atıl görüntüsü rahatsız edici olmalıdır.</p>
<p>Şimdi soruyorum kendime niye benim cennet vatanımda bomboş arazi, atıl tepeler sahipsiz kalsın. Eminim bomboş atıl durmak tepeler,araziler içinde can sıkıcı olmalı. Buraları üretime kazandırmanın mutlaka bir yolu olmalı.<br />
Yerel yönetim, yerel dinamikler uzaktan da olsa , aslında çok yakınlar bir bakı verseler, essahtan buralara bir şeyler yapılabilir mi sorusunu sorarak cevabını bulsalar olamaz mı?<br />
Önceliğimiz elbette tarım, hayvancılık, ormancılık olmalıdır.<br />
En kötü ihtimalle bu atıl tepelere yenilenebilir enerji üretimine kaynak olmak için yataklık etmeye meyilleri var mı?<br />
Güneş paneli ve rüzgar enerji santrallerini üretime entegre ederek bölge ekonomisine hatta ülke ekonomisine karınca misali bir katkısı olur mu dersiniz.<br />
Yıllar önce Uluköy’ün kuzey yanındaki tepelere çamlar okul öğrencileri ve yerel yönetimin katkılarıyla dikilmiştir..<br />
“Prof. Dr. Talip Yücel, ” Türkiye’de Zeytinliklerin Dağılışı ” isimli makalesinde, Türkiye’de zeytinlik alanların dağılışını gösterirken, Taşova Zeytinliklerinden de bahseder. Zeytin ağaçlarının, Karadeniz havasının Aşağı Yeşilırmak Oluğuna sokulmasından cesaret aldıklarını söyler.<br />
Taşova-Erbaa zeytinlikleri üzerine daha yakın tarihli çalışmasında Yrd. Doç.Dr. Süleyman Elmacı (Önceki Amasya Üniversitesi Rektörü), yöremizin zeytinlik alanlarını daha detaylı olarak inceler.<br />
Taşova- Erbaa ilçeleri zeytinlikleri ile ilgili bu çalışmada, coğrafi konumu sonucu soğuk kuzey rüzgarlarına kapalı Yaylasaray (Tasna ) köyümüzde tarlaların arasında kalmış zeytin ağaçlarından bahseder. Yine yörenin en büyük zeytinliklerinden birinin Uluköy sınırları içerisinde kalan İnişdibi ve Uzunyazı civarı ve bunların karşısındaki gelen Moduz (Moduş) çevresi olduğunu söyler.”<br />
Umut PELİTLİ.Taşova Zeytinlikleri-Taşova gazetesi</p>
<p>Demek ki zeytincilik ve zeytinyağı üretimi zamanın behrinde bölgemizde yapılmıştır.<br />
İmkanların daha kısıtlı olduğu geçmiş dönemde yapılanlar onca fırsat ve imkanların yoğunlaştığı günümüzde niye olmasın. Bunu yapacak yol haritası geçmiş kaynaklarda mevcuttur. Bu girişimi yapabilecek irade ve yöneticilerden cesaretli bir adım atması yeterli olacaktır.<br />
Ülkemizin en küçük taşı, toprağı kaynağı çok kıymetlidir talan ettirmeden, israf etmeden ülkemizin ekonomisine kazandırılmalıyız.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PEYGAMBER MESLEĞİ</title>
		<link>https://tasova.gen.tr/peygamber-meslegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz Sergen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 May 2024 12:10:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tasova.gen.tr/?p=213749</guid>

					<description><![CDATA[Yılmaz Sergen Kişinin doğuştan gelen yetenek ve becerilerinin ortaya çıkarılması, toplumun hizmetine sunulacak şekilde olgunlaştırarak faydalı hale getirmenin tek yolu eğitimdir. Cevheri işlemek özü geliştirmek için idealize olmuş ehil ellere ihtiyaç vardır. İşte o ehil eller öğretmenlerimizdir. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (Sav) “Ben ancak muallim olarak gönderildim” sözleriyle öğretmenlik mesleğini kutsamıştır. Öğretmenlik peygamber mesleğidir. “Eğitimdir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yılmaz Sergen<br />
Kişinin doğuştan gelen yetenek ve becerilerinin ortaya çıkarılması, toplumun hizmetine sunulacak şekilde olgunlaştırarak faydalı hale getirmenin tek yolu eğitimdir. Cevheri işlemek özü geliştirmek için idealize olmuş ehil ellere ihtiyaç vardır.<br />
İşte o ehil eller öğretmenlerimizdir.<br />
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (Sav) “Ben ancak muallim olarak gönderildim” sözleriyle öğretmenlik mesleğini kutsamıştır. Öğretmenlik peygamber mesleğidir.<br />
“Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı yüksek bir topluluk halinde yaşatır; yada esaret ve sefalete terk eder.” Mustafa Kemal Atatürk<br />
Bize alfabeyi okuma yazmayı öğreten, kırk yıl kölesi olunması gereken öğretmenlerimiz; sizler bu ülkenin karanlıktan aydınlığa çıkartan meşalesi çocuklarımızın istikbalisiniz.<br />
Son günlerde öğretmenlerimize yapılan menfur saldırılar bu aziz milletin geleceğine yapılan alçakça bir saldırıdır. Bu yola tevessül edenler en ağır şekilde caydırıcı cezalar verilerek sonlandırılmalıdır.<br />
Öğretmenlerimizin öğrenci, veli, okul yönetimi arasında sağlıklı, anlayışlı motive edici bir iletişimin oluşturulması eğitimin kalitesi öğretmenlerin ve öğrencilerin gelişimi adına çok önemlidir.<br />
