KAYBETTİKLERİMİZİN ARDINDAN..

0

                     Çocukluktan gençliğe
geçtiğimiz dönemlerde,Türkiye MC(Milliyetçi Cephe)hükümetleri tarafından idare
ediliyordu.Siyasi fikir gurupları arasında kesin hatlar henüz çizilmemiş,arkadaşlıklar,
dostluklar,komşuluklar can çekişmeye başlamamıştı.


70’li yılların ikinci yarısı, bizim kuşak için büyük acılar yaşanmış
bir dönem olarak hafızalardaki yerini almıştır.

                      Ne yazık ki aynı
sokaklarda top oynayarak,çember çevirerek enek yuvarlayarak aynı okulun aynı
sıralarında büyüyenler,kendilerince doğru olduğuna inanılan “ideolojiler”i
doğrultusunda kan düşmanı haline gelmişlerdir.


Bugünden bakılarak o gün yapılanları doğru-yanlış diye kategorize
etmeye gerek yok.Yaşayanların,kendi vicdanlarında bu yargılamayı  yaptığı kanaatindeyim.

                     Her şeye rağmen,Taşova ve Türkiye’nin her yerinde geçmişte yaşananların
açtığı yaralar,kısmen veya tamamen sarılmış gibi görünmekte,hiç değilse
çocukluğumuzdaki samimiyet yerine konulmasa da mesafeli bir arkadaşlık vasatını
görmek memnuniyet verici…


Bizim kuşak,artık yaşlandığının farkında.Ve dahası hayat kadar gerçek
fakat soğuk yüzüyle “ölüm” yakınımızda.

                     Sadettin Darıcı ve Suluova’da ikamet etmekte olan Bayram Eraslan
kardeşlerimizin genç diyebileceğimiz yaşlarda hayata veda etmeleri ,
”kaçınılmaz son”un herkesin kapısını çalacağı gerçeği ile karşı karşıyayız.


Sadettin’in ardından bu yazıyı
yazmayı düşünmüştüm de bir süreliğine ertelemiştim.Sadettin için tanıyan
tanımayan,seven sevmeyen bir çok kişinin bir şeyler söyleyebileceğini
biliyorum.


Deli-dolu,hesapsız, ama artniyetsiz
yaşadığı gençliğinde herkes gibi Sadettin’in de yaptığı hatalar, kendisinde,
ailesinde,mensubu bulunduğu siyasi gurubda ve yaşadığı çevrede  telafisi mümkün olmayan hasarlara yol
açmış,nihayetinde yakalandığı “şeker”e  yenik
düşmüştür.


Nev’i şahsına münhasır kişilik yapısı   ile zor bir insandı,Sadettin.   


İnançlarındaki samimiyeti kadar da dışa,gelişmeye olabildiğince
kapalı,dik kafalı ve inatçılığı kaderinde oldukça etkili oldu . Eğitim durumu
da bu kaderde önemli bir yer tutar. Onu küçümsemek haddime bile değil.Yanlış
anlaşılmasın Sadettin düzgün bir “okul hayatı” yaşamamıştı,bildiğim kadarıyla.


Bütün bunlara rağmen o, özünde iyi bir
insandı ve bizden , içimizden biriydi. Dürüsttü,onurluydu .Yukarıda da
bahsettiğim gibi  düşünülmeden atılmış
adımlar , anlık hırs ve yapılan hatalar , büsbütün bir  hayatı mahvedebiliyor.


Aslında işin doğrusu,insan,kendi kaderini kendi tayin ediyor.


Onunla yollarımızın kesiştiği bazı önemli yaşanmışlıklarda,

maalesef  onun
hayati hatalar yapmasına gücümün
yetmediğine hayıflanırım.


Zaten bütün bunlara  “kader”  demiyor muyuz ?

                  Bayram Eraslan, Sadettin’in tam tersine olabildiğince  yumuşak huylu,mütevazi,insan canlısı,çevresinde
tanıyan tanımayan istisnasız herkesin sevip saygı duyduğu bir güzel insandı.

                  12 Eylül mağdurlarındı ama devletinin kendisine reva gördüğü o
acımasız  “et-balık ve hapishane” günlerine rağmen
isyankar değildi.Bir imtihan olarak gördüğü dünya hayatının zorlu bir dönemi
idi,o zor günler,Bayram için.

                   Aylarca işkenceye uğramış olmasına rağmen, Bayram ; kuvvetli inaçları
ve   samimi kişiliği ile o ağırlığın
altından kalkabilmiş,çevresine daima müsbet katkılar sağlamıştı.

                   Kendisini ebedi yolculuğuna uğurlarken toplanan kalabalıkta yaşlısı
genci,zengini fakiri,işçisi esnafı,eski fakat eskimemiş dostları,uzaktan
yakından tanıyan tanımayanlar Bayram’ın gidişine , bu ani ayrılığa derinden ah
çekiyorlardı.


Bayram,onca çileye,sıkıntıya boyun eğmemiş ama “Bütün nefisler,ölümü
tadacaktır”
ilâhi emrince Hakk’a yürümüştü.


Onu en iyi tanıyanların başında kader arkadaşı Muharrem Ay gelirdi.

                    Kendisine Bayram’ın vefat haberini yakınlarına
duyurmasını söylediklerinde  “Böyle bir
haberi veremem,beni anlayın”
diyerek
karşı koyuyordu.

                    Sadettin ve Bayram…

                    Birbirlerini tanımıyorlardı belki ama kader arkadaşlarıydı.

                  Yarım asırlık hayatlarında
çektikleri çilenin haddi hesabı yoktu.

                    Arkalarında matemli bir dolu sevenlerini bırakarak ebediyete göçettiler.

                 Bu dünyada yaşadıkları sıkıntı ve ızdıraplar,öteki dünyalarında   kefaret
olur,İnşallah.

                    Geçtiğimiz aylarda gene genç yaşta , menfur bir saldırıda kaybettiğimiz
Esençay Belediye Başkanı İlhan Arduç’u da anmak isterim.


Her üçü de bizim değerlerimizdi.


Ne diyelim,Allah’dan gelene boynumuz kıldan ince.


Allah rahmetiyle muamele etsin,üçüne de.


Geride kalanlara da sabır ve metanet diliyorum.


Başımız sağolsun.


                       Bol güneşli, sağlıklı,bereketli günler diliyorum,hemşeh-rilerime.

                          “Üç aylar”ımız mübarek olsun.

Yorum Ekle