HİZMET, HAK VE ÖZGÜRLÜK…

0

Siyaset tanım olarak; Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıdır. Siyaset bir sanat ama devletin içerisinde bulunan vatandaşlarına karşı olan sorumluluklarını yerine getirmesi gerek en büyük örgüttür. Buna istinaden, devletin yönetimi bazı temeller üzerine kurulmuştur. Ben bu temellerden sadece birkaç tanesini açıklamaya ve günümüze yormaya çalışıp siz değerli okuyuculara arz edeceğim. – Birinci olarak Hizmet konusu. Devlet kime hizmet eder ? bu soru üzerine sayfalarca yazı yazılabilir. İlk olarak yazının daha iyi anlaşılması için bazı grupların hizmet anlayışı ile ilgili görüşlerini ele almakta fayda olacağına inanıyorum. Türkiye Cumhuriyeti Misak-ı Milli sınırları içerisinde 783.562 kilometre karelik vatan toprağımızdır. Bu sınırlar içerisinde ülkemizde yaşayan bazı kesimler Devlet olarak hizmetin yapılacağı alanı sadece ve sadece yine bu sınırlar içerisinde bulunan 79 Milyon insanın alabileceğini söylüyorlar. Bir diğer görüş ise dünyayı ve özellikle Ortadoğu’yu çok iyi tanıyan ve sadece vatanımız topraklarında yaşayan 79 milyon insanımız değil önce çevremizde bulunan ülkelerde ki ırk ve din kardeşlerimizin ardından tüm dünyada mazlum olan, hizmete muhtaç olan kesimlere gücünün yettiği kadar hizmet yapılabileceğini söylüyorlar. Bakın burada particilik oynamıyoruz, bazı grupların hoşuna gidecek, bazı grupların hoşuna gitmeyecek söz ve söylemlerde bulunmuyoruz, gerçekler ile yüzleşmemiz gerektiğini ve var olanı yok gibi gösteremeyeceğimizi açıklıyoruz. Yukarıda bulunan iki grubun görüşleri de aslında doğrudur. Lakin dünyaya bakış açısı noktasında ve insan olmanın gereklerini yapma, yapabilmek için çaba gösterme konusunda biraz birbirinden farklı olduklarını açıkça belirtmek istiyorum. Düşünün biz insanlar dünyada niçin varız ? Kendimiz için mi? Kimisi evet der, ben hayır sadece kendimiz için yaşayamayız diyorum. Hizmeti sadece yakınımızdakilere, sevdiklerimize, eşimize, akrabamıza, dostumuza biraz daha kitleyi büyütecek olursak ırkdaş olduklarımıza mı yapmalıyız? Kimisi böyle düşünebilir, ben dünya üzerinde nerede mazlum ve yardıma muhtaç olan insanlar var ise gerek dinimizden olsun gerek olmasın fark etmez bu o insanların mazlum ve yardıma muhtaç olduklarını değiştirmeyeceğini ve onlara da hizmet için birbirimiz ile yüce kitabımız Kuranı Kerim’in deyimiyle iyi işlerde yarışmamız gerektiğini ( Bakara 148) rehber edinmiş biri olarak söylüyorum. Yani Halka yapılan hizmet Hakk’a yapılmıştır anlayışını benimsiyorum. Hizmet konusunda bugün siyasi olarak konuşacak olursak topraklarımızın güneyinde bulunan zamanında birçok medeniyet görmüş daha ötesinde birçok evliya, alim ve ulemaya ev sahipliği etmiş bir vatan, devlet. Adı SURİYE. Peki Türkiye’mizin siyasi gündeminde ki Suriye’nin yeri nedir ? Yine iki farklı görüşü aktarmak gerekirse, bazı kesimler Türkiye’nin Suriye’de ne işi var ? Suriye’den gelen savaş mağduru mültecilerin Türkiye’de beslenmesine ne gerek var, biz kendimizi doyuramıyoruz vesayre diyen kesim. Bir diğer kesim ise komşusu aç iken ben tok yatamam diyen, her ne olursa olsun oradaki insanların dinine, ırkına ve görüşlerine bakmaksızın bu insanlar yardıma muhtaç mı kardeşim ? Evet. Gelsinler, buyursunlar istedikleri kadar misafirimiz olsunlar diyen ve Mazlumun 10 rızık ile geleceğine 1 tanesini yiyip 9 tanesini de bırakıp geri döneceğine inanmış ve tam teslimiyet ile onlara yardımcı çıkmış, çıkan ve çıkmaya devam eden kesim. Hizmet konusunda 2 temel konu, 4 farklı görüş beyan