Taşkınlık yapan öğrenciye kızan onu uyaran öğretmen öğrencisine sahiplenen onu kazanmaya çalışan öğretmendir. Veliler ve öğrenciler bunun bilincinde olmalı öğretmene pozitif ayrımcılık yapılmalıdır, aksi durumda kaybeden tarafın öğrenci olacağı bilinmelidir.<br />
Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği adına her öğrenci kazanılmalı kaybedilecek hiçbir öğrenci olmamalıdır.<br />
Eğitimin kazanma odaklı olması adına her türlü tedbir daha fazla vakit kaybetmeden bir an önce alınmalıdır.<br />
Okullarımızda gerekli güvenlik tedbirlerin alınması sağlıklı bir eğitim öğretmen, ve öğrencilerimiz adına zorunlu hale gelmiştir.<br />
“Sen bir ana, sen bir baba her şey oldun artık bana canım öğretmenim.”<br />
Bir anne bir veli olan Yeğenimin yazmış olduğu şiiri sizinle paylaşıyorum.</p>
<p><strong>Sevgili Arkadaşlarım</strong><br />
<strong>Güllerin bile dikenlerini koparıp getirelim öğretmenlerimize</strong><br />
<strong>Dikenleri batıp ta incitmesin kalem tutan ellerini</strong><br />
<strong>Hangimiz inkar edebilir bizim üzerimizdeki emeklerini</strong><br />
<strong>İncitmeyelim canımız öğretmenlerimizin sevgi dolu yüreklerini</strong><br />
<strong>Sizler bizim önümüzde ışıksınız, sönmezsiniz öğretmenim</strong><br />
<strong>Her yürekte yaşarsınız, asla ölmezsiniz öğretmenim</strong></p>
<p><strong>Sizler varlığınızı feda etmişsiniz her daim bu yüce vatana</strong><br />
<strong>Tüm insanlık minnettardır sizlere, insanlığın değerine değer katanlara</strong><br />
<strong>Binlerce selam olsun her gün bizlere saygıyı, sevgiyi merhameti anlatanlara</strong><br />
<strong>Yağmur, çamur, kar, kış demeden her günümüze güneş gibi doğanlara</strong><br />
<strong>Sizler bizim önümüzde ışıksınız, sönmezsiniz öğretmenim</strong><br />
<strong>Her yürekte yaşarsınız, asla ölmezsiniz öğretmenim</strong></p>
<p><strong>Sen bana her gün benim, benim, benim öğrencim dersin</strong><br />
<strong>Biz sana her gün bizim, bizim, bizim öğretmenimiz deriz</strong><br />
<strong>Öğretmenim sen bizimsin, biz seniniz biz her daim seninleyiz</strong><br />
<strong>Kim incitirse seni biz onun millet, hak, hukuk, devlet olarak hep karşısındayız</strong><br />
<strong>Sizler bizim önümüzde ışıksınız, sönmezsiniz öğretmenim</strong><br />
<strong>Her yürekte yaşarsınız, asla ölmezsiniz öğretmenim</strong></p>
<p><strong>Yazan: Zeynep (Özgen) DURUKAN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YORMAYIN BİZİ…</title>
		<link>https://tasova.gen.tr/yormayin-bizi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz Sergen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Apr 2024 17:45:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tasova.gen.tr/?p=212012</guid>

					<description><![CDATA[Yılmaz Sergen Günümüzün en önemli problemlerinden birisi Üslubumuz. Konuşamıyoruz, birbirimizi anlamıyor kestirmeden gidip yaftalıyoruz, bağırıp çağırtıyı artırarak aslında haksızlığımızı, bilgisizliğimizi açık ediyoruz. İşin dramatik yanı bu üsluptaki yüksek perdeden bağırtı çağırtıya öncülük edenler insanlara sükûnete davet edip toplumdaki gerilimi önlemesi gereken siyaset ve siyasetin medyadaki kesintisiz ekranları zapt eden istihdam edilmiş uzantıları. İnsan sürekli bal [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yılmaz Sergen<br />
Günümüzün en önemli problemlerinden birisi Üslubumuz. Konuşamıyoruz, birbirimizi anlamıyor kestirmeden gidip yaftalıyoruz, bağırıp çağırtıyı artırarak aslında haksızlığımızı, bilgisizliğimizi açık ediyoruz.<br />
İşin dramatik yanı bu üsluptaki yüksek perdeden bağırtı çağırtıya öncülük edenler insanlara sükûnete davet edip toplumdaki gerilimi önlemesi gereken siyaset ve siyasetin medyadaki kesintisiz ekranları zapt eden istihdam edilmiş uzantıları.<br />
İnsan sürekli bal yese baldan usanır, öteden beri kurgulanmış bir dizi film gibi aynı şeyi izlemekten aynı yüzleri çokta faydalı olsa bile dinlemekten izleyiciler usanabilir…<br />
Cehalet ne güzel şey her şeyi biliyorsun<br />
“Google gibi sor soruyu al cevabı” bu yorumcu üstatların İzleyicileri meraklıları var mı bilemiyorum; olmalı ki her akşam, bilumum, her konuda ekrandaki yerlerini eksiksiz tam kadro alıyorlar.<br />
İlişkilerimizde iş hayatımızda siyaset arenasında bu bağırtı çağırtının işe yarayacağını sananlar büyük bir yanılgı içindeler. Bağırmak haklı olduğunuz ya da doğru konuştuğunuz anlamın gelmez. Bağırmak yüksek sesle konuşmak haksızlığı ya da suçluluğu bastırmanın dışa vurum davranışının bir nedeni olabilir.<br />
Makul insan öfkesiyle değil aklıyla konuşabilendir.“Uysallık akıllının, öfke akılsızın gücüdür”<br />
