HAZAR’IN DALGALAR…

0

Kardeş ülke Azerbaycan’ın şair ve yazarı Zelimhan YAGUB’a                                                                                                         


 Boy vermiş ağaçların, budanmış dallarında, gül gizlendi, ses sustu, yürek vuruldu da saz dile geldi.             


Dal dal süslenmiş gönül gözünün, doğaya akışını tamamlayan bin bir çeşitle bozkıra bir sesli,  bir sessiz yürüyüşün bir adım ötesinde dağ boyda sevda tutuşur. Dağ boyda aşk oluşur. Dağ boyda türküler söylenir, dağ boyda yürüyüş başlar, başlar da bu gönüle sabır gerek, derdine söz gerek, döze döze yaşanmış bir ömre göz gerek, görünmüş ve görünmemiş ne kaldıysa ulaşmak gerek, sene şair diyorum, şairlere gül gerek.            


Alev alev yakan aşkın kavurduğu, sertleştirdiği taşın bile güzel oluşuyla gamzeleri çevreleyen yanağa uzanıştaki inceliğin, zarafetin ve iltifatın süzülen birkaç damla yarınlara yürüyüşe geçmesi,  başa kar yağsa da bel bükülmeye, asrın derinliğinde emin adımlarla milli duyguların titreşiminde Türk’ün sazını elinde tutan, dilinden destanlar dökülen, bir sevda çınarı… Sevdası türkü olanın yüreği de Türk’tür.           


Hazar gibi, Hazar’ın dalgaları gibi kabarır duygular. Hazar’ı anlayanlar bilir. Hazar, Türk’ün sırdaşıdır. Sahilin dört bir yanı, yar dilidir,           


Hazar’ın sazı da, sözü de Türk gibidir…           


Bilirim yanmışlığın korundan çıkan dumanların göz hapsini. Geçmişin bir tas ayran serinliğinde geleceğe akını bilirim. Avuçlara sığmayan bir damla suyun, göz alasında kem gözlerden nasıl saklandığını bilirim.            


Uzak diyarlar… Uzadıkça yüreği dağlayan diyarlar, bizim diyarlardır.  Can Azerbaycan, canan Azerbaycan,  Gardaş Azerbaycan, gönül dünyamın aşkıyla yüreğimde ebediyen yaşayacak, elemi elem, kaderi kaderim,  sevdası sevdam, mutluluğum olan güzel diyarım.           


Bilindiği üzere, Karabağ’ın en güzel şehirlerinden biri, Tokat ile kardeş şehir olan Şuşa; 8 Mayıs 1992 yılında Ermeniler tarafından işgal edildi. Sonra Laçin, Ağdere, Ağdam, Fuzuli, Cebrayıl, Gubalı, Zengihan gibi şehirler kısa aralıklarla Ermenilerin eline geçti. Şuşa’dan önce Hankenti, Hocavend, Hadrud, Esgeran ve Kelbecer gibi şehirler Ermeni kuvvetleri tarafından işgal edildi.          


İnsan ve milletlerin hayatında olmazsa olmazlar vardır.  Onlar ilgili parlamentolarda soy kırım iddialarını tekrarlayıp dursunlar. Türk milletine dalaşmaya devam etsinler. Bu millet onları çok iyi tanır. Daha dün denecek kadar yakın bir tarih… 26 Şubat 1992… Dost ve kardeş ülkenin Karabağ bölgesinde Hocalı’da yaptıkları hafızalarımızda tap taze duruyor. Ermeniler, 20 yıl önce asra mühür vuracak bir katliamı gerçekleştirdiler.          


Köşk üste çadırlar kurdum Türk’ün ata yurdundan. Boy boy çiçekler ektim bozkıra. Bilirim su içer sevginin kökü,  ömürden, sevgi el üzmez,  sen mensen, ben senem bu yaşıl ağacın altında. Dedem Korkut gül ağacının torunlarını saldı yaşadığım asra. Güneşin doğduğu yerden salıp, üzerinde güneş batmasın dedi. Dört mevsimi de birlikte yaşa oğul, birini alıp, diğerine hasret kalma.          


Ürekten üreğe nice yol vardır ki kelimeler yutkunuyor önümde, cümleler beni affet diye özür diliyor. Konuşmayan bir dil köprüden karşıya geçmeye hazırlık yapıyor. Gözlerin derinliğinde bir top çiçek Şuşa yakınlarında Çıdır’a ulaşıyor. Har-ı Bülbül oluyor kendi gönlünce,  oluyor da gizli kalmış bir sevdanın, gizli kalmış bir hasretin şairce suskunluğunu yaşıyor.  Men.  Sessizce men. Sene ben gerek, bene sen. Men senin kalbine nece yol tapım. mehebbet adlanan pirin dünyasından, öz dünyamın özüne nece yol tapım…  Şair ve yazar Zelimhan Yagub kardeşime Ankara’dan selam gönderiyorum.


 

Yorum Ekle