“ADALETİN VAR MI DÜNYA”

Adalet duygusunun giderek yok olmaya başladığı toplumların akıbeti konusunda bilgece sözler etmeye hacet yok sanırım. Bir ülkede, kendi halinde yaşayana sıradan vatandaşından tutun da en yetkilisi ve en entelektüeline kadar herkesin adalet kavramı üzerinde kuşkusu varsa, kıyamet yakın demektir!

 

Bu ifadeleri yazarken çocukluk yıllarıma gittim bir an; hafızamda siyah beyaz bir resim gibi küçük bir anekdot canlandı. İlkokul öğrencisi olduğum yıllarda bir gün, kasabamızın çarşısında babamı aradım, para istemek içindi galiba. Babam ve birkaç ahbabı bir kahvehanenin önünde sohbet ediyorlardı.

 

O esnada yoldan düzgün giyimli genç birisi geçiyordu. Babam ve arkadaşları o genç ve düzgün giyimli adamı görünce -sanki bir suçluluk hissiyle ezilir gibi- hemen ayağa kalktılar. Şapkası olanlar başlarından kasketlerini çıkarmak suretiyle hafiften eğilerek selamladılar o genç ve düzgün giyimli adamı.

 

O an “acaba bu genç ve düzgün giyimli adam kim olabilir ki” diye bir düşünce geçti içimden. Belli ki herkesin çekindiği ve de saygı duyması gerektiği birisi olmalı, diye düşündüm. Sonra babama sormuştum o saygıyla eğilerek selamladıkları o adamın kim olduğunu. Babam “hakim bey o adam oğlum” demişti, hiç unutmam.

 

Şu an elimde; Emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un Silivri Cezaevinde kaleme aldığı Suçlamalara Karşı Gerçekler isimli kitabını okurken gözlerimde canlandı bu küçük ve anlamlı anım. Aradan yarım asra yakın bir zaman geçmiş, yine yargıçlar adalet dağıtmaya devam etmektedirler. Lakin bu ülkede yine hala en üst düzeyde kamu görevi yapmış bir şahsın bile adalet duygusunun nasıl köreldiğini okuyorum şimdi, elimdeki kitaptan!

 

Suçlamalara Karşı Gerçekler kitabının özünü Türkiye Cumhuriyetinin 26. Genelkurmay Başkanının terör örgütü lideri ithamı ile olarak yargılanması oluşturmaktadır. Hemen hemen her bölümde birçok sayfada aynı olgu tekrarlanarak dile getirilmektedir. Söz konusu davalardaki başka iddialara ve ithamlara hiç yer verilmemiştir.

 

Sayın İlker Başbuğ; mesela Cumhuriyet tarihi boyunca yasama meclisine ve yargıya yapılan müdahalelerden, vesayetten hiç söz etmemiştir. Doğal olarak; milli iradenin tek taraflı ve keyfi feshinden, milletin meclisinin kapatılmasından, halkın oylarıyla seçilen bu ülkenin başbakanın ve bakanlarının haksız yere darağacına gönderilmesinden, yaşı küçültülerek idam edilen gençlerden ve aynı keyfiyeti zaman zaman sürdürme refleksiyle kelli felli yargı erkinin karargâha brifinge çağrılmalarından falan hiç bahsedilmemiştir kitapta. Dolayısıyla söz konusu cezaevi anıları kitabı ayrı ve geniş, objektif bir değerlendirmeyi gerektirmektedir.

 

Tesadüf bu ya, kitabın tam ortalarına geldiğimde Emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ tahliye edildi. Ardından da başka tahliyeler geldi. Konuyla ilgili programlar, yayınlar yapılmakta, görüş ve beyanlar açıklanmaktadır. Ve her kesimden insanımızın kafası adalet duygusu konusunda bir defa daha karışmış durumdadır.

 

Dün televizyonda Sayın Başbakanı ve bir kent meydanında Sayın Adalet Bakanını dinlerken de benzer duygular geçti içimden. Bu ülkenin Başbakanı, Adalet Bakanı, Eski Genelkurmay Başkanı ve hatta yargı kurumu temsilcileri, basın temsilcileri adalet duygusunun zedelendiğinden söz ediyorlarsa, biz sıradan vatandaşlar ne yapmalı acaba?

 

Yarım asır kadar önce bir Anadolu kasabasında yoldan geçmekte olan genç bir yargıca karşı babamın ve arkadaşlarının tutumunu daha iyi anlayabiliyorum bugün. Antik çağdan bugüne pek fazla değişen bin şey yok sanki.

 

Günümüzden 2400 yıl kadar önce Atinalıların Sokrates’i yargıladıkları sahneyi hayal etmeye çalıştım.

 

Halen değişen bir şey olmadığını gören bilge Sokrates, çağlar öncesinden bugünün adalet sisteminin temsilcilerine sesleniyor gibiydi sanki! “Bir yargıç, iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık vermeli, sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir.” diyordu ama kulak veren kim?

 

Adalet dağıtan mekanizmaların güvenirliği konusunda toplumun ezici çoğunluğunda bir kuşku oluşmuşsa bugün, vay halimize! Adalet duygusunun zedelendiği her geçen gün tüm toplum kesimlerince kulaktan kulağa fısıldanır hale gelmişse bugün, yine vay halimize!

 

Bu durumda “Adaletin küçüldüğü ülkelerde, büyük olan artık suçlulardır.” Şeklindeki anonim özlü sözü hatırlayıp hayıflanıyoruz, hep birlikte!

 

Her şeye rağmen “Allah içimizden adale duygusunu eksik etmesin!” diyorum.

 

A.Yusuf Kuyucaklıoğlu

Yorum Ekle