Toplumun bütün katmanları; ülkemizin üzerine çöreklenen devasa problemlerini, bilhassa medya, siyasete akıl hocalığı yaptığını sananların, bağrışarak, yalanla algıyla bu problemlerin çözülemeyeceğini birilerin söylemesi ya da anlamalarının zamanı ülkemiz adına çoktan geçiyor.<br />
Gerçekle yüzleşmenin üstünü örten bu yaklaşım; çözüm üretme yerine sorunların üstünü örterek ülkeyi kendi hata ve çıkarları adına uçuruma sürüklediklerinin ne zaman farkında olacaklar.<br />
Hakikatler; ülkenin gerçek sorunları her bir şeyin uzmanlarıyla değil işinin uzmanı ehil, liyakatli ülkesini kayıtsız şartsız, amasız seven kişisel çıkardan arınmış makul, dürüst insanların anlatımıyla tespit edilip çözüme kavuşacaktır.<br />
Artık yormayın bizi; dün söylediğinizi ertesi gün söylenmemiş gibi aksini söylemeniz yordu bizi. Yıllardır hep sizler konuşuyorsunuz durun bir artık, hakikatler konuşsun. Ülkemizde gerçekle yüzleşip çözüm üretme aşamasına bir an önce geçilsin.<br />
Yalan söyleyip gerçekleri manipüle edenler, algıyla toplumu kandırdıklarını sananlar, “Bilesiniz “Gerçeklerin, bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır”.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HALKIN, HAKKIN RIZASI…</title>
		<link>https://tasova.gen.tr/halkin-hakkin-rizasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz Sergen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Dec 2023 09:07:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tasova.gen.tr/?p=202286</guid>

					<description><![CDATA[Yılmaz Sergen Zaman zaman pozitif eleştirel yazılar yazmaya çalışıyorum. Sesli düşünmeyi severim. Derdim ne bir partiyi öne çıkarmak nede bir başka partiyi orantısız eleştirmek. Benim derdim memleketimin devasa avantajlarıyla daha iyi yönetilerek milletimizin hak ettiği ama bir türlü ulaşamadığı refah seviyesine ulaşması. Hak edenin hak ettiği yerde olması. Torpilin yerini liyakatın, israfın yerine tasarrufun, kalkınmanın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yılmaz Sergen<br />
Zaman zaman pozitif eleştirel yazılar yazmaya çalışıyorum. Sesli düşünmeyi severim. Derdim ne bir partiyi öne çıkarmak nede bir başka partiyi orantısız eleştirmek.<br />
Benim derdim memleketimin devasa avantajlarıyla daha iyi yönetilerek milletimizin hak ettiği ama bir türlü ulaşamadığı refah seviyesine ulaşması. Hak edenin hak ettiği yerde olması. Torpilin yerini liyakatın, israfın yerine tasarrufun, kalkınmanın esas alındığı kaynakların yerinde ve verimli kullanıldığı; tarafsızlığın, şeffaflığın hakim olduğu refahın olabildiğince artıp tabana eşit olarak dağıtıldığı bir düzenin ülkemiz adına daha iyi olacağını yazmaya çalışıyorum.<br />
Bu ülke senelerdir sorgusuz yandaş yaklaşımdan çok çekti. Bakış açımız tercihlerimiz asla yandaş odaklı olmamalı vatan olmalı, millet olmalı, kamu yararı olmalı. Ben değil biz olmalıydı.<br />
Mahalli seçimler yaklaşıyor bence en önemli seçim. Yerelde yapacağınız objektif akıllı tercih bölgenizin ya nefes almasını sağlayacak ya da beş yıllık bir kayıpla oturduğu koltukta birilerin egosunu tatmin edip kaynak israfına, kayırmacılığa hısım akraba kadrolaşmasına oylarınızla onay vereceksiniz. Yani onay merci sizlersiniz sonradan yapacağınız beyhude ahların vahların hiçbir anlamı olmayacaktır.<br />
Oylarınızla ilinizin ilçenizin bölgenizin geleceğini inşa edeceksiniz. Bunun için oylarınız bölgeniz için ülkeniz için çok kıymetli olduğunun farkında olmalıyız.<br />
Etrafınızda dürüstlüğüne, birikimine, vizyonuna inandığınız hiçbir ahval da dürüstlüğünden, hizmetinden taviz vermeyecek, bölgenize dokunarak kaderini değiştirebilecek kapasiteye sahip olanları ilinizin, ilçenizin beldenizin başına geleceğiniz adına oylarınızla getirmelisiniz. Partileri vizyoner dürüst insanları aday yapmaya zorlamalısınız.<br />
Ceketimizi koysak kazanırız aşağılayıcı yaklaşımının ülke olarak bedelini çok ağır şekilde ödenmedi mi?<br />
Kasabalarınızın köyleşmesinin bölgemizin küçülmesinin nedenlerinde biri bu olabilir mi?<br />
Geçmiş dönemlerde ilçemizde Belediye başkanlığına aday olan rahmetli sanayici Hacı ustanın kaybetmesine çok şaşırmıştım. Hacı usta ilçemizde sanayicilikte bir ekol canlı bir okuldu. Yanında çalışanların anlattıklarını duyunca sanayici bir dehanın ilçemiz adına yapacak çok şeyleri olabilirdi pas geçip üretkenliğinden yeteri kadar faydalanamadık. Büyük bir fırsatı kaçırmış olabiliriz.<br />
“Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar; ibret alınsaydı tekerrür eder miydi?”<br />