ettik. Umuyorum ki hizmet anlayışımızda bazı değişikler olur ve dünyaya çok daha geniş bir açıdan bakabiliriz. – İkinci olarak Hak ve Özgürlükler konusu. Devletler vatandaşlarının huzurlu ve güvenli bir ortamda yaşayabilmesini sağlamak, vatandaşlarının haklarını ve özgürlüklerini temin etmek gibi kesin ve katı görevleri vardır. Bugün devletimizin Hak ve Özgürlükler konusunda çok şükür bize göstermiş olduğu ayrıcalıklar ülkemiz topraklarında yaşayan her vatandaşımızın hayatlarını daha güzel yaşanabilir hale getirmiştir. Lakin bunların var olması Buna rağmen ülke içerisinde bulunan ve bu ülkenin suyunu içen toprağının kokusunu içerisine çeken, dağlarında ovalarında gezip bu millete ve de devletimize karşı duruş sergileyen bazı kesimlerin yok olmadığını göstermez. Vatan deyip, millet deyip bu devleti bazı emperyalist, kapitalist ülkelerin güdümüne sokan, toplantılarına gittiğinde el pençe ne diyecekler acaba diye ağızlarına bakan, devletimizin küçük duruma düşmesi bir fidan gibi filizlenip, çiçek açıp koca bir fidan olmaması için elinden geleni yapanlar veya yapılmasına müsaade gösterenler bugün hak ve özgürlük konusunda bu milleti özür dileyerek söylüyorum ahmak yerine koyuyorlar. Bizim bildiğimiz hak ve özgürlük insanlar devletin koymuş olduğu değişmez bir bütün olan yasalar, kurallar dışında arzu ettiği şeylerin yerine getirilmesidir. Ülkemizde biliyorsunuz hak deyince bir çok konu önümüze çıkıyor bunlardan en başta olanı da seçme ve seçilme hakkı, bu konuyu ele alacak olursa 18 yaşını doldurmuş her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı genci, yaşlısı, erkeği, kadını fark gözetmeksizin söz konusu hangi seçim olursa olsun yerel seçimlerde veya genel seçimlerde oy kullanarak seçme hakkına, gerek görüldüğü zaman oy almaya talip olarak seçilme hakkına sahiptir. Günümüzde bakıyorsunuz bir seçim oluyor, bir çok parti farklı farklı söz ve söylemlerle birbirleri ile hem hükümet olabilmek hem de vatandaşlarının hak ve özgürlüklerini yerine getirmek için mücadele veriyor. A partisinin yapmış olduğu benlik siyaseti ne kadar yanlış ise B partisinin de buna karşı bir görüş öne sürmemesi, alternatif olarak devletin vatandaşlara karşı olan bu sorumluluklarının giderilmesi için dimdik ayakta durmaması da o kadar yanlıştır. Bu durumu atletizm de ki bayrak yarışına benzetecek olursak. 1. Bayrağı elinde bulunduran, 2 sıradaki arkadaşına yetiştirmek ardından 3. 4. Kişiler ile yarışın zafer ile sonuçlanmasını sağlamak gibi bir örnek ile açıklayabiliriz. Bugün A partisi milletin hak ve özgürlükleri ile ilgili olarak yetersiz kalıyorsa B partisinin A partisinin yetersiz olduğu durumları tespit etmek ve vatandaşların haklarını ve özgürlüklerini en yüksek refah seviyesinde temin etmek durumundadır. Bu olay devletin sürekliliğini sağlayacağı gibi refah seviyesini de artıracaktır. Bugün bizlere düşen kısım ise kim insanlığa Hizmet konusunda, kim vatandaşların Hak ve Özgürlüklerini temin konusunda çalışıyor bunu görmektir. Bunu görebilmek için naçizane bu yazı bir ışık niteliğindedir. Umuyorum ki verimli bir çalışma ortaya koymuşuz ve bazı düşünceleri dar bir bakış açısıyla değilde geniş bir bakış açısı ile değerlendirmeye ve doğru olanı bulmaya sevk ettirmek adına adımlar atmışsızdır. – Bilgilendirme: Devletin yönetiminde ki temeller konusunda farklı kavramları açıklayacağımız vakitlerde görüşmek dileğiyle sizlere en kalbi muhabbet ve selamlarımı iletiyorum. Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü..

Ufuk Kayı Aktaş

Yorum Ekle