Sis Perdesi

0

Bu sabah, yine hava çok sisli ve soğuk.. Yüzümü; Herizdağı’na, sırtımı ise Faravga’ya dönüyorum. Faravga’dan esen yelle sırtımın soğuktan yandığını hissediyorum.. Aslında beni yakan 15 gün öncesinde trafik kazasında kaybettiğim 5 tane yeğenimin acısıydı..


Kendimi bir an sıcak bir sobanın kollarına atmalıydım.. Kış günleri genelde kaloriferli binaları sevmem. Sobada yanan odunun ateşiyle ortaya çıkan manzaraya hasret kalışımdan dolayı soluğu hemen bizim Halil Kuru’nun Sılacan’ında almıştım.. Yine sobalarını yakmışlar etrafında çember oluşturup, sohbetle meşgullerdi..


Halil, Fehim, Mahir ve Orhan çok sevdiğim gençlerdi. Her vakit beni gördüklerinde saygılı bir şekilde davranmayı ihmal etmezlerdi.. Devamlı bilgi alışverişinde bulunurduk… Ben onlara bazen öğütler verirdim. Onlarda bana teknolojik bilgiler sunardı… Şimdiki gençlerimiz elbette yeni teknolojik bilgiler bakımından bizden daha iyi durumdalar….


Gençlerin yanından ayrılırken, orda bulunan bir gazetede yer alan başlıklar dünya gerçeklerini yine karşıma çıkarmış ve beni bu güzel ortamdan tamamen uzaklaştırmayı başarmıştı.. Eskiden ekonomi dersi okuttuğumdan dolayı ekonomi ile de iç içeydim.. Ülkemdeki ekonomik olaylara kayıtsız kalmamız elbette düşünülemez…


Küresel ısınma, küresel ekonomik kriz, havaların tekrar soğuması, bahşiş-rüşvet, türbanla ilgili yasa, kayıt dışı ekonomi… vs…


2008 yılı Dünya ve Türkiye için sıkıntılı geçeceği ve belki de ileride büyük bir tsunami etkisi yaratacağı ekonomistlerce öngörülmektedir..


Önemli olan; ülkeyi germeden ve taşları yerinden oynatmadan bu süreci kazasız belasız atlatabilmektir..


51 milyar dolarlık bir kayıt dışılığın var olduğu, borsanın zikzak çizdiği, doların dalgalandığı, Amerika’daki mortgage krizi sonucu ortaya çıkan bu tsunami öncesi sessizlik belki de önemli bir sonuç yaratmadan hafif bir hasarla atlatılabilecektir….


Tv de ana haber bülteninde bir yaşlı bayanın bahşişle ilgili söylediği şu söz her şeyi açıklıyor… “Orda çalışan memur ; garson mu? Ben ona bahşiş vereyim..” Bahşiş: hizmet alanın; hizmet verene gönlünden kopup verdiği para.


Rüşvet: Hizmet görenin, hizmet alandan rızasızca aldığı paradır… diye kendimce yaptığım tanımlamalardır.. Varın doğrusunu sizler bulun…


Bu arada İŞSİZLİK SİGORTA FONUNDAN yararlanma hakkı olduğu halde, mevzuatı bilmediği için yararlanmayan binlerce işsiz kalmış insanımız mevcut… Fonda biriken para yaklaşık 33 katrilyon, yararlandırılan meblağ ise 1.5 katrilyon.. yani bir işyerinde iş sözleşmesiyle işe başlayıp belli bir süre çalıştıktan sonra işten çıkarılan ve işsiz kalanların yararlandığı bu fona, durumu uyan işsiz kalan kardeşlerimizin mutlaka başvurması gerekir. Çalışma sürelerine göre de alacakları para: Asgari ücret ve onun yarısı kadar olabilecektir…


Bunca geçim sıkıntısı ve yoksulluk içinde hayat mücadelesi vermeye çalışan insanımız varken, ülkenin gerçek gündemi işsizlik ve yoksulluk iken, ülkeyi geren ve kaosa sürükleyecek açıklama yapmaktan herkes kaçınmalıdır.. 2001 yılında yaşadığımız kriz öncesinde de böyle durumlarla karşılaşmıştık..


Kısacası; dünyanın bile çok kritik bir dönemde olduğu bu süreçte; ülkemiz için en doğru olanı yapmamız ve soğukkanlı bir şekilde hareket etmemiz gerekiyor…


Bu arada, SİS dağılmış ve güneş yüzünü göstermişti. SİS PERDESİNİN dağılması ile birlikte benimde içimdeki fırtına durmuş, olumsuz düşünceleri de kafamdan atmıştım…



BİLİYORUM…..


YARIN HERŞEY DAHA GÜZEL OLACAK… TÜM MİLLET OLARAK BİRLİK VE BERABERLİK ÇEM-BERİNDE GÜNEŞLİ GÜNLERİ YAKALAYACAĞIZ… BUNA YÜREKTEN İNANIYORUM..

Yorum Ekle