Tunceli’deki Komünist başkanın göçü terse çevirmesi ufacık bir yerde milyon dolarlık ihracatı, üretimdeki gayretleri şeffaflığı, öğrencilere yaptığı destek, kamu kaynakları yerinde kullanması, makam aracı yerine kendi aracını kullanması bunun gibi dikkat çeken uygulamalarını aslında her belediyenin, her belediye başkanının yapabilme imkanına sahiptir. Bunun yolu bunları yapabilecek kişiyi bulup seçerek görev başına getirmektir.<br />
Uyguladığı yönetimle milletin gönlünde yerini almış devletin milletin hakkını yetim hakkı olarak bilip icraatını buna göre yapan yöneticilerden haberdar olmalıyız. Rahmetli Recep Yazıcıoğlu, Refik Öztürk, Komünist başkan gibi dürüstlüğe, hizmete dair önemli işler yapan bu yöneticileri farklarını tarzlarını bilmeliyiz. Bu tür yöneticileri çıkartacak, devamını getirecek olanların bizler olduğunun farkında mıyız?<br />
Kaynaklarımız az ve çok kıymetlidir. Bu harcanan para aziz milletin alın teridir, ekmeğinden aşından kıstığıdır, çocuğunun okul harçlığı, kızının çeyiz parası geleceği adına biriktirdiği kefen parasıdır.<br />
Yönetime talip olanlar ne yaptığının farkında olup emanet aldıkları kaynakların nasıl biriktirildiğinin şuuruna sahibi olmalıdır ve bu hassasiyete göre hareket edebilecek karaktere sahip olmalıdır.<br />
Defalarca yazdım; Bizim ülkemizin sahip olduğu imkanlarla olması gereken yer asla burası olamaz.<br />
Ülkemizi bölgemizi daha iyi bir geleceğe taşıyacak olanlar;<br />
Bizlerin onayıyla göreve gelecek vizyoner, liyakatlı dürüst, milletinin hakkını hukukunu geleceğine sahip çıkabilecek karaktere sahip idarecilerdir.<br />
Halkın hakkın rızasına ram olacak bir yönetim.<br />
Vereceğiniz oyun ne demek olduğunu anlamadan rastgele parti taassubuyla verilecek oyları bir kere daha gözden geçirmeliyiz.<br />
Vereceğiniz oylar birilerinin koltuk egosu değil çocuklarınızın, torunlarınızın milletimizin geleceği adına olsun.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ŞAŞIRMAYIN…</title>
		<link>https://tasova.gen.tr/sasirmayin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz Sergen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Oct 2023 18:24:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tasova.gen.tr/?p=198339</guid>

					<description><![CDATA[Yılmaz Sergen Çoktandır uğramadığım semt pazarına iş çıkışı eve gidiş yolumu birazcık uzatarak bir şeyler alabilmeyi umarak gittim. Pazar yeri oldukça kalabalıktı. Kalabalık dedimse kuru kalabalık. Almaktan çok seyirlik gezintiye çıkılmış bir hava içerisinde Pazar tezgahındaki etiketlere bakarak yanından geçip giden onca müşteri, etiketsiz meyve ve sebzenin fiyatını sormaktan çekiniyorlardı. Tezgahın üzerine düzenli albenili bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yılmaz Sergen<br />
Çoktandır uğramadığım semt pazarına iş çıkışı eve gidiş yolumu birazcık uzatarak bir şeyler alabilmeyi umarak gittim. Pazar yeri oldukça kalabalıktı. Kalabalık dedimse kuru kalabalık.<br />
Almaktan çok seyirlik gezintiye çıkılmış bir hava içerisinde Pazar tezgahındaki etiketlere bakarak yanından geçip giden onca müşteri, etiketsiz meyve ve sebzenin fiyatını sormaktan çekiniyorlardı.<br />
Tezgahın üzerine düzenli albenili bir şekilde dizilmiş sebze ve meyveler vitrin süsü gibi tezgahın üstünde bolluğun bereketin hasadın yoğun olduğu bu mevsimde alıcısını beklemekten yorgun düşmüş, kuru kalabalığın üzerlerine iliştirilmiş fiyatlardan alıcıların çaresiz bakışlarından mahcup olmuşlardı.<br />
Alışveriş yapabilenlerin elleri cebe zoraki, ürkerek uzanır olmuştu. Sebze meyvelerin konulduğu poşetler küçülmüş, alınan sebzelerin kilogramları düşmüş, kilo devrinden adet devrine terfi edilmişti.<br />
Gençlik yıllarımda Taşova köy pazarında Andıran&#8217;ın, Mülkbükü&#8217;nün karpuzları, kavunları çuvalla alınırdı. Aynı zamanda üreticisi olan satıcı çuvalı ağzına kadar doldurur, çuvalın ağzını bağlamakta zorlanırdık. Üreticinin doğrudan pazara getirdiği Taşova perşembe pazarından aldığımız sebze ve meyveleri telis çuvala doldurur bir hafta boyunca bolluk içerisinde doyasıya tüketirdik.<br />
Zamanın akışı içerisinde her şey değişti. Üretimin maliyeti arttı hesap devri başladı, popüler ifadeyle gün tasarruf vakti.<br />
Teknoloji gelişti, gelişen teknolojiyle beraber üretim kolaylaştı sözde halk zenginleşti tabana yansıtılamayan bu zenginleşme yemede içmede bile kısma devrini başlattı.<br />
Devir çok parayla az alma zamanı.<br />
Ülkemiz dün tarım üretimindeki güçlü yanıyla övünürdü. Yerli malı haftasını kendi tarlamızdan çıkardığımız mahsullerle pişirdiğimiz aşlarımızı sınıf arkadaşlarımızla paylaşır şölen havasında neşe içerisinde kutlardık. Klişe ifadeyle Tarımsal üretimde Kendi kendimize yeten sayılı ülkelerdendik.<br />
