RUFAİ ŞEYHİ SEYYİD NUREDDİN ALPASLAN KÜLLİYESİ ORTAYA ÇIKARILMALIDIR

0

Bu yazımızda; 30 Ekim 2017 Pazartesi günü, İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şevket Dönmez’in ilçemiz Kaymakamı Kudret Kurnaz ile yaptığı görüşme sonunda gündeme gelen ve ilçemiz Alpaslan köyüne adını veren  Seyyid Nureddin Alpaslan’ı tanıtacağız.

Nureddin Alpaslan’ın babası Serameddin Mehmet, onun babasının adı ise Kemahlı Ebu Bekir’dir. Soyları ise Horasan’dan gelen Türkler’dendir. Tarihte Taceddinoğulları beyliğini kuran Taceddin Doğan $ah, Seyit Nureddin Alpaslan’ın torunudur. Prof. Osman Turan “Türkiye Selçuklularında Toprak Hukuku Miri Topraklar ve Hususi Mülkiyet Şekilleri” adlı eserinde $eyh Nureddin Alpaslan’ı şu şekilde öğmektedir.

“Ariflerin Meliki, Muhakkiklerin örneği, iyilik ve yardımcıların Efendisi, Alim ve fakirlerin Mürebbisi, Din ve Milletin ışığı İslâm ve Müslümanların güneşi, Melik ve Sultanların Müşaviri” gibi yüksek sıfatlarla Seyyit Nureddin Alpaslan’ı övmektedir.

$eyh Seyyid Nureddn Alpaslan bir Rufa-i Şeyhidir. İdaresi altındaki köylerden gelen vergi ve kiralar ile Zuday’daki (Alpaslan) arazi, kira gelirleri ile zaviye kurmuş, her gün yemek çıkarmıştır. Bu kurmuş olduğu zaviyede yolcular, misafirler, fakir ve fukaralar istifade etmişlerdir.

Kurmuş olduğu külliyede: Misafirlerin atları ve mutfağa odun getir&n hayvanları için han, misafirlerin ağırlanması için misafir evi, yıkanmaları ve temizlik için hamam, ekmek pişirmek için fırın, kira gelirlerinden toplanan buğday, arpa, mısır, vs. için ambarlar, ibadet için cami, gibi binalar vakfın ve külliyenin ekleridir.

Kendisinin Şeyh ve Alim oluşu sebebiyle Rufa-i tarikatını kurup, zaviyesini açıp, yolcuların, misafirlerin, fakir ve fukaranın gözetilmesiyle köylerin ve şehirlerin insanlarını kendisine çekmeyi ve şeyhliğini kabul ettirmeyi başarmıştır.

Seyyid   Nureddin   Alpaslan’ın   kabri   kendi   ismiyle   anılan   Alpaslan Köyü’ndedir. Bir çok tarihi eserin sergilendiği Alpaslan müzesinde Seyyid Nureddin Alpaslan’a ait birçok eser de bulunmaktadır.

Türbesinin bulunduğu bahçede bulunan zaviyede (Külliye) yolcular ve misafirler için aşevi, hamam, mescid, han, fırın, ardiye ve müştemilat gibi bir çok yapı uzun yıllar sonunda depremler ve çeşitli nedenlerle kaybolmuştur. Vakıflar Genel Müdürlüğü 2010 yılında türbenin restorasyonunu yaptırmıştır. Ancak diğer eserlerin gün yüzüne çıkması ve aslına uygun olarak yeniden restore edilmesi gerekiyor.

Yorum Ekle