TAŞOVA ZEYTİNLİKLERİ

0
”Herkese aidim ve kimseye ait değilim,
Siz gelmeden önce buradaydım, siz gittikten sonra da burada olacağım.”
Gölgesinde dinlendiği bir zeytin ağacı Antik çağın en önemli ozanlarından olan Homeros’un kulaklarına fısıldar bu dizeleri. Gerçekten de zeytin ağacının geçmişi bundan yaklaşık 39 bin yıl öncesine dayanır. Bilgeliğin, bolluğun ve sağlığın sembolü sayılan zeytinin anavatanı Anadolu toprakları olarak kabul edilir.
Zeytin ağacı genellikle rakımı düşük coğrafyalarda yetişir ancak denizden 1000 metre yükseklikte de zeytin tarımı yapılabilmektedir. Zeytin özellikle 400 metrenin altında daha verimli olur.
Yöremizde yapılan zeytin tarımı ile ilgili ilk bilgiler M.Ö. iki bin yılı ortalarına doğru düzenlenmiş Hitit metinlerinde geçer. Zeytin ağaçlarının dağılış sahaları arasında Amasya’da sayılmaktadır. Taşova-Artova arasında yapılan kazılarda bulunan ilkel zeytinyağı presleri önemli ve yoğun bir zeytin ziraatının varlığını göstermektedir. Amasyalı coğrafyacı Strabon’da bu durumu destekleyen bilgiler verir.
Prof. Dr. Talip Yücel, ” Türkiye’de Zeytinliklerin Dağılışı ” isimli makalesinde, Türkiye’de zeytinlik alanların dağılışını gösterirken, Taşova Zeytinliklerinden de bahseder. Zeytin ağaçlarının, Karadeniz havasının Aşağı Yeşilırmak Oluğuna sokulmasından cesaret aldıklarını söyler.
Taşova-Erbaa zeytinlikleri üzerine daha yakın tarihli çalışmasında Yrd. Doç.Dr. Süleyman Elmacı, yöremizin zeytinlik alanlarını daha detaylı olarak inceler.
Taşova- Erbaa zeytinlikleri ile ilgili bu çalışmada, coğrafi konumu sonucu soğuk kuzey rüzgarlarına kapalı Yaylasaray ( Tasna ) köyümüzde tarlaların arasında kalmış zeytin ağaçlarından bahseder. Yine yörenin en büyük zeytinliklerinden birinin Uluköy sınırları içerisinde kalan İnişdibi ve Uzunyazı civarı ve bunların karşısına denk gelen Moduz ( Moduş ) çevresi olduğunu söyler.
Süleyman Elmacı tarafından da, bölgede değirmen taşına benzeyen ancak değirmen taşı gibi dişli olmayan üzeri cilalı bir şekilde daha önce zeytinyağı çıkarmak için preslemede kullanılan taşların bulunduğunu, bu durumun bölgede zeytin ağaçlarının ekonomiye kazandırıldığının belirtisi olduğu ifade edilir.
Yöremizde bu kadar önemli ve yoğun olarak kullanılan zeytin alanları nasıl olmuştur da bugün dağınık bir kaç yüz ağacın bulunduğu duruma gelmiştir.
Yrd.Doç.Dr. Süleyman Elmacı bu konuyu üç başlık altında toplamıştır.
İlk ve en önemli nedenin, zeytinin yetişmesi, ondan faydalanma ve ekonomik olarak değerlendirme konusunda yöre insanının yeterli bilgi birikimine sahip olmaması.
Bir diğer neden olarak zeytin ağacı odununun  iyi yanmasından dolayı yakacak olarak kullanılması.
Üçüncü ve belki de en önemli neden, yörede hayvancılık yapan ailelerin sürülerinin kışlık yem ihtiyacının bir kısmını zeytin ağacının her dem yeşil kalan dallarından karşılaması. Her yıl kesilen dallar, bitkinin gelişmesini önlemekte ve bu da yörede zeytinciliğin gelişmesini engellemektedir.
Kaynaklar:
1- Prof. Dr. Talip YÜCEL : Türkiye’de Zeytinliklerin Dağılışı
2- Yrd. Doç.Dr. Süleyman ELMACI : AŞAĞI YEŞİLIRMAK VADİSİNDE DOĞAL ZEYTİN ALANLARI VE EKONOMİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

Yorum Ekle