“Yerli malı her Türk onu kullanmalı” bulursan!<br />
Şimdi tarih oldu. Üretimden vaz geçip ithalatımızla sınıf atlayıp övünür olduk.<br />
Paramız var ki alıyoruz.!<br />
Nasıl olduysa köylerimizin üzerine sihirli bir değnek değdi. Çalışabilir genç nüfus tarladan elini çekip köyünü terk edip gitti. Sahipsiz bırakılan ekip biçilmesi pahalı olan köylerde kimse kalmak istemedi. Tarlalar çiftçisiz, meralar hayvansız bırakıldı.<br />
Tarlada Üretim meşakkat ister, alın teri ister. Çaresiz köylü buna senelerdir katlanıyordu, birde bunun üstüne emeklerinin karşılığı verilmeyince cepten tüketmeye ne sermaye ne can dayanır.<br />
Tarımsal girdi maliyetlerine haftalık neredeyse günlük zam üstüne zam yapılırken katlanılması imkansız fedakarlık sahipsiz kalan köylüden beklendi.<br />
Her gün yeni zamla uyanılan ekonomik ortamda köylünün bu yükü taşıması mümkün olamazdı. Tarlayı terk edip üretmekten vazgeçtiler.<br />
Tarımsal üretimdeki negatif dalgalanma görünemedi, umursanmadı nede olsa ithalatımız vardı, ellerden paşalar gibi alındı. Halbuki ithal edilen ürüne verilen paranın çok daha fazlasını kendi üreticinize verme cesaretini gösterebilseydiniz bu hale düşülmeyecekti. Verilen fazla para ülke içinde kalacak çarpan etkisiyle kaybetmeyip kazandığınızın farkına varacaktınız. Tarım kaynaklı cari açığınız ortadan kalkacak, döviz borçlanma ve faizinde nispi bir azalma olacaktı.<br />
Köyleriniz cıvıl, cıvıl pazarlarınız daha ucuz olacaktı.<br />
Vaz geçilen desteklenmeyen yerli üretimin ülkeye kaybettireceği rakam kartopundan çığa dönüşecek, altından kalkılamayacak bir noktaya geleceği şaşırtıcı olmayacaktır…<br />
Kuraklığın ve İklim şartlarının artarak kötüleştiği zaman diliminde ülkeler için gıdaya ulaşım zorlaşacak açlıklar ortaya çıkacaktır.<br />
Tarımda tedbirsizlik ve yerli üretimden vazgeçme geleceğimiz adına ulusal beka problemidir.<br />
Yerli malı devlet yerli üretimi destekle ürettirmeli, her Türk de yerli üretimini ucuza tüketebilmeli.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YAZMASAM OLMAZDI</title>
		<link>https://tasova.gen.tr/yazmasam-olmazdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz Sergen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Aug 2023 16:03:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Köyler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tasova.gen.tr/?p=194993</guid>

					<description><![CDATA[Yılmaz Sergen Annemin vefatından dokuz ay sonra yeğenimin düğününe gitmek için yolumuz bir yıl içerisinde ikinci kez doğduğumuz, gençliğimizin yaşandığı tarihin abide kentlerinden, tarihsel geçmişiyle unutulmaz Sonusa&#8217;ya düştü. Yaşadığım şehrin kavurucu, bunaltıcı sıcağından, kirli havasından kurtulmuş, yayla havasını andıran kesintisiz akşam şiddetini artıran esintinin içerisinde iki keyifli günümüz geçti. Akşam geç saatlerde arkadaşlarla oturduğumuz çınarın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yılmaz Sergen<br />
Annemin vefatından dokuz ay sonra yeğenimin düğününe gitmek için yolumuz bir yıl içerisinde ikinci kez doğduğumuz, gençliğimizin yaşandığı tarihin abide kentlerinden, tarihsel geçmişiyle unutulmaz Sonusa&#8217;ya düştü.<br />
Yaşadığım şehrin kavurucu, bunaltıcı sıcağından, kirli havasından kurtulmuş, yayla havasını andıran kesintisiz akşam şiddetini artıran esintinin içerisinde iki keyifli günümüz geçti. Akşam geç saatlerde arkadaşlarla oturduğumuz çınarın altında kollarım üşümeye başladı.<br />
Bu güzide “köy” demek gücümüze gidiyor. Osmanlının önemli tarımsal ve küçük işletmelerini, medreselerini içinde barındıran büyük bir yerleşim yeri sonra nahiye derken kasaba şimdi köyleşen Sonusa&#8217;da unutulmayacak yaşanmışlarımız gençliğimizle beraber dünde kaldı. Arkadaşlarla zaman tünelinden geçmişimize doğru bir dönüş yaptık. Anılarımızdaki komik anılarımıza çokça güldük biraz hüzünlendik gözlerimiz doldu laflar boğazımıza düğümlendi. Konuşmakta zorlandık.<br />
Düğüne gelen Taşova’da medyanın kanaat önderi saygı değer ağabeyimiz Ahmet Günaydın&#8217;la sohbet etme imkanımız oldu. Masamızda gazetemiz yazarlarından aynı zamanda köylümüz arkadaşlarımız Abdullah Seçkin ve Hasan Apaydın hocamızla sohbet etme imkanımız oldu. Akşam üzeri Belediye Başkan yardımcısı olan okul arkadaşım Adem Kara’yla köyle alakalı epeyce bir sohbetimiz oldu. Bilhassa köyün ulaşım problemini ve diğer konuları konuştuk.<br />
Başkan yardımcısına &#8221;bunları yazmasam olmaz&#8221; dedim.<br />
Köylerde toplu taşıma belediyelerin kapatılmasıyla beraber kontak kapatmış, sona ermiş. Toplu taşımada maliyete ilişkin makul bahaneleriniz olabilir. Bunun sonucu kontak kapatmak olmamalıdır. Köye dönüştürülen kasabaların kendi kaderine terk edilerek sahipsiz bırakılması asla kabul edilemez. Araban yoksa perişansın, ilçeye gitmeyi tanıdıkların arabasına havale etmenin doğru olduğunu düşünemiyorum. Her şeye maliyet açısından bakmak köyleri bu hale getirdi.<br />
Gençlik yıllarımızda yaşadığımız, ayrılmak zorunda kaldığımız köyü yerinde bulamadım, çok üzüldüm.<br />
Köyümüzü bitmiş tükenmiş gördüm. Bu çöküşten çıkışı tek başına köy muhtarlarına havale etmek altından kalkılması zor ağır bir yük olacaktır. Belediyelerin kapısına kilit vurup ilçelere bağlayan anlayış bu çöküşü durduracak çözümleri maliyet hesabı yapmadan yerine getirebilecek sorumluluğun bilincinde bir yapılanmayı geç olmadan başlatmalıdır.<br />
Hülasa;<br />
Köyleri bitirmeyin, lazım olur, geleceğinizde gidebileceğiniz açık bir kapınız kalsın!&#8230;<br />
…<br />
Köyümüze yapmış olduğum seyahati biraz zaruret biraz da değişiklik olsun diye şehirlerarası toplu taşıma aracıyla yaptım. Otobüs de yolcu sayısı Tokat’tan Sivas’a kadar bir elin parmak sayısından birkaç kişi fazlaydı. Sivas’tan birkaç kişi daha ilave oldu. Yoldan binen bir iki kişi o kadar. Bu yolcu sayısıyla otobüs firmaların ayakta durması mucize olmalı.<br />
Sıkıntılı olsa da köyün harika ortamından güzel bir yolculuktan sonra yaşadığım şehre iki gün sonra dönüş yaptım.<br />
Köylerimiz hem geçmişimiz hem de geleceğimizdir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İNSAN CANI MI RANT MI?</title>
		<link>https://tasova.gen.tr/insan-canimi-rant-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz Sergen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Feb 2023 11:31:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tasova.gen.tr/?p=182693</guid>

					<description><![CDATA[Yılmaz Sergen 2009 yılında ünlü bir inşaatçımızla yapılan bir röportajda: &#8220;inşaatları için kumları Marmara Denizinden, demirleri hurdadan çektik. Tüm firmalar aynı şeyi yapıyordu. Deprem olursa binalar kâğıt gibi yıkılır.&#8221; Diyor. 1999 depreminde fay hattı üzerindeki Tavsancıl&#8217;da imar planıyla tek bir binanın yıkılmaması akıllara geldi. 1987 Yılında belde belediyesi olan Tavsancıl&#8217;da, 1989 yerel seçimlerinde Salih Gün [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yılmaz Sergen</p>
<p>2009 yılında ünlü bir inşaatçımızla yapılan bir röportajda: &#8220;inşaatları için kumları Marmara Denizinden, demirleri hurdadan çektik. Tüm firmalar aynı şeyi yapıyordu. Deprem olursa binalar kâğıt gibi yıkılır.&#8221; Diyor.</p>
<p>1999 depreminde fay hattı üzerindeki Tavsancıl&#8217;da imar planıyla tek bir binanın yıkılmaması akıllara geldi.</p>
<p>1987 Yılında belde belediyesi olan Tavsancıl&#8217;da, 1989 yerel seçimlerinde Salih Gün Belediye Başkanı seçildi. Gün,imar planı hazırlamak için Kocaeli Üniversitesi&#8217;nden bilim insanlarına başvurdu. Bilim insanlarının hazırladıkları zemin etüt raporunda deprem riskine dikkat çekiliyordu. Gün bilimsel raporu dikkate alarak bir imar planı hazırladı. Plan doğrultusunda kat sınırı olmak üzere bütün kararları eksiksiz hayata geçirdi.</p>
<p>İmar planı halk arasında tartışmalara yol açtı. Gün&#8217;ün kızı o günleri şöyle anlatıyor. &#8220;Çok tepki çekti. Babamın en yakın arkadaşları babama küstüler. Babam hiç taviz vermedi. Kendi evimizde rahmetli dedem bir kat daha çıkmak istedi; babam kendi babasına bile izin vermedi. Burası deprem bölgesi baba kesinlikle olmaz dedi.</p>
<p>Her zaman söylediği söz İnsan kaybetmektense oy kaybetmeyi yeğlerim&#8221;</p>
<p>Bu alıntılara yorum yapmak istemiyorum. Daha önce depremlere ilişkin gazetemizde aynı minvalde yazılmış iki tane yazım var.</p>
<p>Önlenmesi mümkün kusurlarımızın var olduğunu hepimiz biliyoruz. Deprem kuşağında olan ülkemizde önlenebilir kusurları ihmal etme hakkımız olmamalıdır çünkü bedeli çok ağır oluyor. Net ve katı tedbir, sıkı denetim yapılmadıkça üzülmeye, ülke olarak insanlarımızı kaybetmeye devam edeceğiz.</p>
<p>Sormamız gereken insanı yaşat ki devlet yaşasın ifadesinin neresindeyiz.</p>
<p>İkinci sorum rant mı? İnsan canımı buna net samimi bir cevap vermek<br />
zorundayız.<br />
Ülke olarak yaşanmışlarımız orta yerde duruyor. Onca depremden sonra çok<br />
şeyler yazıldı. Uzmanların ikazlarını, raporlarını önemsemeyip, hiçbir değişikliğe<br />
gerek duymadan tedbirsizce kaldığımız yerden devam ediyoruz.<br />
Aynı bölgede yanyana bir bina yıkılıp diğeri ayakta kaldıysa bunu yapan<br />
müteahhide, kontrolünü yapan yetkiliye, izin verenlere<br />
Soracak bir sorumuz olmasın mı?<br />
Deprem uzmanlarının onca ikazlarına rağmen önlemleri almayıp kader deyip<br />
üstünü örtmek hiç kimseyi sorumluluktan kurtarmayacaktır.<br />
Biliyor musunuz? Deprem öldürmüyor. Artık şunu net olarak görmeliyiz daha<br />
çok kazanma aç gözlülüğüyle yapılan çürük binalar öldürüyor. Oy devşirmek için<br />
yapılan İmar afları, usulsüz verilen ruhsatlar, kontrolsüz yapılaşma o kadar çok<br />
şey var ki.<br />
Binlerce insan enkaz altında canlarını kaybediyor, anasız, babasız, kalan<br />
çocuklar evsiz, barksız kalan aileler bunların vebalinden nasıl korkulmaz<br />
anlamada zorlanıyorum.<br />
Hamburabi Kanunları:<br />
“ 229. madde: Bir usta herhangi biri için bir bina inşa eder ve bu binayı uygun<br />
bir şekilde yapmazsa; inşa ettiği bina yıkılıp sahibini öldürürse inşaatı yapanda<br />
öldürülür.<br />
232. madde:Binanın bir kısmı harap olursa, harap olan kısmın tümünü inşaatçı<br />
tazmin eder ve yıkılan binayı düzgün bir şekilde tekrar inşa eder.<br />
233. madde:Bir kişi,başkası için bina yapıyorsa, bina henüz tamamlanmamış<br />
olsa bile,duvarı yıkılmışsa,inşaatı yapan kişi kendi imkanlarıyla duvarı daha<br />
sağlam hale getirir.”<br />
Bu çağda bu olur mu? Evet olmaz<br />
İnşaatı yapanları alın öldürün demiyoruz. Teknolojinin Hamburabi döneminden<br />
çok üstünde olmasına rağmen aşırı kazanç hırsıyla çürük yapıları inşa edenler,<br />
denetlemeyi hikâyeden yapanlar, çürük zeminlere yapılaşma fırsatı verenler<br />
durmadan imar affı çıkaranların yaptırımları inandırıcı ve caydırıcı olmalıdır.</p>
<p>Görmezden geldiğimiz ihmallerin bedeli yıkılan binaların altında kalan binlerce<br />
insanın ölümüyle sonuçlanıyor.<br />
Hamburabi kanunlarının maddi boyutu bile uygulansa çürümüşlük ortadan<br />
kalkacaktır.<br />
Yapılması gerekenleri yapmayıp, Plansız, zemin etütsüz çürük binaları mantar<br />
gibi dikmenin, hesapsız bırakmanın nihai sonucu budur.<br />
İnsanı yaşat ki devlet yaşasın…</p>
<p><a href="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2023/02/z1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-182696" src="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2023/02/z1.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a><a href="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2023/02/z2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-182697" src="https://tasova.gen.tr/wp-content/uploads/2023/02/z2.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRK MİLLETİNE ADANMIŞ BİR YAŞAM…</title>
		<link>https://tasova.gen.tr/turk-milletine-adanmis-bir-yasam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yılmaz Sergen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Jan 2023 08:51:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tasova.gen.tr/?p=181297</guid>

					<description><![CDATA[Yılmaz Sergen Türk milleti üzerinde yaşadığı vatanın her karış toprağını kanlarıyla sulayarak vatan yapmıştır. Mustafa Kemal “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz” İfadesiyle hürriyetin yolunu göstermiştir. Atalarımız bizlerin bu topraklarda rahat, hür yaşaması için kanlarıyla, canlarıyla bedel ödemiştir. İmkansızlıklar içerisinde ödenen bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yılmaz Sergen<br />
Türk milleti üzerinde yaşadığı vatanın her karış toprağını kanlarıyla sulayarak vatan yapmıştır. Mustafa Kemal “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz” İfadesiyle hürriyetin yolunu göstermiştir.<br />
Atalarımız bizlerin bu topraklarda rahat, hür yaşaması için kanlarıyla, canlarıyla bedel ödemiştir. İmkansızlıklar içerisinde ödenen bu bedeli, kurtuluş mücadelesinin hangi şartlarda nasıl kazanıldığını ne kadarını biliyoruz.<br />
Sömürgeciliğin hiç vazgeçmediği “bir kediyle dövüşmek için bir kedi bul” anlayışı yüzyıllarca denenmiş denenmeye de devam edilmektedir. En güvenilir yol olarak düşünülmüş olmalı ki kurtuluş savaşında acımasız bir şekilde uygulanmıştır. Mandacılık, işgalcilerle iş birliği, kurtuluş mücadelesine karşı saldırılar.<br />
İşgalciler Anadolu topraklarını işgal ederek en acımasız şekilde yakıp yıkarak önlerine çıkan bütün canlıları hareket eden her şeyi öldürüyorlardı. Türklere barbar diyenler barbarlığın ölçülerini çok aşmışlardı.<br />
İşgal edilen vatanımızı kurtarmak için can verenlerin kadrini kıymetini bilmek, üzerinde oturduğumuz toprakların kutsallığını anlayabilmek;<br />
sahip çıkmakla olur.<br />
İşgal edilmiş vatan toprağında, düşman çizmeleri altında mezalimi yaşamış bu milletin çektiklerini, kurtuluş savaşında yokluk içerisinde topyekun yapılan şanlı direniş ve zaferi; Mustafa Kemal Atatürk’ün kelimelere sığmayan mücadelesinden bihaber olanların vatanseverliği, milliyetçiliği vatan sevdasını anlaması mümkün değildir.<br />
Çocuklarımıza bırakacağımız en güzel miras, bu şanlı mücadeleyi okutarak vatanın ne demek olduğunu öğretmek olmalıdır.<br />
Samet Ağaoğlu Kızılkaya köyünde yaşadıklarını şöyle anlatır: “Türk tarihinin yüz yıllarını taşıyan ve Anadolu mücadelesinin en değerli unsuru olan kağnıyla yola çıktık. Bir kız çocuğuna soruyorum kızım adın nedir ‘Ayşe’. Baban varmı? Babam Çanakkale’de şehit oldu. Kim bakıyor sana? Annem şimdi tarlaya gitti ekin zamanı. Bir diğeri Durmuş baban var mı? Yok, efendim İnönü’de şehit oldu. Çevremizi saran on altı çocuk hepsinin babası şehit olmuştu.<br />
O sırada yaşlı bir anne yaklaşır,<br />
-Ordudan ne haber?<br />
-Ordu çelik gibi anne<br />
-Evladın var mı anne?<br />
-Dört oğlum var üçü şehit biri orduda.<br />
-İnşallah gazi olur döner mutlu olursun.<br />
-Ben oğlumu düşünmüyorum evladım çocukları göstererek bu yetimleri bu vatanı düşünüyorum. Allah bunları gavur ayakları altında çiğnetmesin.<br />
Ordunun yiyecek ve giyecek gereksinimleri en alt düzeydeydi. Askerin yüzde yirmi ayağı tümüyle çıplak, bir oka darının bir ayağında eski bir ayakkabı öbür ayağında çarık bulunuyordu.<br />
Ankara’da durum farklı değildi. Birinci meclisin üyeleri yemeklerini kendileri yapıyor, çamaşırlarını kendileri yıkıyorlardı. Herhangi bir maaş almıyorlardı. Sonra ailelerine para gönderebilmeleri için bir miktar ödeme yapılmıştı.<br />
Bakanlıklarda masa yoktu. Memurlar yazılarını gaz sandıklarının üzerinde yazıyorlardı.<br />
Yabancılardan oluşan bir heyet meclisi ziyarete geldiğinde giyecekleri takım elbise olmadığı için topluca görüşme yapılamamıştı. Sadece MEB bakanı Hamdullah Suphi’de bulunan uygun kıyafet sırayla giyilerek günaşırı görüşme yapılabilmiştir.<br />
Mustafa Kemal Ankara’nın yoksulluğuna uygun, yalın bir halk hayatı yaşıyordu. Sade, temiz bir avcı ceketi, eskidikçe onarılan siyah çizmeler giyiyordu. Kurtuluş savaşı boyunca tek bir paltosu vardı. Aralığın ayazında Ankara’ya o paltoyla gelmiş, 1921 de İnönü kışında cepheye o paltoyla gitmişti. Ankara’nın üç kışında Büyük millet meclis balkonunda çıktığında gene o vefalı paltoyu giydi.<br />
Birinci mecliste görev alan milletvekilleri önemli bir bölümü gerçekten aday olmadı, yaşadıkları yere geri döndüler. Kendilerine ne bir ayrıcalık ne de devlet görevi istediler. Başka gelirler olmadığı için almak zorunda kaldıkları milletvekili maaşlarını devlete geri vermek isteyenler bile vardı. Hoca İbrahim Efendi mecliste görevi sona erince köyüne döndü. Çocuklarına aldığı milletvekili maaşlarını geri ödemeleri için vasiyet etti.<br />
Çocuklarım adına bir ahtım var. Büyüsünler adam olsunlar, son santime kadar hesabımı çıkarıp şu fakir milletten mebus maaşı diye aldığım paraları devlet hazinesine geri versinler. Böylece bizimde bir hizmetimiz geçmişse bari hak yolunda hizmet sayılsın.<br />
Mustafa Kemal’in kaburga kemiklerinden biri kırılmıştı. Tedavi için gittiği Ankara’da hekimler kesin olarak yatması gerektiğini söylediler. Çalışmayı sürdürürseniz yaşamınız tehlikeye girer diyorlardı. O savaş bitsin o zaman iyileşirim diyerek yanındakilerle şakalaşıyor önerileri umursamıyordu. Savaş boyunca hep süregelen böbrek rahatsızlığı depreşmiş ona acı veriyor, güçlükle yürüyebiliyordu. Çoğu kez bir masaya dayanarak dinlenmek zorunda kalıyordu. Yirmi dört saat sonra cepheye geri döndü. Savaşı bir trenden sökülen yolcu koltuğunu kullanarak kırık göğüs kemiği depreşen böbrek ağrılarıyla yönetti.”<br />
Bu vatan kolay kazanılmamıştır. Bulunduğumuz noktaya Mustafa Kemalin önderliğinde Türk milletinin kanlarıyla, gözyaşlarıyla imkansızlıklar içerisinde gelinmiştir.<br />
Alıntı yaptığım Metin Aydoğan tarafından yazılmış Adanmış bir yaşam Mustafa Kemal ve kurtuluş savaşı kitabı bu olağanüstü mücadeleyi ayrıntılarıyla anlatmaktadır.<br />
Ağır kış şartlarında: sırtında çocuğuyla cepheye kağnısıyla mermi taşıyan şerife bacı cephaneler ıslanmasın diye kendi üstündeki örtüyü cephaneye ve çocuğunun üzerine örtmüş. Yalın ayak, kış şartlarına uygun olmayan giysiyle çocuğuna sımsıkı sarılmış bir vaziyette yirmi bir yaşında donarak şehit olmuştur.<br />
Yıkılmışlığın, işgalin, vatansızlığın Anadolu’da yarattığı travmayı ve destansı kurtuluşun mücadelesi bilmeden yüreğinde hissetmeden vatansever, milliyetçi olmak lafügüzaf.<br />
Bizlere emanet edilen bu güzel vatanı, çocuklarımıza, torunlarımıza daha iyi şartlarda teslim etmek gibi bir zorunluluğumuz olmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
